12 Mayıs 2017 Cuma

Gavin Mooney - Ulusların Sağlığı

Gavin Moobey' in yazdığı kitabun ismi ulusların sağlığı, yeni bir ekonomi politiğe doğru adıyla yordam kitaptan çıktı. Yordam kitabın çevirileri gerçekten başarılı. Ufak tefek yazım hataları olsa da kabul edilebilir düzeyde.

Gavin Mooney sağlık sektöründeki negatif veya pozitif gelişmeleri ekonomiye bağlamıştır. Neoliberal gelişmeler insanlık için olumsuzluk yaratmıştır. 

Şartlar sanki sağlıksızlık için olgunlaşıyor. Fast food ile " Zengin dünya kendi açgözlülüğü yüzünden gittikçe daha obez ve daha sağlıksız hale geliyor." (Mooney, 2014, 25)

Güven toplumda giderek azalıyor. Halbuki " insan ilişkileri ekonomik hayaletler dahil güvene dayalıdır." (Mooney, 2014, 47)

Sağlık sistemleri üzerinde durmuş. Sistem düşüncelerine yer vermiş. " iyi planlama çok önemlidir, ancak bu aynı zamanda başka bir etik üzerine temellendirilmelidir. kamu yararı etiği." (Mooney, 2014, 49)

Yazarların hayata dair farklı düşüncelerini konuya serpmeleri de hoşuma gidiyor. Konu dağılıyormuş gibi görünse de farklı bir havası oluyor. " Mutluluk için en az iki insan gerekir " (Mooney, 2014, 56)

İlgi alanıma geldik çattık. Kültür ve toplum ilişkileri. Sağlıkta da önemli yeri olduğu belirtilmiş. Eksikliklerinden bahsetmiş. " Sağlığın sosyal belirleyecilerinin kültürel konularla bağı, henüz yeterince ortaya konmamıştır." (Mooney, 2014, 64)

Ekonomi ve sağlığın içice geçtiği büyük bir etki eden olduğundan bahsetmektedir. " Piyasadaki bireycilik piyasaya aittir. Başka bireyciliğe yer yoktur." (Mooney, 2014, 71) " Afrika yoksul bir kıta değildir, yoksullaştırılmıştır." (Mooney, 2014, 120) Gibi örneklere yer verilmiştir.

İlaç ekonomisi çok önemlidir. Çünkü ABD' nin en zengin 500 şirketinin 10 tanesi ilaç sektöründendir ve karlılığı diğer 490 şirketten fazladır.

İlaç şirketlerinin hayır sever oluşlarından bahsetmiştir. :D " İlaç şirketleri hayır ya da merhamet kurumları değildir."  (Mooney, 2014, 84)

"Asıl özgürlük, iyi beslenen, iyi giyinen ve iyi bakılan köleler olmaktan, önemsenen ve söylediklerine kulak verilen yurttaşlar olabilmektir." (Mooney, 2014, 216) Neoliberalizmin çıkmazlarından biridir. Birey üzerine konuşmalar.

Bunlara ek yeni bir tanım: Palyatif bakım: konfor artırıcı çözümler, tamamen hastalığı bitirmek amaçlı değil.(Mooney, 2014, 221)

Tüm bunları anlatırken örnekler üzerinde de durmuş. Sağlık sektöründen bahsedip Küba'dan bahsetmemek olmazdı. " Kübalılar  yoksullar gibi yaşamakta zenginler gibi ölmektelerdir. (Mooney, 2014, 227)

Venezuella ise " Venezuella 'da bir kişi hastalık olarak değil, bir bütün insan olarak ele alınır tedavi edilir. "

En sonunda Çevirmen Cem Terzi' nin Türkiye için kaleme aldığı bir yazı var. Okunmalı. Nedir ne değildir görülmeli.

Bu kitaptan çıkaracağımız yargı ise komün yönetim tarzının sağlığa etkileri ve ekonominin sağlıkla içiçe girmesidir.

" Vatandaşlar sadece sonuçları değil, kurumları da değerlendirmelidir. (Mooney, 2014, 258)

Yordam kitaba ve çevirmene tebrikler. Okunması rahat, Kapağı güzel. Baskısı iyi. Konu olarak ise beni ilgilendirmiyor diyecek kimsenin olmadığı bir konu.

Ulusların Sağlığı
Yeni Bir Ekonomi Politiğe Doğru
Gavin Mooney
Yordam Kitap
317 sayfa.




3 Mayıs 2017 Çarşamba

Yuval Noah Harari - Hayvanlardan Tanrılara Sapiens

2017 yılının Mayıs ayı, mevsim normalleri sayılır, aşırı sıcak, aşırı soğuklar sayılmazsa. Biraz yağmur eksik sadece. Bir kere dolu yağdı. Meyvelerin çiçekleri ağaçlarda. Verim yüksek bekleniyor. Trafik hep yoğun İstanbul'da. Konser sezonun içinde son bir ay. Ramazan ayına 25 gün civarı kaldı. Ekonomi zayıf, dolar az da olsa gevşedi.

Bugünler hakkında kısa notlar yazdım. Kitaba geçebilirim. Son günlerin popüler kitabı, bestsellerlardan. Sapiens , hayvanlardan tanrılara. Yazarı Yuval Noah Harari.

Uzun zamandır okumayı düşünüyordum, Fırsat bulup hemen başladım. 1 haftada bitti. Hoş bir kitap. Methiyeler düzmektense biraz eleştirel cümleler kuracağım. Başlayalım.

İnsanlar kendi kurduğu sistemlere inanarak birliktelik sağlar. Hayata tutunur. Bir kurmacaya inanırlar. Kitabın ileri ki bölümlerinde buna şu soruyla devam ediyor. Hayali düzene cevabın nedir? Hayali gerçeklik yalan değildir. ( Harari, 2015, 21)

Sapiens yayılımcı politika sürmüştür. Diğer insanımsı türleri yok etmiştir. Bu teoriye alternatif ırkların karıştığı teorisi de vardır. Fakat ortak görüş Sapiens'in hırçınlığıdır. Sapien'in gezgin grupları hayvan krallığının ürettiği en yıkıcı gruptur. ( Harari, 2015, 73)

Göbeklitepe hakkında çok az görüşlerini dile getiren Harari, bence kitabın en önemli eksikliğini oluşturmuş. Kendi eliyle. Bu yazının bulunduğu bölüme İlahi Dokunuş demiş. Fakat sözü yok.
Aslında direk bağlantılı, insanlık tarihini anlatan bu kitabın Göbeklitepe'yi görmemezlikten gelmesi tuhaf. Bilimsel ama pek de bilimsel değilmiş, cümlesi tüm kitap boyunca kafamda durdu. ( Harari, 2015, 102)

Etki edemeyeceği şeylere endişelenmeye gerek yoktur. Hele ki günümüzde aşırı bilgiye maruz kaldığımızı düşündüğümüzde mantıklı.

İnsanlık tarihi çok geniştir. Biz bir zerreyiz. Geriye baktığında kimlerin gelip geçtiği çok açık. Tarih çok az insanın bir şey yaptığı geri kalanlarının da tarla sürdüğü veya su kovaları taşıdığı bir yerdir. ( Harari, 2015, 119)

Özgürlüğün tanımı üzerine cümleler hep beni etkiler. Bilinmezlik içeriyor gerçekten. Etrafımızdaki hapishane duvarlarını yıkıp özgürlüğe koştuğumuzda aslında daha büyük bir hapishanenin geniş bahçesine doğru koşuyoruz. ( Harari, 2015, 123)

Kitabın bir kısmında Futboldan bahsediyor. Evrim olmadığını söylüyor. Niye ki her şey evrim. Her şey gelişiyor. Her şey geniş evrimin bir parçası. Futbolda öyle. Bilim insanlarının fare genleri ile oynaması da, ki ilerde bunu da evrimden saymayacak insanlığın evrime müdahalesi olarak görecek, hayır, resmin bütününe baktığımızda her şey evrim. Sadece evrim hızı tartışılabilir. ( Harari, 2015, 127)

Köleliğin kalkması hakkında diğer inceleme yaptığım (david graeber, antropolog - borç ) kitap, blogda görebilirsiniz. Farklı bir kölelik kalkma tanımı yapmıştır ve para konusunda da hariri'den farklı görüşler beyan etmiştir. ( Harari, 2015, 147)

Eğitim daha fazla eğitimi, cehalet daha fazla cehaleti doğurur. Katılmamak elde değil. Sonuçta hayat durağan değil, dinamiktir.

Son yılların öne çıkan konusu Gender kavramına da değinmiştir. Neredeyse bilinen tüm insan toplumlarının hepsinde önemli bir yere sahip olan cinsiyet hiyerarşisidir. ( Harari, 2015, 150)

Kültür konusunu değerlendirmiş. Milliyetçiliğin form değiştirmiş hali olduğundan bahsediyor. Katılmıyorum. Milliyetçiliğin kültür kavramına yanaşması, kültür milliyetçi yapmaz. Gözden kaçırmış gibi geldi. Yapay içgüdü ağına kültür denir.( Harari, 2015, 169,300) Cümlesinden sonra böyle düşünmesi ilginç.

Ekonomi kitabın orta bölümlerinde epey yer almış. Almalıydı. Para şu ana kadar yaratılmış en evrensel ve en etkili karşılıklı güven sistemidir.( Harari, 2015, ) Aslında ekonomi bilimi için başlangıcı özetleyen bir cümle.

İmparatorlukların sapiens'deki yansımaları ilerlemeci olmuş. İmparatorlukların kimi zaman kazanıp, kimi zaman kaybettiğinden bahsetmiş. Aldığı darbeyi hazmedip ayakta kalamayan bir imparatorluk zaten imparatorluk sayılmaz.

Kitabın sonlarına doğru insan psikolojisine girmiş. Eğer zihin keyifli ya da can sıkıcı bir şeyler yaşadığında bu olayları oldukları gibi kabul ederse o zaman acı doğurmaz. ( Harari, 2015, 226)

İnançlı bir komünist müslüman olamaz.( Harari, 2015, 229) Ne alakası var ki, hangi komünizm, hangi müslümanlık, komünizmin birçok çeşidi, müslüman inancının birçok ekolü var, hangisi? Veya hangilerini yazar biliyor? Neye göre bu genellemeler?

Genel olarak fena kitap değil, öğretici, ufuk açıcı fakat Göbeklitepe yaklaşımı fiyasko. Kültür tanımı gerçekten tuhaf. Komünizm bakışı bilimsel değil.

Evrim hakkında fikrim ise Sapiens, 70 Milyon yılda İnsana anca evrilmiştir. Şimdiki halimizi düşünmeyin. 5000 sene önce okuma yazmayan halimizi düşünün gelişim çok yavaş. 13 Milyar yılda , yani 185 kat gibi bir zaman aralığında taş veya toprak parçasından insan oluşması bana kısa gibi geldi. Aralıklarla müdahale söz konusu gibi.


Hayvanlardan Tanrılara
Sapiens
Yuval Noah Harari 
Kolektif Kitap
408 sayfa.























26 Nisan 2017 Çarşamba

Şerif Mardin - Türk Modernleşmesi

Bu sefer bir değişilik yapayım dedim ve yazdığım bir kitap raporunu burada paylamak istedim. Belki formatı bundan sonra böyle yaparım. Tam karar veremedim.

Şerif Mardin / Türk Modernleşmesi

Hazırlayan: Ahmet Gezer


Türk sosyolog Şerif Mardin' in makalelerinden derlenen Türk Moderleşmesi adlı kitap. İlk baskısı 1991 yılında yapılmıştır. Benim okuduğum kitap 1997 yılında 5. baskısıdır. İletişim yayınlarından çıkmıştır.

Şerif Mardin Türk modernleşmesi farklı boyutlardan ele alıp incelemeye çalışmıştır. Çok yönlülük söz konusudur. 50 farklı konu üzerinden değerlendirme yapmıştır. Bazı konular modern kavramıyla doğrudan ilişkili iken bazıları dolaylıdır. Fikir vermesi, düşünce dünyamızı genişletmesi bakımından önemlidir.

Kitabın temel amacı bu konular persperktifinde Türk Modernleşmesini anlatmaya, örneklerle açıklamaya çalışmaktır.

Bir okur olarak değerlendirdiğimde Şerif Mardin'in difüzyonist bakış açısına sahip olduğu izlenimine ulaştım. Şimdiki kültürel gelişmelerin kaynağının Osmanlı'dan itibaren hatta yeri geldiğinde Moğol'dan itibaren çekip günümüze uyarlaması sebep olmuştur.

Türk modernizmini açıklarken işlediği farklı konuların başında batıcılık gelmektedir. Osmanlı Devletinden modernleşme çabalarını ele almış. Tanzimat fermanın üzerinde durmuştur. Osmanlı Devleti'nin modernleşirken kendi çıkarlarını koruyamamaı tebanın tepkisine yol açmıştır. (Mardin,1991,12) Bunun yanında tanzimat fermanının getirdiği yenilikler ev hayatına kadar yansımıştır. (Mardin,1991,13) Bu da yavaş yavaş yenilik kavramının tebalarda vuku bulması, Osmanlı Devleti için farklı bir devrin başladığını ortaya koymaktadır.

Toplumların eğitim, teknoloji, siyaset, hukuk, iktisat, sanat ve dine ilişkin sorunlarını çözdükleri kendilerine özgü yola, o toplumun kültürü denir. (Mardin,1991,21) Literatürde bulunan başka bir kültür tanımı. Kültürün problem çözme üzerindeki etkisi üzerinde durmuştur.

Bu kültür tanımını yapılmasıyla birlikte ona takiben bir toplumu oluşturan insanlar için insanların veya bir grup insanın ideal olarak benimsedikleri sistemden gerçek davranışları çıkarılamaz.(Mardin,1991,24) görüşüyle bireyselliğin üzerinde durmuş. İlerki makalalerde söz edeceği kültür içinde kaybolan insandan bahsetmiştir. Davranışlarındaki belirsizlik göz ardı edilmemesi gereken bir husustur.

Moderleşmeyi merkezi olmakla ilişkilendirmiştir. Modernleşme, toplumların aynı zamanda gittikçe farklılaştıkları ve merkezileştikleri bir süreçtir.(Mardin,1991,25) Merkezleşmenin Osmanlı gibi birçok ulustan meydana gelen devletlerde probleme sebebiyet verdiği çıkarılabilir.

Batıda ki moderleşmenin Osmanlı Devleti'nde neden daha uzun sürdüğünü üç inkilaba indirgemiş. Ayanlık, pazar ve sanayi inkilaplarına başlamıştır. Toplum kanaat önderi, aydınların olmayışı, üretilen ürünlerin ülke sınırları içinde bile zor satılması söz konusuyken yurtdışı pazarına ulaşılamaması. Sanayi inkilabının yok denecek kadar az olmas?.(Mardin,1991,28)

Kapitalizmin ana malzemesi kapitalin Osmanlı Devleti'nde farklı yollardan el değiştirmesi. Bir onur kaynağı gibi hediyeleşilmesi örneğiyle. Kapitalin pazardışı fonksiyonu.(Mardin,1991,29)

Kapitalizmin getirdiği tüketim kavramı o zamanlar pek ahlaki sayılmazdı. Onun için kapitalizme entegrasyon geç olmuştur. Bu da modernizm ilişkilerini etkilemiştir. (Mardin,1991,46)

Kapitalizmi var eden güvenlik jandarma zoruyla sağlanamamış. İletişim yeterince gelişmemiş. Ekonomide genel olarak homojen bir yapı sağlanamıştır. Gelir dağılımı hesaplanamamıştır.(Mardin,1991,196,203,213,238)

Diğer bir batı entegrasyonu sorunu günlük uygulamalarda gelmektedir. Belli normlara uymak hem Osmanlı yönetiminin işini zorlaştırmakta, hem de halkın işini zorlaştırmaktadır. Bu olay günümüzde de geçerlidir. Avrupa birliği normalarına uymak günlük hayatta zorluklara yol açmaktadır. Anlık zorluk gelecekteki refahın önüne geçmektedir. (Mardin,1991,66)

Günümüzde de önemli olan Gender konusu üzerinde durup, kadının toplumdaki yeri ile ilgili olumlu gelişmelerin yine toplumda belirsizliker yol açtığını söylemektedir. (Mardin,1991,74)

Bu bilgileri nasıl edinildiği hakkında bilgi vermektedir. Çünkü tanzimat ferman? 19. yy.da gerçeklemiştir. Mevcut sosyolojik çalışmalar olmadığı için dönemin belli başlı romanlarından öykülerinden yola çıkmaktadır. İlişkiler kurmaktadır. Roman kahramanlarının tutumu üzerinden sosyolojik çıkarımlar yapılmaktadır.

Tüm bu tanzimat fermanının günlük gelişmelerine karşın düşünce ikliminde farklılıklar yaşanmaktadır. Devlet ve din kardeşliği olduğunu ve bunun islam coğrafyasındaki hiçbir ülkede bu denli ilerlemediği üzerinde durulmuştur. Yani din önemlidir. Devletin bu derece önemli olmas?, (ikiz kardeş benzetmesi yapmıştır) moğollardan gelen bir kültür olduğu düşüncesidir.(Mardin,1991,82)

Teknik gelişmelerden biri olan matbanın bulunması o güne kadar hakim olan bilgi hiyerarşini kırmıştır. Dede-evlat, hoca-talebe, pir-mürid, padişah- kul ilişkisini yerine kitap almıştır. (Mardin,1991,85) Bu gelişme de tüm toplum dengelerini yerinden oynatmıştır. Bilgiye ulaşma şekliyle birlikte, bilginin güvernirliği, nesnelliği de değişmiştir. Çünkü ulemanın o zamanki eğitim durumu kötüdür. (Mardin,1991,149) Matbanın bulunmasıyla baskı maliyetleri 25 kat düşmüştür. Bilgi yaygınlaşmıştır. Matbaa belli zaman kapalı kalsada yeniden aktif hale gelmiştir.

Tanzimat fermanı toplumda kırılmayı daha da arttırıp. Müslüman tebanın üstünlüğünü elinden alıp tüm tebaları eşit duruma getirmiştir. Ticarette daha ileri olan diğer tebalar için bu iyilik getirse bile müslüman tebayı daha da geri atmıştır. Toplumsal ilişkiler yeniden şekillenmiştir. Osmanlı tebalarının birbirlerine bakışları değişmiştir.(Mardin,1991,87)

Bu dönemde islam felsefesi, mahalli kültür, milli kültür, yeni osmanlıcılık, panislamizm gibi kavramlar üzerinde durulmuştur. (Mardin,1991,93) Bu akımların temsilcileri kitleleri etkilemiştir.
Bu konulari içinde pek milliyetçilik yoktur. Daha doğrusu devlet tarafından pek desteklenmemiştir. Çok ulus yapılı Osmanlı Devleti için pek uygun görülmemiştir. Bu görüşleri şekillendiren akımlar, yeni osmanlıcılar, jöntürkler yurtdışıyla devamlı bağlantılı olup Batı modelleri hakkında tebaları devamlı yönlendirmişlerdir.(Mardin,1991,101)

Bu gelişmeler karşında çıkan isyanları şöyle dile getiriyor. İsyanların taraftarlarını çoğaltmanın alışagelmiş bir yolu, çarşı pazarı kışkırtmaktı. Bu kışkırtmanın yeniçeri veya ulema tarafından yürürlüğe konması mümkündü. (Mardin,1991,115) Bu tip olaylar yeniçeri ocağının kapanmasının sebeplerinden olmuştur.

Batı medeniyetlerinden alınan bu kurallar, yenilikler onların kültürüne uygundu. Zamanla entegre olmuşlardı. Dolayısıyla bu zorlanma beklenen bir sonuçtu. Bununla birlikte bireyselcilik ne kadar batı ise kolkeltivizimde o kadar Osmanlı'ydı.(Mardin,1991,122)

Kanunlar hazırlanırken yukardaki husus dikkat edilse de pek umursanmadığı noktalarda olmuştu. Ticari kanun ve ceza kanunu hazırlanırken müslüman ve diğer tebalar göz önünde tutulmuş. Davalar görürken uygun sistem seçilmiştir. Hepsi için farklı bir kanun, yaptırım vardır. Örneğin şerri hukuk istendiğinde ona göre işlem yapılmıştır. Bu ikilik yaratmıştır. Çünkü yeniliklerin ithal ediliği toplumlarda bu tp düzenlemeler yoktu. Mecelle anlayışı ile orta yolun bulunması düşünülümüştür ama iki kutup arasında kalan mecelle çok zorlanmıştır.(Mardin,1991,138)

Tüm bu modernleşmeyi ele aldığımızda ekonomik gelişmeler olmadı desek yeridir. Oluşturulmaya çalışılan kültürün aksamasına yol açmaktadır.

Kültür oluşmasında Türk dilinin sadeleşmesine verilen önem, halk edebiyatının parlaması önem kazanmış olsa da bu zamandan 19. yy.görünüşünde eksikliklerin olduğu ortadadır.İbrahim Şinasi'nin çabaları sözkonusudur. Latin harflerine geçiş bile teklif edilmiştir. (Mardin,1991, 173)

Bu kültür çalışmalarında iletişim gazete ile sağlanmış. Gazetenin özerkliğinin olumlu etkileri olmuştur. Bürokrasi ve teba birbirini tanımış. Birbirinin farkında olmuştur. (Mardin,1991,146)

Siyasi gelişmelerde muhalefet yönetime katılmak istemiştir. Farklı sesler söz konusudur. Fakat bunlar bölücülükle suçlanmıştır. Devletin bekası problemi vardır. Günümüz tartışmalarında da bu tip ifadeler hala yer almakta.

Türkiye'nin kendini resmen moderleşme ve batılılaşmaya adadığı tarihten bugüne yüzotuz yıl geçmesine rağmen süreç beklenenden çok daha yavaş işlemiştir. (Mardin,1991,179)

Günümüze biraz daha yaklaşıldığında 1960'larda gençlik olayları kontrol edilememiş. Silahlanma ve şiddete başvurma artmıştır. (Mardin,1991,255)

K
ırsal şehir ayrımı artmış. Kırsalın şehirleşmesi beklenirken şehir kırsallaşmıştır. (Mardin,1991,276)

İnsanlar modern cemiyete bağlanacakları bir yakınlık hissedecekleri mercileri bulamadıkları için ümitsizlikten dolayı kendilerini totaliter hokkabazların sembol oyunlarına kaptırıyorlar.(Mardin,1991,305)

Bireyin rahat karar vermesi demokrasiye sağlıklı katılımı için sosyoleşmesi önemlidir. Halkın birlikte zaman geçirmesi, sorumluluk alması. Faydalı olması. Tekdüzelikten kurtulması gerekir. Çünkü benlik problemine giren kişinin kolayca poh pohlanıp kandırılması söz konusudur.(Mardin,1991,307)

Çözümü ise ; Ferdi içinde yaşadığı cemiyetin küçük birimlerinden itibaren büyüklerine doğru iştirak ettirmek elzemdir.(Mardin,1991,335)

KAYNAKÇA

MARDİN, Ş. (2005) Türk Modernleşmesi, İletişim Yayınevi, İlk baskı 2001.

362 sayfa.