Okulda, adı çok geçen bir yazar, Edward W. Said. Müzik üzerine, kültür üzerine eleştirileri var. Bu eleştirileri de eleştiriye açık :)
Edward Said dendiğinde ilk akla gelen şarkiyatçılık, oryantalizm. Çoğu kişi de onu bildiğinden onun üzerine konuşur. Edward Said aslında çeşitli konular üzerine yazmış. Düşüncelerini belirmiştir.
Bu kitaplardan biri de Geç dönem üslubu. Gecikmenin nelere kadir olduğundan bahsediyor. Müzik, edebiyat, tiyatro üzerine düşünceler. Gleen Gloud üzerine düşünceleri etkileyici.
Fakat ben müzik araştırma, incelemelerinin bu şekilde yapılmasının eksik kalacağını bütünü anlamanın zorlaşacağına inanıyorum. Biraz hedefe odaklı eleştiriler. Zeitgeist' e uygun, eleştirmenin nesnelliği de şüpheli.
Fakat anlatımı seçtiği konuları iyi. Metis yayıncılık da kaliteli bir yayın evi.
Alıntılar
Ölü insanlar şüphesiz zamanı aşmışlardır. ( 11 )
İnsanın kendini alıştırdıktan sonra bozması " geç üslup" ' tur.
Beethoven' ın geç dönem çalışmaları bir sürgündür. ( 27 )
Gibt es einen, der nicht trivial ist?
Saçma olmayan bir son var mı ?
Her şeyin olduğu gibi kalmasını istiyorsak her şeyi değiştirmeliyiz. ( 116 )
Geç Dönem Üslubu
Edward W. Said
Özge Çelik
Metis Yayıncılık
169 sayfa.
metis yayıncılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
metis yayıncılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Aralık 2017 Cuma
15 Ağustos 2017 Salı
Benedict Anderson - Hayali Cemaatler
2017 yazı için dört kitap oku projem vardı. Kendim için. Dört tane uzun zamandan beri okuma planı yaptığım kitabı okuyacaktım. Yaz bitti bitiyor ve ben henüz birini bitirebildim. Bakalım.
Dört kitaptan ilki, hayali cemaatler. Okuldan hocamın tavsiyesi. Biz kimiz? Biz miyiz? Neyiz? Sorularının cevaplarını sunmuyor, cevap yolunu sunuyor.
Bakış açısı geniş olan kişiler dışında okunmasa iyi olur. Anlayamazsınız.
Her şeyi hatırlayanlar okumasın, zaman kaybı.
Kimler okuyup, okunmamasına karar verildiyse başlayalım.
Hayali cemaatler, 11 bölümden oluşmakta. Milliyetçiliğin nasıl oluştuğundan bahsetmekte. İnciterek, esprilerle olayı anlatmakta. Başka milletlerin olaylarıyla kendi milletini açıklama yoluna gitmekte.
Bu tip kitapların metisten çıkması doğal. Seriye bakın daha neler neler var. Metis bu işi başarıyor diyebiliriz. Kitaba dönersek Japon kapaklı. Mükemmel konuyu anlatan bir fotoğraf.
Alıntılar
Dinsel inançların geri çekilmesiyle onların kısmen yatıştırdığı ıstırap ortadan kalkmadı. ( 25 )
Gazeteler bir günlük bestsellerlar. ( 49 )
Matbaa Çin' de 500 yıl önce bulunmasına karşın, kapitalizm olmadığı için devrim olmamıştır.
Yüksek Almanca, Kral ingilizcesi, merkezi tayca ( 61 )
Uti possidetis: Kullanan sahibidir.
Ulus yavaş yavaş, şekillenen bir görüşten, bilinçli olarak yönelebilecek bir hedef haline geldi. ( 83 )
Bir ulus, bir kaç insan doğması gerektiğine karar verdiğinde doğar. ( 89 )
Milliyetçiliği icat eden bir dilin kendisi değil, yayın dilidir.( 151 )
Gemeinschaft: geleneksel, gesellschaft: modern, earth to earth : topraktan toprağa
Sömüren ülkede ırkç kelimeler 10 sa sömürülen ülkede 1 dir.
Onlara anlamlarını çözemedikleri kendi bilmecelerini açıklayarak,anlamadıkları kendi sözlerinin kendi, sözlerinin kendi hareketlerinin ne demek olduğunu öğretecek bir oeidipus gerek. (219)
Bir ulusun özü tüm bireylerin ortak pek çok şeye sahip olabilmesi ve aynı zamanda hepsinin pek çok şeyi unutmuş olmasıdır. ( 220 )
Hayali Cemaatler
Benedict Anderson
Metis Yayınları
227 sayfa.
13 Kasım 2016 Pazar
Birgül Oğuz - Hah
Ödüllü bir kitap. Ön yargılı yorumlara başlayalım. Ödüllü çünkü. Pasta gibi. Ödüllü pasta. Tarifi aşçıda saklı.
Hah, Birgül Oğuz' dan, güzel kapaklı, güzel kağıt kokulu, devrik cümleli, şiirsel bir hikaye kitabı.
Rönesans'da resim sanatını önemli kılan heykel sanatına benzerliği ona daha da yaklaşmasıydı. Hah da şiire benzeyen hikayeler içeriyor. Anlamı yoğun, çerez gibi değil. Yılbaşı akşamı tv izlerken okunacak hikaye kitapları gibi değil ve bırak bu hikayeleri gibi cümlelerde kaynaklık etmez.
Anlamı yoğun dili, dili güçlü. enteresan bir kitap. son bir kere daha aşkla söyleyeyim. Anlamı yoğun.
Kitaptan az alıntı yaptım. Bir gün unutursam yeniden dönüp okumaya ihtiyacım olacak.
Alıntılar
Ve üreteceksin. Ve unutmayacaksın üretim esastır.
Zaman hızla daralıyor ve sıfır noktasına ulaştığında imkan ve mekandan arınıyor.
Hah
Birgül Oğuz
Metis yayıncılık
79 sayfa
Hah, Birgül Oğuz' dan, güzel kapaklı, güzel kağıt kokulu, devrik cümleli, şiirsel bir hikaye kitabı.
Rönesans'da resim sanatını önemli kılan heykel sanatına benzerliği ona daha da yaklaşmasıydı. Hah da şiire benzeyen hikayeler içeriyor. Anlamı yoğun, çerez gibi değil. Yılbaşı akşamı tv izlerken okunacak hikaye kitapları gibi değil ve bırak bu hikayeleri gibi cümlelerde kaynaklık etmez.
Anlamı yoğun dili, dili güçlü. enteresan bir kitap. son bir kere daha aşkla söyleyeyim. Anlamı yoğun.
Kitaptan az alıntı yaptım. Bir gün unutursam yeniden dönüp okumaya ihtiyacım olacak.
Alıntılar
Ve üreteceksin. Ve unutmayacaksın üretim esastır.
Zaman hızla daralıyor ve sıfır noktasına ulaştığında imkan ve mekandan arınıyor.
Hah
Birgül Oğuz
Metis yayıncılık
79 sayfa
25 Ağustos 2016 Perşembe
Adam Phillips - Kaçırdıklarımız
İnsanın kafası dolu olunca nasıl olurmuş, geçen haftalarda anladım. Hele ki son hafta işlerin yoğunluğu beynimi durdurdu. Ne işleri tam yaptım, ne de olacak işlere yüklenebildim. Bu olacak işlerden biri de Adam Phillips' in Kaçırdıklarımız kitabıydı. Kitabı internette gezinirken buldum.
Başlık ve kapak ne kadar etkili, bu kitapla anladım. Yarın, öbür gün kitap yazmaya kalkarsanız dikkat edin derim :)
Kapak ve başlıkta sorun yok, peki içerik?
İçerik çok geniş, fakat çevirinden mi bilmem dil çok ağır. Evet evet çeviriden bence.
Dil ağır, konular birbiriyle bağlantılı olduğu halde okuyucuyu zorlayan cümleler var. Kısa cümleler neredeyse yok, cümleler satırlara sığmıyor. Özneyi, nesneyi karıştırıyor insan.
Kısacası Metis bir sonraki basımlarda çeviriyi gözden geçirsin. Örneğin yazarla yapılan söyleşide ki dil ile kitap dili çok farklı. Bir söyleşi olabilir ama bu kadar fark olmamalı, yazar isteyerek dilini bu kadar ağır yapmaz.
Sonuç olarak kitabın değindiği konular iyi fakat anlatım biraz ağır gelmiş. Anlaşılmasında problemler var.
Alıntılar
İhmaller tesadüf değildir. Marilyn Moore
Yaşam, insanlar öyle her istediklerini edemedi diye değil, arzular kendilerine hasar vermeye başladığında, istedikleri şey katlanılmaz kayıplara gebe olduğunda trajik bir hal alır.
Arayış, buna değip değmeyeceği sürecidir.
Arzuları, birbirini saf dışı bırakmayacak şekilde tanımlamak.
Hüsrandan sakınmaya mı yoksa onu dönüştürmeye mi karar vereceğiz?
Gerçeklik önemlidir, bizi tatmin edecek tek şey odur.
Hüsran duymaması gereken,Tanrıdır.
Tatmin olabilmek için mücadele olması gerekir.
Tatmini varlığını borçlu olduğu hüsran duygusu olmadan yaşamayı tercih ederiz.
Kim olduğumuz her daim ziyadesiyle gözümüzü korkutur.
Bir başka deyişle anlamamak ve anlaşılmamak mükemmelliğin zorbalığından kurtarır.
Bu hayatta sorun kavrama hırsının kendisidir.
Düşüncelerimiz dahil hiçbir şey yanımıza kar kalmayacaktır, yanımıza kar kalmamasının adına suçluluk deriz.
Ahlak ve kültürün en derin sırrını bilmek neyden kaçınacağını bilmekten ibarettir.
Deneyimlerimizden ziyade deneyimlerimiz hakkında bilgi sahibi olduğumuzu düşünerek yaşıyoruz.
Bir şeye ihanet ettiğinizde kendinizi suçlu hissediyorsanız o şey arzunuzdur.
Cennet yitirildiğinde insanlar hiçbir şey olmamış gibi devam edemez.
Sanat içimizdeki donmuş denizleri kırar. Franz Kafka
Kaçırdıklarımız
Adam Phillips
Metis Yayıncılık
161 sayfa
Başlık ve kapak ne kadar etkili, bu kitapla anladım. Yarın, öbür gün kitap yazmaya kalkarsanız dikkat edin derim :)
Kapak ve başlıkta sorun yok, peki içerik?
İçerik çok geniş, fakat çevirinden mi bilmem dil çok ağır. Evet evet çeviriden bence.
Dil ağır, konular birbiriyle bağlantılı olduğu halde okuyucuyu zorlayan cümleler var. Kısa cümleler neredeyse yok, cümleler satırlara sığmıyor. Özneyi, nesneyi karıştırıyor insan.
Kısacası Metis bir sonraki basımlarda çeviriyi gözden geçirsin. Örneğin yazarla yapılan söyleşide ki dil ile kitap dili çok farklı. Bir söyleşi olabilir ama bu kadar fark olmamalı, yazar isteyerek dilini bu kadar ağır yapmaz.
Sonuç olarak kitabın değindiği konular iyi fakat anlatım biraz ağır gelmiş. Anlaşılmasında problemler var.
Alıntılar
İhmaller tesadüf değildir. Marilyn Moore
Yaşam, insanlar öyle her istediklerini edemedi diye değil, arzular kendilerine hasar vermeye başladığında, istedikleri şey katlanılmaz kayıplara gebe olduğunda trajik bir hal alır.
Arayış, buna değip değmeyeceği sürecidir.
Arzuları, birbirini saf dışı bırakmayacak şekilde tanımlamak.
Hüsrandan sakınmaya mı yoksa onu dönüştürmeye mi karar vereceğiz?
Gerçeklik önemlidir, bizi tatmin edecek tek şey odur.
Hüsran duymaması gereken,Tanrıdır.
Tatmin olabilmek için mücadele olması gerekir.
Tatmini varlığını borçlu olduğu hüsran duygusu olmadan yaşamayı tercih ederiz.
Kim olduğumuz her daim ziyadesiyle gözümüzü korkutur.
Bir başka deyişle anlamamak ve anlaşılmamak mükemmelliğin zorbalığından kurtarır.
Bu hayatta sorun kavrama hırsının kendisidir.
Düşüncelerimiz dahil hiçbir şey yanımıza kar kalmayacaktır, yanımıza kar kalmamasının adına suçluluk deriz.
Ahlak ve kültürün en derin sırrını bilmek neyden kaçınacağını bilmekten ibarettir.
Deneyimlerimizden ziyade deneyimlerimiz hakkında bilgi sahibi olduğumuzu düşünerek yaşıyoruz.
Bir şeye ihanet ettiğinizde kendinizi suçlu hissediyorsanız o şey arzunuzdur.
Cennet yitirildiğinde insanlar hiçbir şey olmamış gibi devam edemez.
Sanat içimizdeki donmuş denizleri kırar. Franz Kafka
Kaçırdıklarımız
Adam Phillips
Metis Yayıncılık
161 sayfa
29 Ocak 2016 Cuma
Jacques Ranciere - Cahil Hoca eleştrisi
Cahil Hoca öncelikle çok güzel bir kapağa sahip, estetik. İnternette gezerken rastlamıştım. Metis yayınlarından çıkan ağır bir düşünce kitabı. Öyle inceliğine filan bakmayın. Topu topu 137 sayfa olmasına rağmen dopdolu bir kitap.
Yalnızca tek dezavantajı çeviri biraz sorunlu olmuş. Kitap akmıyor. Beyin düşük cümleleri düzelteyim anlayalım derken bir sayfayı okumak beş dakikayı buluyor. Sayfanın sonuna gelindiğinde başı unutuluyor.
Bir de kişisel gelişim kitabı gibi bir şey düşünmeyi, böyle armut piş ağzıma düş şeklinde bilgiler yok.
Okuyucu kendini geliştirip, düşünüp, anlayıp, uygulamalı.
İşin açıkçası kitap bana çok şey kattı. Herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. Hatta belirli aralıklarla tekrar tekrar okunup, hayatının, yaşamının muhasebesi yapılmalı.
Alıntılar
Özgürleştirmeksizin eğiten aptallaştırır.
başarmak için tek gereken istemektir.
post hoc, ergo propter hoc : böyle olunca böyledir.
istedik mi kendi arzumuzun gerilimiyle veya durum icabı, açıklayan bir hoca olmaksızın bir hoca olmaksızın kendi başımıza öğrenebilirdi.
bir zekanın başka bir zekayla tabi kılındığı yerde aptallaşma vardır.
size öğretecek hiçbir şeyim olmadığını öğretmek zorundayım.
bir şey öğren ve geriye kalan her şeyi şu ilke uyarınca onunla ilişkilendir. " bütün insanların zekaları eşittir."
Hoca ve öğrenci, tavşan kaç, tazı tut oynar.
unutmak problem değildir.
ilim sahibi olduğumuzu hakikati bildiğimizi veya bir dahiye dönüştüğümüzü söyleyecek değilizdir. Ama zihinsel düzlemde bir insanın yapabileceği her şeyi yapabileceğimizi biliriz.
zekayı çalıştırmaya yetecek ama tembelleştirmeyecek kadar gizlice.
cahil hocanın öğrencisinden istemesi gereken şey, dersine dikkatli bir şekilde çalışmasını kanıtlamasıdır.
başkasını özgürleştirmesi için öncelikle insanın kendisini özgürleştirmesi gerekir.
ne olduğuna dair bilinçse onu kendisinden başka bir şey yapmaya sevk eder.
halkı aptallaştıran öğrenimsizlik değil, zekasının aşağı olduğuna duyduğu inançtır.
doğaçlama yapmayı öğrenmek her şeyden önce kendini yenmektir.
hakikat bilmeyen araştırır ve bu yolda çok şey çıkar karşısına.
tek hata şudur, kanılarımızı hakikat sanmak.
dikkat zeka için çok önemli.
irade seçme merci olmaktan önce, hareket etme, kendini harekete geçirme eyleminde olma kudretidir.
zihnin ilk günahı, acele değil, dalgınlık ve dikkatsizliktir.
bıkıp usanmadan çalışmak.
bir birey ne isterse yapabilir, diye ilan eder evrensel eğitim.
yeniden yapmak ( rastlantıları artırmak ) ve kötü koşulları başarı fırsatlarına dönüştürmek.
zekamızın marifeti bilmekten ziyade yapmaktır.
Amaç büyük ressamlar değil, bende ressamım diyen özgür bireyler yetiştirmek.
tembellik bedenin uyuşukluğu değil, kendi kudretini küçük gören bir zihnin giriştiği edinimdir.
kendimizi adadığımız üzücü durum bizi zincirlemekten başka ne yapabilir.
bireyler gerçek varlıklardır, toplumlar kurmaca.
eşitsiz bir toplumda eşit insanlar olunduğunu öğretmek gerekiyor.
bir arayın hakikati hele bulamayacaksınız, kapısını çalın size açmayacaktır, ama bu arayış öğrenmenize yardımcı olandır, o çeşmeden vazgeçebilirsiniz, ama içmeye çalışmaktan hiç vazgeçmeyin.
Jacques Ranciere
Çeviri: Savaş Kılıç
Cahil Hoca
Zihinsel Özgürleşme Üzerine Beş Ders
Metis yayıncılık
137 sayfa
Yalnızca tek dezavantajı çeviri biraz sorunlu olmuş. Kitap akmıyor. Beyin düşük cümleleri düzelteyim anlayalım derken bir sayfayı okumak beş dakikayı buluyor. Sayfanın sonuna gelindiğinde başı unutuluyor.
Bir de kişisel gelişim kitabı gibi bir şey düşünmeyi, böyle armut piş ağzıma düş şeklinde bilgiler yok.
Okuyucu kendini geliştirip, düşünüp, anlayıp, uygulamalı.
İşin açıkçası kitap bana çok şey kattı. Herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. Hatta belirli aralıklarla tekrar tekrar okunup, hayatının, yaşamının muhasebesi yapılmalı.
Alıntılar
Özgürleştirmeksizin eğiten aptallaştırır.
başarmak için tek gereken istemektir.
post hoc, ergo propter hoc : böyle olunca böyledir.
istedik mi kendi arzumuzun gerilimiyle veya durum icabı, açıklayan bir hoca olmaksızın bir hoca olmaksızın kendi başımıza öğrenebilirdi.
bir zekanın başka bir zekayla tabi kılındığı yerde aptallaşma vardır.
size öğretecek hiçbir şeyim olmadığını öğretmek zorundayım.
bir şey öğren ve geriye kalan her şeyi şu ilke uyarınca onunla ilişkilendir. " bütün insanların zekaları eşittir."
Hoca ve öğrenci, tavşan kaç, tazı tut oynar.
unutmak problem değildir.
ilim sahibi olduğumuzu hakikati bildiğimizi veya bir dahiye dönüştüğümüzü söyleyecek değilizdir. Ama zihinsel düzlemde bir insanın yapabileceği her şeyi yapabileceğimizi biliriz.
zekayı çalıştırmaya yetecek ama tembelleştirmeyecek kadar gizlice.
cahil hocanın öğrencisinden istemesi gereken şey, dersine dikkatli bir şekilde çalışmasını kanıtlamasıdır.
başkasını özgürleştirmesi için öncelikle insanın kendisini özgürleştirmesi gerekir.
ne olduğuna dair bilinçse onu kendisinden başka bir şey yapmaya sevk eder.
halkı aptallaştıran öğrenimsizlik değil, zekasının aşağı olduğuna duyduğu inançtır.
doğaçlama yapmayı öğrenmek her şeyden önce kendini yenmektir.
hakikat bilmeyen araştırır ve bu yolda çok şey çıkar karşısına.
tek hata şudur, kanılarımızı hakikat sanmak.
dikkat zeka için çok önemli.
irade seçme merci olmaktan önce, hareket etme, kendini harekete geçirme eyleminde olma kudretidir.
zihnin ilk günahı, acele değil, dalgınlık ve dikkatsizliktir.
bıkıp usanmadan çalışmak.
bir birey ne isterse yapabilir, diye ilan eder evrensel eğitim.
yeniden yapmak ( rastlantıları artırmak ) ve kötü koşulları başarı fırsatlarına dönüştürmek.
zekamızın marifeti bilmekten ziyade yapmaktır.
Amaç büyük ressamlar değil, bende ressamım diyen özgür bireyler yetiştirmek.
tembellik bedenin uyuşukluğu değil, kendi kudretini küçük gören bir zihnin giriştiği edinimdir.
kendimizi adadığımız üzücü durum bizi zincirlemekten başka ne yapabilir.
bireyler gerçek varlıklardır, toplumlar kurmaca.
eşitsiz bir toplumda eşit insanlar olunduğunu öğretmek gerekiyor.
bir arayın hakikati hele bulamayacaksınız, kapısını çalın size açmayacaktır, ama bu arayış öğrenmenize yardımcı olandır, o çeşmeden vazgeçebilirsiniz, ama içmeye çalışmaktan hiç vazgeçmeyin.
Jacques Ranciere
Çeviri: Savaş Kılıç
Cahil Hoca
Zihinsel Özgürleşme Üzerine Beş Ders
Metis yayıncılık
137 sayfa
3 Ocak 2015 Cumartesi
yabancı - richard sennett eleştirisi
hasbelkader yaşarsın rastgele. nefes almanın sürekliliğini şans faktörüne bağlarsın. gece gündüz birbirini kovalar kundaktan beri soluduğun soğuk şehrin havası 2015 ocağında da aynı sadece biraz boğazım ağrılı.
sokaklarında süründüğün bu şehir sana yabancı gelmekte. halbuki bir biletle yeditepesinin dolaşıp gayriahlaki, eve geldiğim günler olmuştu. her otobüsü her kornayı bilirsin. araçların uzun kısa far oyunundan markasını çıkarzbilirsin. hatta ayaklarındaki çamurdan yolcuların geldiği semtleri tahmin edersin. tüm bu sezilere karşı tıkandığım nokta ben bu şehre ne ara yabancı kaldım.
yabancı, richard sennett yorumuyla, tuncay birkan çevirisiyle, sevdiğim yayınevlerinden biri olan metis'ten çıkmış. Gözlüğe geçmem dolayısıyla hep şikayetçi olduğum baskı kalitesi düzeldi.
Artık net.
kitap iki denemeden oluşuyor yahudi gettosu ve manet' in aynısının yabancılık çekme kültürü ile ilişkisini inceliyor.
yoğun kitap, kafa sakinken okunmasını tavsiye ederim. çeviri orta halli iyiye yakın kopukluklar var. fakat orjinalden kaynaklı mı çeviriden mi tam bilemedim. kendini yabancı hissedenler bir gözatsın derim.
Alıntılar:
yani en çok, kendinin en az farkında olduğun zaman kendinsindir.
tecritten menfaat elde edenlerin hikayesi...
modern dünyanın tecrit edici duvarlarının yerine otomobiller ve otoyollar alır.
ekonominin de din kadar kuvvetli bir güç olduğu ortaya çıkmıştır.
dünyayı dolaşırken kendilerini dönüştürmüşlerdir. kendilerini körlemesine iştirakten kurtarmışlardır.
memleket fiziksel bir mekan değil, seyyar bir ihtiyaçtır. insan neredeyse memleket daima başka bir yerde bulunacaktır.
Yabancı
Richard Sennet
Çeviri: tuncay birkan
Metis yayıncılık
92 sayfa
sokaklarında süründüğün bu şehir sana yabancı gelmekte. halbuki bir biletle yeditepesinin dolaşıp gayriahlaki, eve geldiğim günler olmuştu. her otobüsü her kornayı bilirsin. araçların uzun kısa far oyunundan markasını çıkarzbilirsin. hatta ayaklarındaki çamurdan yolcuların geldiği semtleri tahmin edersin. tüm bu sezilere karşı tıkandığım nokta ben bu şehre ne ara yabancı kaldım.
yabancı, richard sennett yorumuyla, tuncay birkan çevirisiyle, sevdiğim yayınevlerinden biri olan metis'ten çıkmış. Gözlüğe geçmem dolayısıyla hep şikayetçi olduğum baskı kalitesi düzeldi.
Artık net.
kitap iki denemeden oluşuyor yahudi gettosu ve manet' in aynısının yabancılık çekme kültürü ile ilişkisini inceliyor.
yoğun kitap, kafa sakinken okunmasını tavsiye ederim. çeviri orta halli iyiye yakın kopukluklar var. fakat orjinalden kaynaklı mı çeviriden mi tam bilemedim. kendini yabancı hissedenler bir gözatsın derim.
Alıntılar:
yani en çok, kendinin en az farkında olduğun zaman kendinsindir.
tecritten menfaat elde edenlerin hikayesi...
modern dünyanın tecrit edici duvarlarının yerine otomobiller ve otoyollar alır.
ekonominin de din kadar kuvvetli bir güç olduğu ortaya çıkmıştır.
dünyayı dolaşırken kendilerini dönüştürmüşlerdir. kendilerini körlemesine iştirakten kurtarmışlardır.
memleket fiziksel bir mekan değil, seyyar bir ihtiyaçtır. insan neredeyse memleket daima başka bir yerde bulunacaktır.
Yabancı
Richard Sennet
Çeviri: tuncay birkan
Metis yayıncılık
92 sayfa
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)