emek öyküleri notabene yayınlarından çıkmış, içinde on iki öykü barındıran bir kitap.
tren yolu manzaralı güzel bir kapağı var.
füruzan, nursel duruel, mehmet zaman saçlıoğlu, özcankarabulut, sezer ateş ayvaz, faruk duman, ayşe sarısayın, zafer doruk, jale sancak, vecdi çıracıoğlu, hasan özkılıç, yasemin yazıcı gibi yazarların öyküleri yer almakta.
kitabı şiir tadında okudum. ağır ağır sindire sindire.
madenci, esnaf, sanatçı insanların öyküleri.
emek öyküleri ismi gerçekten çok ağır. beklenti tavan yapıyor.
emek, bu dünyayı mevcut sistemi ayakta tutan olgu.
aslında kapitalizmin zayıf karnı.
bir fabrikada temel amaç iş gücüne bağımlılığı mümkün olduğunca azaltmak. bir kişi işten ayrılsa yokluğunun hissedilmemesi.
kapitalizm istiyor bunu. şu anda gerçekleşme oranı ortada. son noktası ise robot teknolojisi.
bakalım izleyip göreceğiz.
emek kapitalizmin zayıf karnıdır demiştik. Buradan vurmalıyız. ses gelmeli.
düşünelim, çok parası olan bir kişi, diğer insanlar olmadan o parayı harcayamaz. o para sadece kağıttır.
bu sistemi, kapitalizmi emekçiler inşa etmedi, emekçiler katkı sunuyor, yine yıkacak da emekçiler.
alıntılar
dünyayı tanıyan, havayı güneşi tanıyan insanoğluna, bu dehlizler, bu ağırlık hep alışılmaz gelecektir. füruzan
onlar olmazı yaşıyorlar.
gelişmiş bir makinenin çalışması her zaman hayranlık verici bir güzellikti.
madenciler kırkına varmadan ölürler, biz burada kazanalım da hiç olmazsa çoluğumuz çocuğumuz rahat eder.
hep kuşaktan kuşağa ertelenen hayatlar.
biz gurbete giriftar olduk.
sırtlarıyla kömür çekeceklermiş, küfelerle, yalın ayak. ölmeden cehenneme girmişler belli, günahlarıysa belirsiz.
sevmem gevşekleri, mızmızları.
ömrüm boyunca insanları en çok iş başında olduklarında sevdim. nursel duruel,
neyimizi eksiltebilirsiniz bizim bir somundan başka.
namazda selam verilir değil mi? iki yana meleklere? benim selamım sizedir. anama ve sana genç ömrünü cephede bırakanlara.
elin kiri, işin pisi olmaz.
adamın gülümsemesi mor bir asma filizi. zafer doruk
emek öyküleri
notabene yayınları
136 sayfa
jale sancak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
jale sancak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
28 Ağustos 2015 Cuma
1 Ocak 2015 Perşembe
istanbul öyküleri antolojisi - jale sancak
güneşin, dünyanın, ayın hareketleri doğrultusunda insanoğlu takvimleri oluşturdu.
matbaa bastı.
Bana da karşısına geçip bakmak, sonrada yaprağı yırtıp çöpe atmak kaldı.
bazende sonbaharda ki ağaç yaprakları gibi yerlerdeki takvim yapraklarına basmak.
geçen günlerime bakıyorum boş geçen günlerime.
istanbul öyküleri antolojisi ikaros yayınlarından çıkmış.
jale sancak seçkisi.
istanbulun yokuşları, sokakları, insanları var. istanbul var hikayelerde.
Gözönündeki yazarlar da var, keşfedilmeyi bekleyende.
okuyun, okutun derim.
en azından sait faik abidin dino peride celal zeyyat selimoğlu oktay akbal bilge karasu demir özlü nursel duruel tezer özlü nemika tuğcu mehmet coral selim ileri hulki aktunç necati güngör semra aktunç nedim gürsel feride çiçekoğlu vecdi çıracıoğlu murathan mungan sezer ateş ayvaz mehmet ünver yasemin yazıcı jale sancak nalan barbarosoğlu jaklin çelik makbule aras haklarında fikriniz olur.
Alıntılar
onun kapıdan girmesiyle şimdiye kadar içimde hapsettiğim insafsızlığım, huzursuzluğum, melankolikliğim uçup giderdi.
Genelevde faaliyet durur. Abidin Dino
kilyos'un kışı, denizinin, dırdırı saldırganlığı manyaklık kertesine ulaşmış bir kadından ayrımı yok.zeyyat selimoğlu
martı gübresi, taban fiyatı sıfır.
haklısınız kentimize yabancıyız şimdi oysa o zamanlar yabancı kentlere göç etmiş olsaydık bize dedikleri gibi oraları belki aşina gelirdi.
bende biliyorum liman kentlerinin kimlikleri denizde öpüştükleri yerlerde gizlidir ve kıyıları 6 şeritli yollarla boğmak dudaklara beton dökmek öpüşmeleri mühürlemektir.
güçlü ve akıllı olmak istemiyorum artık mutlu olmak istiyorum.
sen demini denize vermeden, ben çayını getiriyorum.
istanbul öyküleri antolojisi
Jale sancak
İkaros yayınları
246 sayfa
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)