modern zamanın getirisi yalnızlık üzerine başka bir kitap.
algıda seçicilik midir, nedir? bilemiyorum.
fakat bu sıralar yalnızlığa takıldım. kış ayı da böyle geçsin.
bahara allah kerim.
geri dönüş, ileri gidiş anlatımı ilginç.
bulanık, rüya gibi tasvirler.
yapıkredi yayınlarının kalite ön yargısı da var tabii kafamda.
altı - yedi günlük okuma sonunda, yargım: hoş kitap.
alıntılar:
görün işte, böyle soytarı kişileriz biz, görün işte böyle insan.
insanların büyük çoğunluğu yüzmeyi öğrenmeden yüzmek istemez. yaşamak için yaratılmışlar, düşünmek için değil.
medeniyetler çatışana kadar herkes mutlu.
bana karşı olmayan benden yanadır.
kişilik kuruntusunun maskesini alaşağı etmek için hindistanın binlerce yıl gösterdiği yoğun çabayı, batı aynı kuruntuları destekleyip pekiştirilmesi için harcamıştır.
birkaç kuruş paranın değil, yıldızların peşinde koşan bir adamdı.
bugünün pek az şeyle yeten basit ve rahat dünyası için fazla iddalı ve açsın.
yaşayacak ve gülmesini öğreneceksin.
yaradılış bakımından orta sınıfa mensup biri güçsüz bir yaşam dürtüsüyle donatılmıştır. korkaktır. kendisini elden çıkarmaktan çekinir, kolay yönetilecek biridir. şiddetin yerine yaşamayı, sorumluluğun yerine oyalanmayı seçer.
hermann hesse
bozkırkurdu
çeviri: kamuran şipal
yapıkredi yayınları
209 sayfa
22 Ocak 2015 Perşembe
19 Ocak 2015 Pazartesi
orhan veli - sakın şaşırma eleştirisi
yoğun günler şimdilik geri kaldı.
kış devam ediyor. kar, çamur, yağmur.
havalarda soğuk. olabildiğince yüklendim kitaplara.
tek yenilik çerçevelerden bakıyorum artık. farklı tecrübe.
işte tam bu sırada en sevdiğim şair orhan veli den devam edeyim dedim.
garip orhan veli.
insan susmasını da bilmeli, dinlenmeli.
derleyici : " kısacık yaşamı boyunca yazdıklarıyla türkiye nin en geniş sevgi çemberine ulaşan şairi
oldu. "
alıntılar:
kağıttan teknesinde sevinç taşıyan gemi
ah birçok şeyler hatırlatan erik ağacı
ve o ilk yolculuklara başlayan hasret, zindan
atları çıngıraklı arabanın ardından
beyaz keten mendilimde sallanan ilk acı.
---
güzel kadınları severim
işçi kadınları da severim
güzel işçi kadınları
daha çok severim.
----
hiçbir şeyden çekmedi dünyada
nasırdan çektiği kadar
hatta çirkin yaratıldığından bile
o kadar müteessir değildi
kundurası vurmadığı zamanlarda
anmazdı ama allahın adını
günahkar da sayılmazdı
yazık oldu süleyman efendiye
----
bekliyorum
öyle bir havada gel ki
vazgeçmek mümkün olmasın
---
beni bu güzel havalar mahvetti
böyle havada istifa ettim
evfaktaki memuriyetimden
tütüne böyle havada alıştım
böyle havada aşık oldum
eve ekmekle tuz götürmeyi
böyle havalarda unuttum
şiir yazma hastalığım
hep böyle havalarda nüksetti
beni bu güzel havalar mahvetti
-----
bedava yaşıyoruz bedava
hava bedava bulut bedava
dere tepe bedava
yağmur çamur bedava
otomobillerin dışı
sinamaların kapısı
camekanlar bedava
peynir ekmek değil ama
acı su bedava
kelle fiyatına hürriyet
esirlik bedava
bedava yaşıyoruz bedava
----
uzanıp yatı vermiş, sere serpe
entarisi sıyrılmış hafiften
kolunu kaldırmış,koltuğu görünüyor
bir eliyle de göğsünü tatmış
içinde kötülüğü yok biliyorum
yok benim de yok ama
olmaz ki
böylede yatılmaz ki
-----
orhan veli
adam yayıncılık
107 sayfa
kış devam ediyor. kar, çamur, yağmur.
havalarda soğuk. olabildiğince yüklendim kitaplara.
tek yenilik çerçevelerden bakıyorum artık. farklı tecrübe.
işte tam bu sırada en sevdiğim şair orhan veli den devam edeyim dedim.
garip orhan veli.
insan susmasını da bilmeli, dinlenmeli.
derleyici : " kısacık yaşamı boyunca yazdıklarıyla türkiye nin en geniş sevgi çemberine ulaşan şairi
oldu. "
alıntılar:
kağıttan teknesinde sevinç taşıyan gemi
ah birçok şeyler hatırlatan erik ağacı
ve o ilk yolculuklara başlayan hasret, zindan
atları çıngıraklı arabanın ardından
beyaz keten mendilimde sallanan ilk acı.
---
güzel kadınları severim
işçi kadınları da severim
güzel işçi kadınları
daha çok severim.
----
hiçbir şeyden çekmedi dünyada
nasırdan çektiği kadar
hatta çirkin yaratıldığından bile
o kadar müteessir değildi
kundurası vurmadığı zamanlarda
anmazdı ama allahın adını
günahkar da sayılmazdı
yazık oldu süleyman efendiye
----
bekliyorum
öyle bir havada gel ki
vazgeçmek mümkün olmasın
---
beni bu güzel havalar mahvetti
böyle havada istifa ettim
evfaktaki memuriyetimden
tütüne böyle havada alıştım
böyle havada aşık oldum
eve ekmekle tuz götürmeyi
böyle havalarda unuttum
şiir yazma hastalığım
hep böyle havalarda nüksetti
beni bu güzel havalar mahvetti
-----
bedava yaşıyoruz bedava
hava bedava bulut bedava
dere tepe bedava
yağmur çamur bedava
otomobillerin dışı
sinamaların kapısı
camekanlar bedava
peynir ekmek değil ama
acı su bedava
kelle fiyatına hürriyet
esirlik bedava
bedava yaşıyoruz bedava
----
uzanıp yatı vermiş, sere serpe
entarisi sıyrılmış hafiften
kolunu kaldırmış,koltuğu görünüyor
bir eliyle de göğsünü tatmış
içinde kötülüğü yok biliyorum
yok benim de yok ama
olmaz ki
böylede yatılmaz ki
-----
orhan veli
adam yayıncılık
107 sayfa
9 Ocak 2015 Cuma
rıdvan gecü - sünepe eleştirisi
zaman kavramını ilkokulda öğrendim. mahalle mektebi.
üç katlı, dışı sıvayı andıran kaplamalı. ilk katının pencereleri parmaklıklı.
kışları kalorifer haddinden fazla, paralanırcasına yanmasından okul sıcaktı.
garibanından ortahalli çocuğuna, herkesin yanakları pembe pembe.
ellibeş kişilik sınıfımız, sıralarda üçerli oturuyoruz. duvarda panolar, belirli gün ve haftalar.
hatırladığım kadarıyla kızıl renkliydi. metal başlıklı toplu iğneli.
mevsimler, çağlar panosu.
ilk çağ, orta çağ, yeni çağ. kısa insalık tarihi.
yazar rıdvan gecü de, ikibin yılında başlayan yalnızlık çağına ait hikaye yazmış. uzun hikaye.
sünepe.
yazarın kendi deyişiyle ilk romanı. devamının gelmesi halkımızın için de faydalı olması dileğiyle.
kahramanımızın iç çekişlerinin, günlük hayattaki yansıması kitabın her yerinde var.
okurla sohbet havası da var.
şu an bir bir.
yazar ve düşünür atıflarıda söz konusu. pek hoşuma gitmiyor.
iki - bir.
yazarın üslübu, kitabın konusu. kitap baskı kalitesi derken skor beşaltı - iki oluyor.
ve kitabı edinin, okuyun sonucu çıkıyor.
alıntılar
yalnızlaştırılma aşamamı zerre hatırlamıyorum.
günümüzün uyuyarak geçirdiğimiz dilimi dışında kalan zamanında uyutulmaya harcıyoruz.
meselem orhan dan daha büyük, kredim orhan dan daha az.
benim hayatımda üstlenilmez hiç bir edilgen fiil.
sizler yaşayabilmek adına, önce kendinizi mahkum etmek zorundasınız.
sünepe
rıdvan gecü
tekin yayınevi
123 sayfa
üç katlı, dışı sıvayı andıran kaplamalı. ilk katının pencereleri parmaklıklı.
kışları kalorifer haddinden fazla, paralanırcasına yanmasından okul sıcaktı.
garibanından ortahalli çocuğuna, herkesin yanakları pembe pembe.
ellibeş kişilik sınıfımız, sıralarda üçerli oturuyoruz. duvarda panolar, belirli gün ve haftalar.
hatırladığım kadarıyla kızıl renkliydi. metal başlıklı toplu iğneli.
mevsimler, çağlar panosu.
ilk çağ, orta çağ, yeni çağ. kısa insalık tarihi.
yazar rıdvan gecü de, ikibin yılında başlayan yalnızlık çağına ait hikaye yazmış. uzun hikaye.
sünepe.
yazarın kendi deyişiyle ilk romanı. devamının gelmesi halkımızın için de faydalı olması dileğiyle.
kahramanımızın iç çekişlerinin, günlük hayattaki yansıması kitabın her yerinde var.
okurla sohbet havası da var.
şu an bir bir.
yazar ve düşünür atıflarıda söz konusu. pek hoşuma gitmiyor.
iki - bir.
yazarın üslübu, kitabın konusu. kitap baskı kalitesi derken skor beşaltı - iki oluyor.
ve kitabı edinin, okuyun sonucu çıkıyor.
alıntılar
yalnızlaştırılma aşamamı zerre hatırlamıyorum.
günümüzün uyuyarak geçirdiğimiz dilimi dışında kalan zamanında uyutulmaya harcıyoruz.
meselem orhan dan daha büyük, kredim orhan dan daha az.
benim hayatımda üstlenilmez hiç bir edilgen fiil.
sizler yaşayabilmek adına, önce kendinizi mahkum etmek zorundasınız.
sünepe
rıdvan gecü
tekin yayınevi
123 sayfa
3 Ocak 2015 Cumartesi
yabancı - richard sennett eleştirisi
hasbelkader yaşarsın rastgele. nefes almanın sürekliliğini şans faktörüne bağlarsın. gece gündüz birbirini kovalar kundaktan beri soluduğun soğuk şehrin havası 2015 ocağında da aynı sadece biraz boğazım ağrılı.
sokaklarında süründüğün bu şehir sana yabancı gelmekte. halbuki bir biletle yeditepesinin dolaşıp gayriahlaki, eve geldiğim günler olmuştu. her otobüsü her kornayı bilirsin. araçların uzun kısa far oyunundan markasını çıkarzbilirsin. hatta ayaklarındaki çamurdan yolcuların geldiği semtleri tahmin edersin. tüm bu sezilere karşı tıkandığım nokta ben bu şehre ne ara yabancı kaldım.
yabancı, richard sennett yorumuyla, tuncay birkan çevirisiyle, sevdiğim yayınevlerinden biri olan metis'ten çıkmış. Gözlüğe geçmem dolayısıyla hep şikayetçi olduğum baskı kalitesi düzeldi.
Artık net.
kitap iki denemeden oluşuyor yahudi gettosu ve manet' in aynısının yabancılık çekme kültürü ile ilişkisini inceliyor.
yoğun kitap, kafa sakinken okunmasını tavsiye ederim. çeviri orta halli iyiye yakın kopukluklar var. fakat orjinalden kaynaklı mı çeviriden mi tam bilemedim. kendini yabancı hissedenler bir gözatsın derim.
Alıntılar:
yani en çok, kendinin en az farkında olduğun zaman kendinsindir.
tecritten menfaat elde edenlerin hikayesi...
modern dünyanın tecrit edici duvarlarının yerine otomobiller ve otoyollar alır.
ekonominin de din kadar kuvvetli bir güç olduğu ortaya çıkmıştır.
dünyayı dolaşırken kendilerini dönüştürmüşlerdir. kendilerini körlemesine iştirakten kurtarmışlardır.
memleket fiziksel bir mekan değil, seyyar bir ihtiyaçtır. insan neredeyse memleket daima başka bir yerde bulunacaktır.
Yabancı
Richard Sennet
Çeviri: tuncay birkan
Metis yayıncılık
92 sayfa
sokaklarında süründüğün bu şehir sana yabancı gelmekte. halbuki bir biletle yeditepesinin dolaşıp gayriahlaki, eve geldiğim günler olmuştu. her otobüsü her kornayı bilirsin. araçların uzun kısa far oyunundan markasını çıkarzbilirsin. hatta ayaklarındaki çamurdan yolcuların geldiği semtleri tahmin edersin. tüm bu sezilere karşı tıkandığım nokta ben bu şehre ne ara yabancı kaldım.
yabancı, richard sennett yorumuyla, tuncay birkan çevirisiyle, sevdiğim yayınevlerinden biri olan metis'ten çıkmış. Gözlüğe geçmem dolayısıyla hep şikayetçi olduğum baskı kalitesi düzeldi.
Artık net.
kitap iki denemeden oluşuyor yahudi gettosu ve manet' in aynısının yabancılık çekme kültürü ile ilişkisini inceliyor.
yoğun kitap, kafa sakinken okunmasını tavsiye ederim. çeviri orta halli iyiye yakın kopukluklar var. fakat orjinalden kaynaklı mı çeviriden mi tam bilemedim. kendini yabancı hissedenler bir gözatsın derim.
Alıntılar:
yani en çok, kendinin en az farkında olduğun zaman kendinsindir.
tecritten menfaat elde edenlerin hikayesi...
modern dünyanın tecrit edici duvarlarının yerine otomobiller ve otoyollar alır.
ekonominin de din kadar kuvvetli bir güç olduğu ortaya çıkmıştır.
dünyayı dolaşırken kendilerini dönüştürmüşlerdir. kendilerini körlemesine iştirakten kurtarmışlardır.
memleket fiziksel bir mekan değil, seyyar bir ihtiyaçtır. insan neredeyse memleket daima başka bir yerde bulunacaktır.
Yabancı
Richard Sennet
Çeviri: tuncay birkan
Metis yayıncılık
92 sayfa
1 Ocak 2015 Perşembe
istanbul öyküleri antolojisi - jale sancak
güneşin, dünyanın, ayın hareketleri doğrultusunda insanoğlu takvimleri oluşturdu.
matbaa bastı.
Bana da karşısına geçip bakmak, sonrada yaprağı yırtıp çöpe atmak kaldı.
bazende sonbaharda ki ağaç yaprakları gibi yerlerdeki takvim yapraklarına basmak.
geçen günlerime bakıyorum boş geçen günlerime.
istanbul öyküleri antolojisi ikaros yayınlarından çıkmış.
jale sancak seçkisi.
istanbulun yokuşları, sokakları, insanları var. istanbul var hikayelerde.
Gözönündeki yazarlar da var, keşfedilmeyi bekleyende.
okuyun, okutun derim.
en azından sait faik abidin dino peride celal zeyyat selimoğlu oktay akbal bilge karasu demir özlü nursel duruel tezer özlü nemika tuğcu mehmet coral selim ileri hulki aktunç necati güngör semra aktunç nedim gürsel feride çiçekoğlu vecdi çıracıoğlu murathan mungan sezer ateş ayvaz mehmet ünver yasemin yazıcı jale sancak nalan barbarosoğlu jaklin çelik makbule aras haklarında fikriniz olur.
Alıntılar
onun kapıdan girmesiyle şimdiye kadar içimde hapsettiğim insafsızlığım, huzursuzluğum, melankolikliğim uçup giderdi.
Genelevde faaliyet durur. Abidin Dino
kilyos'un kışı, denizinin, dırdırı saldırganlığı manyaklık kertesine ulaşmış bir kadından ayrımı yok.zeyyat selimoğlu
martı gübresi, taban fiyatı sıfır.
haklısınız kentimize yabancıyız şimdi oysa o zamanlar yabancı kentlere göç etmiş olsaydık bize dedikleri gibi oraları belki aşina gelirdi.
bende biliyorum liman kentlerinin kimlikleri denizde öpüştükleri yerlerde gizlidir ve kıyıları 6 şeritli yollarla boğmak dudaklara beton dökmek öpüşmeleri mühürlemektir.
güçlü ve akıllı olmak istemiyorum artık mutlu olmak istiyorum.
sen demini denize vermeden, ben çayını getiriyorum.
istanbul öyküleri antolojisi
Jale sancak
İkaros yayınları
246 sayfa
19 Aralık 2014 Cuma
cüneyt göksu - küba - sarı sıcak pencere
soğuk kış günlerinde özlemini duyduğum küba'ya dair basit bir yazı yazmak istedim.
sanırım şuan herşeyi bırakıp sırt çantamla birlikte " ya basta, ya nasip " naralarıyla havaalanının yolunu tutmak isterdim.
küba anadolu gibi sarı sıcak şekliyle gözümün önünde hep.
İnsanları, iklimi, coğrafyası.
Küba üzerine çok düşündüm. ama burada kesmeliyim. çok hisli yazıların yeri burası değil.
Küba: sarısıcak pencere; iki gezginin, küba seyahatini anlatmakta.
Kübayı tanımak isteyenlerin veya seyahate gideceklerin okuması gereken bir kitap.
Küba otelleri, küba yemekleri, halkı, ulaşımı, müziği daha birçok değerlerinden bahsedilmekte.
Kitapta geçen küba beşlisi; bugün kü gazetede gözüme çarptı, üç ü serbest bırakılmış. Amerika nın küba üzerinde uyguladağı ambargoda gevşeyecekmiş. Direnen halklara, ülkelere, kişilere selam.
Alıntılar
Bir kez özsu yürümüş dallara,
Patlayacaktır ağır sancılara karanlıklar
Varmak için o güzel yarınlara
Bizim de dağlarımız vardır che quevara.
Basit yaşacaksın, mesela susayınca su içecek kadar basit. Yalçn ergir
Küba: insanın gözünün görebileceği en güzel yer. Kolomb
hiçbir şey faydasız olamaz işsizlik sıfır olmak zorunda bir toplumdaki birey bir değer içermiyorsa o toplum doğru olamaz. Castro
hiçbir vatandaş şansıma terk edilip bir kenara konulmamalı. Castro
adalet güçlü olanın hakkını kolaylaştırmaktan başka bir şey değildir.
Hepsinin ortak noktası bir gölgeye sığınmış olmaları.
Ho ho ho sin mich
Ernestoya bin selam
2 - 3 daha fazla vietnam
günümüzde kim özgürlük savaşçısı kim terörist belli değil tanımı güçlü olan yapıyor.
Küba : sarı sıcak bir pencere
Cüneyt göksu
Serpil yıldız
Beyazvizyon yayınları
286 sayfa
sanırım şuan herşeyi bırakıp sırt çantamla birlikte " ya basta, ya nasip " naralarıyla havaalanının yolunu tutmak isterdim.
küba anadolu gibi sarı sıcak şekliyle gözümün önünde hep.
İnsanları, iklimi, coğrafyası.
Küba üzerine çok düşündüm. ama burada kesmeliyim. çok hisli yazıların yeri burası değil.
Küba: sarısıcak pencere; iki gezginin, küba seyahatini anlatmakta.
Kübayı tanımak isteyenlerin veya seyahate gideceklerin okuması gereken bir kitap.
Küba otelleri, küba yemekleri, halkı, ulaşımı, müziği daha birçok değerlerinden bahsedilmekte.
Kitapta geçen küba beşlisi; bugün kü gazetede gözüme çarptı, üç ü serbest bırakılmış. Amerika nın küba üzerinde uyguladağı ambargoda gevşeyecekmiş. Direnen halklara, ülkelere, kişilere selam.
Alıntılar
Bir kez özsu yürümüş dallara,
Patlayacaktır ağır sancılara karanlıklar
Varmak için o güzel yarınlara
Bizim de dağlarımız vardır che quevara.
Basit yaşacaksın, mesela susayınca su içecek kadar basit. Yalçn ergir
Küba: insanın gözünün görebileceği en güzel yer. Kolomb
hiçbir şey faydasız olamaz işsizlik sıfır olmak zorunda bir toplumdaki birey bir değer içermiyorsa o toplum doğru olamaz. Castro
hiçbir vatandaş şansıma terk edilip bir kenara konulmamalı. Castro
adalet güçlü olanın hakkını kolaylaştırmaktan başka bir şey değildir.
Hepsinin ortak noktası bir gölgeye sığınmış olmaları.
Ho ho ho sin mich
Ernestoya bin selam
2 - 3 daha fazla vietnam
günümüzde kim özgürlük savaşçısı kim terörist belli değil tanımı güçlü olan yapıyor.
Küba : sarı sıcak bir pencere
Cüneyt göksu
Serpil yıldız
Beyazvizyon yayınları
286 sayfa
9 Aralık 2014 Salı
juan manuel parada - işgal ve diğer öyküler
kış mevsimine yakışmayan pazar günündeyim. elektrik kesintisi günümü şenlendirdi.
senelerden beri kış benim için soğuk suyun yüze çarpması demek. güne hızlı bir başlangıç oldu
benim için.
devrik cümlelere bayılırım. beni yansıttığını düşünüyorum. mümkün olduğunca kullanmaya
çalışıyorum.
boğaz ağrısıyla birlikte battaniyenin altında ki yerimi alıyorum.
juan manuel parada ile böyle tanıştım. kış mevsiminde sarı sıcak olan ülkelerin yazarı.
juan manuel parada nın çok sağlam hikayesi işgal bu kitaptaydı. üzerine methiyeler dizilecek çok iyi
hikaye. okuyunca göreceksiniz.
bunu dışında hastanede ki palyaço, kitap satıcısı, kiralık fikirler, mutlu ülke can alıcı hikayelerinden.
juan manuel parada ya dikkat etmeye başlıyorum.
kitap alakarga yayınlarından çıkmış, kapak resmi çok hoş.
dört-beş yerde imla hatası olmasına rağmen güzel, açık, temiz çeviri olmuş.
hikaye severlerin ilgisini çekeceği bir kitap olduğunu düşünüyorum.
alıntılar:
kabul et numas, şansızlık ekiyorsun.
her şeye yeniden başlamak için yeniden başlıyorlardı.
bir gazoz ve iki çörek alacak, biraz da atari oynayacaktı.
değersiz olmaya veda edecektim.
her biri, kendisi olabilmek için diğerine ihtiyaç duymaktan nefret ediyordu.
orada bulunanların önünden yürüdü ve dışarıdaki dünyaya vardığında içerideyken ruhunu daraltan
sıkıntıyı tek nefeste dışarı attı.
juan manuel parada
işgal ve diğer öyküler
çeviri: berna talun üğüten
alakarga yayınları
103 sayfa
senelerden beri kış benim için soğuk suyun yüze çarpması demek. güne hızlı bir başlangıç oldu
benim için.
devrik cümlelere bayılırım. beni yansıttığını düşünüyorum. mümkün olduğunca kullanmaya
çalışıyorum.
boğaz ağrısıyla birlikte battaniyenin altında ki yerimi alıyorum.
juan manuel parada ile böyle tanıştım. kış mevsiminde sarı sıcak olan ülkelerin yazarı.
juan manuel parada nın çok sağlam hikayesi işgal bu kitaptaydı. üzerine methiyeler dizilecek çok iyi
hikaye. okuyunca göreceksiniz.
bunu dışında hastanede ki palyaço, kitap satıcısı, kiralık fikirler, mutlu ülke can alıcı hikayelerinden.
juan manuel parada ya dikkat etmeye başlıyorum.
kitap alakarga yayınlarından çıkmış, kapak resmi çok hoş.
dört-beş yerde imla hatası olmasına rağmen güzel, açık, temiz çeviri olmuş.
hikaye severlerin ilgisini çekeceği bir kitap olduğunu düşünüyorum.
alıntılar:
kabul et numas, şansızlık ekiyorsun.
her şeye yeniden başlamak için yeniden başlıyorlardı.
bir gazoz ve iki çörek alacak, biraz da atari oynayacaktı.
değersiz olmaya veda edecektim.
her biri, kendisi olabilmek için diğerine ihtiyaç duymaktan nefret ediyordu.
orada bulunanların önünden yürüdü ve dışarıdaki dünyaya vardığında içerideyken ruhunu daraltan
sıkıntıyı tek nefeste dışarı attı.
juan manuel parada
işgal ve diğer öyküler
çeviri: berna talun üğüten
alakarga yayınları
103 sayfa
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)