geldi bahar ayları, gevşedi gönül yayları.
mevsimleri incelediğimizde incelemeye de gerek yok, hissettiğimizde, her günün farklı bir hikaye olduğunu görebiliriz. yağmur, kar, soğuk, sıcak, rüzgar, güneş, bulut.
bu sene güzel kış oldu. memleketim istanbulda. barajlar doldu, toprak bereketlendi, varsa.
kışın uzun sürmesi kuşlara pek yaramaz gibi gelir. aç kalır yavrucaklar. bahara çıkabilen populasyonların mevcutları azalmıştır.
kışı en çok bitkiler ve durumu iyi olanlar sever. bitkilerin can suyudur kış. hele bir de yağışlı geçtiyse. bahara hazırlık. durumu iyi olan için faktörleri şu an saymak istemiyorum.
bugün kış ertesi sabahların ilklerinden biri, evden çıktım, hoşçakal anne, betonlaştırdığımız bahçenin üzerinden yürüyorum, çamur olmasın diye harçlanmış, yine de çamur olur.
o betonlaşmış bahçenin üzerinde betonu çatlatıp, açmaya çalışan sümbül. inatçı denemez. sadece hasbelkader dünyaya gelmiş. madem öyle yaşayayım diyor. sümbül enerjisi bana yeter bugün ü de atlattık.
onur caymaz ın iki film birden hikaye kitabıyla yazdıklarımın ne alakası var demeyin, içimden geldi.
iki film birden yazarın insiyatifi. iki uzun hikayenin yer aldığı kitap. betimlemeleri severim boğmayanını. bu işte öyle bir kitap.
iki film birdenin ilk perdesinde onur caymaz şiiri hikayesinden daha iyi diye düşünmüştüm. son perde de hikayesinin güzelliği şiirini geçti. tek huzursuzluğum, onur caymaz, yazar isminin son sayfada geçmesi.
bir de ferhat a noldu?
yaşayan yazar okuyunca kafalarda oluşan soruların bir gün cevabını bulacağı ümidi doğuyor.
beklenti.
son olarak bir türlü yazıyı bitiremesem de, yazarları yaşarken destekleyin gibi cümleler kurmayacağım, kitapları alın, okuyun, tartışın gibi cümleler.
diyeceğim siz kendiniz için okuyun, alın, verin, tartışın.
zaten yazar, sümbül gibi beton deler.
alıntılar
*insan bir savaş meydanı ne çok ölü kalıyor arkamızda.
*kimseye hiçbir şey için suç bulamıyorum artık ben.
*oysa özgürlük paraydı.
*bilinçsizce tutulmuş sınıfsal hesabı yatakta görmek.
*ben unutulmuş çocuklardan muhsin, size aşığım.
*zenginler temsil edilmekten hoşlanır.
*bizse paranın hakim olmadığı dünya için savaşmıştık.
*hırsızdan korkulmayan evler.
onur caymaz
gökyüzü sineması
iki film birden
iletişim yayınları
240 sayfa
26 Şubat 2015 Perşembe
17 Şubat 2015 Salı
malcolm gladwell - outliers eleştirisi
peşin peşin söylemeli,
insan karar süreçlerinde önyargılarından kurtulmalı. hayatın her alanı karar alma dersek. denklemi
sen kur.
kişisel gelişim kitaplarına hep önyargılı baktım. itici gelir bana. elim gitmez. gözüm süzülür. nazlanır.
bu kitap kişisel gelişim kitabı mı? hayır. bilgileri istatistikleri size veriyor. tercih yine sizde.
peki kitapta neler var?
italya kasabalarından, hokey oyuncularından, liselerden, ilkokullardan, mozartan, bill gates den,
korelilerden ki ilgim var, çinlilerden, jamaikadan. bi bakın derim.
şunu da hatırlatayım. 10.000 saat kuramı benim hayatımı değiştirdi. gerçi her nefeste hayat değişir,
kaos teorisine göre, bence de. önemli bir kitap.
her sabah dün ne kadar ne yaptım, net, kılçıksız olarak saat cinsinden yazıyorum.
iki saat kitap okudum, 1 saat akordeon çaldım. ay sonu muhasebesi zevkli oluyor. bir daha ki aya
somut umutlar.
yazarın anlatımı da güzel. kitap kapağını pek beğenmedim. itici bulduğum gibi. kitap çok fazla beni
alın diyor. ben öyle anlıyorum. hoşuma gitmiyor. sırf bu sebepten 10.000 saat kuralını es geçecektim.
nasip kısmet diyaletiği.
sosyal ilişki, kümülatif birikim, çalışma, zeka belli bir noktaya kadar, fırsat, genetik yatkınlık, yetişdiği kültür, azim. bunlardan başarı faktörlerimiz.
alıntılar
italyanın roseta kasabasından, pensilvanya ya gelen italyan göçmenler, sosyal ilişkilerle sağlıklı kaldı.
danimarka yaşın getirdiği farklılar eşitleninceye kadar seçme kararlarına yönelmiyor. 10 yaş
en büyük vergi indiriminden yararlanan zenginlerdir. en iyi eğitimi alan ve özen gösterilen en iyi
öğrenciler.
başarılı olanlara aşırı derecede hayranlık duyuyoruz ve başarısız olanları aşırı derecede gözardı ediyoruz.
belli bir eşiği aştıktan sonra zeka önemli değil.
bizi saat 9 ile 5 arasında mutlu eden şey ne kadar para kazandığımız değil, işimizin bizi tatmin edip etmediği.
yeterince çalışır, kendinizi ortaya koyar, beyninizi ve hayal gücünüzü kullanırsanız, dünyayı istediğiniz gibi biçimledirebilirsiniz.
yılda 360 gün yataktan güneş doğmadan önce kalkabilen hiç kimse ailesini zengin etmekte başarısız olmaz.
başarı için fırsat eşitliği olan bir toplum.
outliers
çizginin dışındakiler
malcolm gladwell
aytül özer
medicat yayınları
244 sayfa
insan karar süreçlerinde önyargılarından kurtulmalı. hayatın her alanı karar alma dersek. denklemi
sen kur.
kişisel gelişim kitaplarına hep önyargılı baktım. itici gelir bana. elim gitmez. gözüm süzülür. nazlanır.
bu kitap kişisel gelişim kitabı mı? hayır. bilgileri istatistikleri size veriyor. tercih yine sizde.
peki kitapta neler var?
italya kasabalarından, hokey oyuncularından, liselerden, ilkokullardan, mozartan, bill gates den,
korelilerden ki ilgim var, çinlilerden, jamaikadan. bi bakın derim.
şunu da hatırlatayım. 10.000 saat kuramı benim hayatımı değiştirdi. gerçi her nefeste hayat değişir,
kaos teorisine göre, bence de. önemli bir kitap.
her sabah dün ne kadar ne yaptım, net, kılçıksız olarak saat cinsinden yazıyorum.
iki saat kitap okudum, 1 saat akordeon çaldım. ay sonu muhasebesi zevkli oluyor. bir daha ki aya
somut umutlar.
yazarın anlatımı da güzel. kitap kapağını pek beğenmedim. itici bulduğum gibi. kitap çok fazla beni
alın diyor. ben öyle anlıyorum. hoşuma gitmiyor. sırf bu sebepten 10.000 saat kuralını es geçecektim.
nasip kısmet diyaletiği.
sosyal ilişki, kümülatif birikim, çalışma, zeka belli bir noktaya kadar, fırsat, genetik yatkınlık, yetişdiği kültür, azim. bunlardan başarı faktörlerimiz.
alıntılar
italyanın roseta kasabasından, pensilvanya ya gelen italyan göçmenler, sosyal ilişkilerle sağlıklı kaldı.
danimarka yaşın getirdiği farklılar eşitleninceye kadar seçme kararlarına yönelmiyor. 10 yaş
en büyük vergi indiriminden yararlanan zenginlerdir. en iyi eğitimi alan ve özen gösterilen en iyi
öğrenciler.
başarılı olanlara aşırı derecede hayranlık duyuyoruz ve başarısız olanları aşırı derecede gözardı ediyoruz.
belli bir eşiği aştıktan sonra zeka önemli değil.
bizi saat 9 ile 5 arasında mutlu eden şey ne kadar para kazandığımız değil, işimizin bizi tatmin edip etmediği.
yeterince çalışır, kendinizi ortaya koyar, beyninizi ve hayal gücünüzü kullanırsanız, dünyayı istediğiniz gibi biçimledirebilirsiniz.
yılda 360 gün yataktan güneş doğmadan önce kalkabilen hiç kimse ailesini zengin etmekte başarısız olmaz.
başarı için fırsat eşitliği olan bir toplum.
outliers
çizginin dışındakiler
malcolm gladwell
aytül özer
medicat yayınları
244 sayfa
11 Şubat 2015 Çarşamba
ismail pelit - köpekler ve allah eleştirisi
kelimeler, cümleler nereden, nasıl başlasın, bilinmez bazen.
duygular göğsünün şişirdikçe şişirir. rastgele konu atarsın ortaya havaların durumu gibi. esas
anlatmak istediğin o değildir. yine de konuşmuş olursun. bir nevi terapi rahatlarsın. dinlendiğini hissetmesende konuşmuşsundur. anlatmışsındır. umarım rahatlamışsındır.
buram buram depresif. ve ince bir buhran her yerinde metnin.
hem yazar, hem romanın kahramanı.
ismail pelit in düz giden romanı, vurgunla bitiyor. çırpına çırpına.
şu kısa bilgiyi de eklemek isterim. bu romandan sonra melankolikliği rafa kaldırdım. birazda mutlu
mesut takılalım.
bir bilgi daha ekleyeyim tam olsun. bilgi küpü bir yazı aman allahım.
bu blogta bahsettiğim kitaplar, başlı başına okunması gerek kitaplar benim açımdan. her hangi özet
ve açıklama kaygım da yok. sadece kitapların büyüsünü bozmamaya çalışıyorum.
kitap baskısı, yazı fonu, yayıncının amblemi güzel olmuş.
alıntılar
biliyordu şiddetim güçsüzlüğümdendi.
köpekler ve allah la geçirilmiş, güzel zamanlarım olmasaydı, dünyada görüp geçirdiğim çirkinliklere
de katlanamazdım.
medeniyet bedenime temas edip beni giydirsede ruhum serbestti.
dünyaya bakıyorum ve duyduğum acının kökeninde başkalarının zalim çirkinliği değil, yok olan
saflığım yatıyor.
hayatı anlamak değil, yaşamak istiyordum.
gecenin üçünde birini arayabiliyorsanız ona sarılıp uyuyabilirsiniz.
gerçek dünyada bir ticarethanede bulunuyordum ama kafamın içinde bir ameliyathane vardı.
hepimiz ölüleri severiz.
insanların huzurdan anladığı çirkin bir konfor.
mutsuzluğumun sebebi bana ait olanların beni sahip olmak istediğim şeylerden uzak düşürmesiydi.
acemi bir sokak köpeğinden farkım yok.
köpekler ve allah
ismail pelit
raskol un baltası yayınları
224 sayfa
7 Şubat 2015 Cumartesi
paul lafargue - tembellik hakkı eleştirisi
biraz ihtisaslı olduğum alanlardan bahsetmekte fayda var. biraz biraz. ısındıra ısındıra.
gerçi kendimi Lafargue ın kayınbabasına saklıyorum. neyse inceden girizgah yapayım.
tembellik hakkı, iş- üretim sistemleri ahlaktan yoksun olduğu sürece ilgi görmesi gereken bir kitap.
işçilerin, üretim çarklarında ki sıkışmışlığının resmini çekmekte.
panzehir, çözüm sunmakta.
pasifist yaklaşımlar önermekte.
ben de lafargue katılıyorum. üretim çevrelerinin rahatsız oluşunu hayra yoruyorum.
hele ki üç saat çalışma felsefesi, beni kazandı.
Lafargue incelemem devam edecek.
alıntılar
çalışın, çalışın, proleterler, toplumsal serveti büyütmek ve bireysel sefaletimizi artırmak için çalışın,
çalışın ki daha da yoksullaşarak, çalışmak ve sefil düşmek için daha fazla gerekçeniz olsun.
Kapitalist üretimin insanın gözünün yaşına bakmayan yasası budur.
birileri toprakları üzerinde iki büklüm çalışırken, diğerleri dükkanlarına bağlanmış,yeraltı dehlizlerinde
ki köstebek gibi kımıldayıp, dururlar. Ve doğaya keyiflice bakmak için asla doğrulmazlar.
her türlü bireysel ve toplumsal sefalet, proletaryanın çalışma tutkusundan doğdu.
descansir es salud : dinlenmek sağlıktır.
çağımızın çalışma yüzyılı olduğu söyleniyor. aslında acının, sefaletin ve çürümenin yüzyılı.
yoksul uluslar, halkın genelde rahat ettiği uluslardır. zengin uluslarda ise halk genelde yoksuldur. destut de tracy
işçileri üretiklerini tüketmeye mecbur ederek, engin bir işgücü ordusu elde edilecektir.
tembellik hakkı
paul lafargue
çeviri: ışık ergüden
kırmızıkedi yayınevi
66 sayfa
gerçi kendimi Lafargue ın kayınbabasına saklıyorum. neyse inceden girizgah yapayım.
tembellik hakkı, iş- üretim sistemleri ahlaktan yoksun olduğu sürece ilgi görmesi gereken bir kitap.
işçilerin, üretim çarklarında ki sıkışmışlığının resmini çekmekte.
panzehir, çözüm sunmakta.
pasifist yaklaşımlar önermekte.
ben de lafargue katılıyorum. üretim çevrelerinin rahatsız oluşunu hayra yoruyorum.
hele ki üç saat çalışma felsefesi, beni kazandı.
Lafargue incelemem devam edecek.
alıntılar
çalışın, çalışın, proleterler, toplumsal serveti büyütmek ve bireysel sefaletimizi artırmak için çalışın,
çalışın ki daha da yoksullaşarak, çalışmak ve sefil düşmek için daha fazla gerekçeniz olsun.
Kapitalist üretimin insanın gözünün yaşına bakmayan yasası budur.
birileri toprakları üzerinde iki büklüm çalışırken, diğerleri dükkanlarına bağlanmış,yeraltı dehlizlerinde
ki köstebek gibi kımıldayıp, dururlar. Ve doğaya keyiflice bakmak için asla doğrulmazlar.
her türlü bireysel ve toplumsal sefalet, proletaryanın çalışma tutkusundan doğdu.
descansir es salud : dinlenmek sağlıktır.
çağımızın çalışma yüzyılı olduğu söyleniyor. aslında acının, sefaletin ve çürümenin yüzyılı.
yoksul uluslar, halkın genelde rahat ettiği uluslardır. zengin uluslarda ise halk genelde yoksuldur. destut de tracy
işçileri üretiklerini tüketmeye mecbur ederek, engin bir işgücü ordusu elde edilecektir.
tembellik hakkı
paul lafargue
çeviri: ışık ergüden
kırmızıkedi yayınevi
66 sayfa
22 Ocak 2015 Perşembe
hermann hesse - bozkırkurdu eleştirisi
modern zamanın getirisi yalnızlık üzerine başka bir kitap.
algıda seçicilik midir, nedir? bilemiyorum.
fakat bu sıralar yalnızlığa takıldım. kış ayı da böyle geçsin.
bahara allah kerim.
geri dönüş, ileri gidiş anlatımı ilginç.
bulanık, rüya gibi tasvirler.
yapıkredi yayınlarının kalite ön yargısı da var tabii kafamda.
altı - yedi günlük okuma sonunda, yargım: hoş kitap.
alıntılar:
görün işte, böyle soytarı kişileriz biz, görün işte böyle insan.
insanların büyük çoğunluğu yüzmeyi öğrenmeden yüzmek istemez. yaşamak için yaratılmışlar, düşünmek için değil.
medeniyetler çatışana kadar herkes mutlu.
bana karşı olmayan benden yanadır.
kişilik kuruntusunun maskesini alaşağı etmek için hindistanın binlerce yıl gösterdiği yoğun çabayı, batı aynı kuruntuları destekleyip pekiştirilmesi için harcamıştır.
birkaç kuruş paranın değil, yıldızların peşinde koşan bir adamdı.
bugünün pek az şeyle yeten basit ve rahat dünyası için fazla iddalı ve açsın.
yaşayacak ve gülmesini öğreneceksin.
yaradılış bakımından orta sınıfa mensup biri güçsüz bir yaşam dürtüsüyle donatılmıştır. korkaktır. kendisini elden çıkarmaktan çekinir, kolay yönetilecek biridir. şiddetin yerine yaşamayı, sorumluluğun yerine oyalanmayı seçer.
hermann hesse
bozkırkurdu
çeviri: kamuran şipal
yapıkredi yayınları
209 sayfa
algıda seçicilik midir, nedir? bilemiyorum.
fakat bu sıralar yalnızlığa takıldım. kış ayı da böyle geçsin.
bahara allah kerim.
geri dönüş, ileri gidiş anlatımı ilginç.
bulanık, rüya gibi tasvirler.
yapıkredi yayınlarının kalite ön yargısı da var tabii kafamda.
altı - yedi günlük okuma sonunda, yargım: hoş kitap.
alıntılar:
görün işte, böyle soytarı kişileriz biz, görün işte böyle insan.
insanların büyük çoğunluğu yüzmeyi öğrenmeden yüzmek istemez. yaşamak için yaratılmışlar, düşünmek için değil.
medeniyetler çatışana kadar herkes mutlu.
bana karşı olmayan benden yanadır.
kişilik kuruntusunun maskesini alaşağı etmek için hindistanın binlerce yıl gösterdiği yoğun çabayı, batı aynı kuruntuları destekleyip pekiştirilmesi için harcamıştır.
birkaç kuruş paranın değil, yıldızların peşinde koşan bir adamdı.
bugünün pek az şeyle yeten basit ve rahat dünyası için fazla iddalı ve açsın.
yaşayacak ve gülmesini öğreneceksin.
yaradılış bakımından orta sınıfa mensup biri güçsüz bir yaşam dürtüsüyle donatılmıştır. korkaktır. kendisini elden çıkarmaktan çekinir, kolay yönetilecek biridir. şiddetin yerine yaşamayı, sorumluluğun yerine oyalanmayı seçer.
hermann hesse
bozkırkurdu
çeviri: kamuran şipal
yapıkredi yayınları
209 sayfa
19 Ocak 2015 Pazartesi
orhan veli - sakın şaşırma eleştirisi
yoğun günler şimdilik geri kaldı.
kış devam ediyor. kar, çamur, yağmur.
havalarda soğuk. olabildiğince yüklendim kitaplara.
tek yenilik çerçevelerden bakıyorum artık. farklı tecrübe.
işte tam bu sırada en sevdiğim şair orhan veli den devam edeyim dedim.
garip orhan veli.
insan susmasını da bilmeli, dinlenmeli.
derleyici : " kısacık yaşamı boyunca yazdıklarıyla türkiye nin en geniş sevgi çemberine ulaşan şairi
oldu. "
alıntılar:
kağıttan teknesinde sevinç taşıyan gemi
ah birçok şeyler hatırlatan erik ağacı
ve o ilk yolculuklara başlayan hasret, zindan
atları çıngıraklı arabanın ardından
beyaz keten mendilimde sallanan ilk acı.
---
güzel kadınları severim
işçi kadınları da severim
güzel işçi kadınları
daha çok severim.
----
hiçbir şeyden çekmedi dünyada
nasırdan çektiği kadar
hatta çirkin yaratıldığından bile
o kadar müteessir değildi
kundurası vurmadığı zamanlarda
anmazdı ama allahın adını
günahkar da sayılmazdı
yazık oldu süleyman efendiye
----
bekliyorum
öyle bir havada gel ki
vazgeçmek mümkün olmasın
---
beni bu güzel havalar mahvetti
böyle havada istifa ettim
evfaktaki memuriyetimden
tütüne böyle havada alıştım
böyle havada aşık oldum
eve ekmekle tuz götürmeyi
böyle havalarda unuttum
şiir yazma hastalığım
hep böyle havalarda nüksetti
beni bu güzel havalar mahvetti
-----
bedava yaşıyoruz bedava
hava bedava bulut bedava
dere tepe bedava
yağmur çamur bedava
otomobillerin dışı
sinamaların kapısı
camekanlar bedava
peynir ekmek değil ama
acı su bedava
kelle fiyatına hürriyet
esirlik bedava
bedava yaşıyoruz bedava
----
uzanıp yatı vermiş, sere serpe
entarisi sıyrılmış hafiften
kolunu kaldırmış,koltuğu görünüyor
bir eliyle de göğsünü tatmış
içinde kötülüğü yok biliyorum
yok benim de yok ama
olmaz ki
böylede yatılmaz ki
-----
orhan veli
adam yayıncılık
107 sayfa
kış devam ediyor. kar, çamur, yağmur.
havalarda soğuk. olabildiğince yüklendim kitaplara.
tek yenilik çerçevelerden bakıyorum artık. farklı tecrübe.
işte tam bu sırada en sevdiğim şair orhan veli den devam edeyim dedim.
garip orhan veli.
insan susmasını da bilmeli, dinlenmeli.
derleyici : " kısacık yaşamı boyunca yazdıklarıyla türkiye nin en geniş sevgi çemberine ulaşan şairi
oldu. "
alıntılar:
kağıttan teknesinde sevinç taşıyan gemi
ah birçok şeyler hatırlatan erik ağacı
ve o ilk yolculuklara başlayan hasret, zindan
atları çıngıraklı arabanın ardından
beyaz keten mendilimde sallanan ilk acı.
---
güzel kadınları severim
işçi kadınları da severim
güzel işçi kadınları
daha çok severim.
----
hiçbir şeyden çekmedi dünyada
nasırdan çektiği kadar
hatta çirkin yaratıldığından bile
o kadar müteessir değildi
kundurası vurmadığı zamanlarda
anmazdı ama allahın adını
günahkar da sayılmazdı
yazık oldu süleyman efendiye
----
bekliyorum
öyle bir havada gel ki
vazgeçmek mümkün olmasın
---
beni bu güzel havalar mahvetti
böyle havada istifa ettim
evfaktaki memuriyetimden
tütüne böyle havada alıştım
böyle havada aşık oldum
eve ekmekle tuz götürmeyi
böyle havalarda unuttum
şiir yazma hastalığım
hep böyle havalarda nüksetti
beni bu güzel havalar mahvetti
-----
bedava yaşıyoruz bedava
hava bedava bulut bedava
dere tepe bedava
yağmur çamur bedava
otomobillerin dışı
sinamaların kapısı
camekanlar bedava
peynir ekmek değil ama
acı su bedava
kelle fiyatına hürriyet
esirlik bedava
bedava yaşıyoruz bedava
----
uzanıp yatı vermiş, sere serpe
entarisi sıyrılmış hafiften
kolunu kaldırmış,koltuğu görünüyor
bir eliyle de göğsünü tatmış
içinde kötülüğü yok biliyorum
yok benim de yok ama
olmaz ki
böylede yatılmaz ki
-----
orhan veli
adam yayıncılık
107 sayfa
9 Ocak 2015 Cuma
rıdvan gecü - sünepe eleştirisi
zaman kavramını ilkokulda öğrendim. mahalle mektebi.
üç katlı, dışı sıvayı andıran kaplamalı. ilk katının pencereleri parmaklıklı.
kışları kalorifer haddinden fazla, paralanırcasına yanmasından okul sıcaktı.
garibanından ortahalli çocuğuna, herkesin yanakları pembe pembe.
ellibeş kişilik sınıfımız, sıralarda üçerli oturuyoruz. duvarda panolar, belirli gün ve haftalar.
hatırladığım kadarıyla kızıl renkliydi. metal başlıklı toplu iğneli.
mevsimler, çağlar panosu.
ilk çağ, orta çağ, yeni çağ. kısa insalık tarihi.
yazar rıdvan gecü de, ikibin yılında başlayan yalnızlık çağına ait hikaye yazmış. uzun hikaye.
sünepe.
yazarın kendi deyişiyle ilk romanı. devamının gelmesi halkımızın için de faydalı olması dileğiyle.
kahramanımızın iç çekişlerinin, günlük hayattaki yansıması kitabın her yerinde var.
okurla sohbet havası da var.
şu an bir bir.
yazar ve düşünür atıflarıda söz konusu. pek hoşuma gitmiyor.
iki - bir.
yazarın üslübu, kitabın konusu. kitap baskı kalitesi derken skor beşaltı - iki oluyor.
ve kitabı edinin, okuyun sonucu çıkıyor.
alıntılar
yalnızlaştırılma aşamamı zerre hatırlamıyorum.
günümüzün uyuyarak geçirdiğimiz dilimi dışında kalan zamanında uyutulmaya harcıyoruz.
meselem orhan dan daha büyük, kredim orhan dan daha az.
benim hayatımda üstlenilmez hiç bir edilgen fiil.
sizler yaşayabilmek adına, önce kendinizi mahkum etmek zorundasınız.
sünepe
rıdvan gecü
tekin yayınevi
123 sayfa
üç katlı, dışı sıvayı andıran kaplamalı. ilk katının pencereleri parmaklıklı.
kışları kalorifer haddinden fazla, paralanırcasına yanmasından okul sıcaktı.
garibanından ortahalli çocuğuna, herkesin yanakları pembe pembe.
ellibeş kişilik sınıfımız, sıralarda üçerli oturuyoruz. duvarda panolar, belirli gün ve haftalar.
hatırladığım kadarıyla kızıl renkliydi. metal başlıklı toplu iğneli.
mevsimler, çağlar panosu.
ilk çağ, orta çağ, yeni çağ. kısa insalık tarihi.
yazar rıdvan gecü de, ikibin yılında başlayan yalnızlık çağına ait hikaye yazmış. uzun hikaye.
sünepe.
yazarın kendi deyişiyle ilk romanı. devamının gelmesi halkımızın için de faydalı olması dileğiyle.
kahramanımızın iç çekişlerinin, günlük hayattaki yansıması kitabın her yerinde var.
okurla sohbet havası da var.
şu an bir bir.
yazar ve düşünür atıflarıda söz konusu. pek hoşuma gitmiyor.
iki - bir.
yazarın üslübu, kitabın konusu. kitap baskı kalitesi derken skor beşaltı - iki oluyor.
ve kitabı edinin, okuyun sonucu çıkıyor.
alıntılar
yalnızlaştırılma aşamamı zerre hatırlamıyorum.
günümüzün uyuyarak geçirdiğimiz dilimi dışında kalan zamanında uyutulmaya harcıyoruz.
meselem orhan dan daha büyük, kredim orhan dan daha az.
benim hayatımda üstlenilmez hiç bir edilgen fiil.
sizler yaşayabilmek adına, önce kendinizi mahkum etmek zorundasınız.
sünepe
rıdvan gecü
tekin yayınevi
123 sayfa
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)