emek öyküleri notabene yayınlarından çıkmış, içinde on iki öykü barındıran bir kitap.
tren yolu manzaralı güzel bir kapağı var.
füruzan, nursel duruel, mehmet zaman saçlıoğlu, özcankarabulut, sezer ateş ayvaz, faruk duman, ayşe sarısayın, zafer doruk, jale sancak, vecdi çıracıoğlu, hasan özkılıç, yasemin yazıcı gibi yazarların öyküleri yer almakta.
kitabı şiir tadında okudum. ağır ağır sindire sindire.
madenci, esnaf, sanatçı insanların öyküleri.
emek öyküleri ismi gerçekten çok ağır. beklenti tavan yapıyor.
emek, bu dünyayı mevcut sistemi ayakta tutan olgu.
aslında kapitalizmin zayıf karnı.
bir fabrikada temel amaç iş gücüne bağımlılığı mümkün olduğunca azaltmak. bir kişi işten ayrılsa yokluğunun hissedilmemesi.
kapitalizm istiyor bunu. şu anda gerçekleşme oranı ortada. son noktası ise robot teknolojisi.
bakalım izleyip göreceğiz.
emek kapitalizmin zayıf karnıdır demiştik. Buradan vurmalıyız. ses gelmeli.
düşünelim, çok parası olan bir kişi, diğer insanlar olmadan o parayı harcayamaz. o para sadece kağıttır.
bu sistemi, kapitalizmi emekçiler inşa etmedi, emekçiler katkı sunuyor, yine yıkacak da emekçiler.
alıntılar
dünyayı tanıyan, havayı güneşi tanıyan insanoğluna, bu dehlizler, bu ağırlık hep alışılmaz gelecektir. füruzan
onlar olmazı yaşıyorlar.
gelişmiş bir makinenin çalışması her zaman hayranlık verici bir güzellikti.
madenciler kırkına varmadan ölürler, biz burada kazanalım da hiç olmazsa çoluğumuz çocuğumuz rahat eder.
hep kuşaktan kuşağa ertelenen hayatlar.
biz gurbete giriftar olduk.
sırtlarıyla kömür çekeceklermiş, küfelerle, yalın ayak. ölmeden cehenneme girmişler belli, günahlarıysa belirsiz.
sevmem gevşekleri, mızmızları.
ömrüm boyunca insanları en çok iş başında olduklarında sevdim. nursel duruel,
neyimizi eksiltebilirsiniz bizim bir somundan başka.
namazda selam verilir değil mi? iki yana meleklere? benim selamım sizedir. anama ve sana genç ömrünü cephede bırakanlara.
elin kiri, işin pisi olmaz.
adamın gülümsemesi mor bir asma filizi. zafer doruk
emek öyküleri
notabene yayınları
136 sayfa
28 Ağustos 2015 Cuma
10 Ağustos 2015 Pazartesi
ahmet say - müzik nedir, nasıl bir sanattır eleştirisi
ahmet say ın müzikle ilgili yazdığı kitaplarla devam ediyorum. ülkemizde pek fazla müzikle ilgili yayına rastlayamıyoruz. ahmet say bu boşluğu doldurmakta büyük çaba harcamış bir isim. kitaplarında ki dilde gayet güzel.
müzik nedir, nasıl bir sanattır, ahmet say ın bir dergi için yazdığı müzik yazılarının derlemesidir.
Okura müzikle ilgili bilmesi gereken temel kavramları açıklıyor. her bölüm sonunda dergi okuruyla yaptığı soru cevaplar var. gerçekten ilginç notlar.
ahmet say ın diğer kitaplarını okuyanlar bu kitabı onların bir özeti, prototipi olarak görebilir. fakat bilgi edinme, güncelleme adına güzel bir kitap.
müziğin zaman içinde aldığı yolu net anlayabilir, günümüzle ilişkilendirebilirsiniz.
yazılarda geçen tavsiye kitapları da okumaya sabırsızlanıyorum.
Alıntılar
Sevgi, işte eğitimin evrensel ilkesi. insanoğlu sevdiği konuları daha çabuk öğrenir.
müziksiz insan, müziksiz toplum olmaz.
müziğin anlamı, insanın hayat karşısında ki davranışlarıdır.
müzik insana kendini tanıma, kendini ifade etme, kendini gerçekleştirme ve kendini aşma olanağı verir.
bir ülkenin doğru yönetilip yönetilmediğini ahlak açısından yücelip yücelmediğini anlamak istiyorsanız, o ülkede ki müziğin düzeyine bakınız.
mozart, sanatın bağımsızlık bildirisidir.
yaşamdan otuzbeş yaşında ayrılmakla sonuçlanan bu seçim, fedoal aristokrasiye meydan okumanın bedelidir.
müzik seni seven kalabalıklar demektir.
prens, sizin asaletiniz doğuşunuzda ki tesadüfe bağlıdır. oysa ben kişiliğimi kendim oluşturdum. yeryüzünde prens yüzlerce var, daha binlercesi de gelip geçecek ama bir tane beethoven var.
gerçek müzikçi dinleyicilerin gönlünü alan kişidir. onu iten değil.
wagner de deha var ama sorun bu dehanın nasıl kullanıldığıdır. ( finkelstein )
ahmet say
müzik nedir, nasıl bir sanattır?
evrensel basım yayın
248 sayfa
müzik nedir, nasıl bir sanattır, ahmet say ın bir dergi için yazdığı müzik yazılarının derlemesidir.
Okura müzikle ilgili bilmesi gereken temel kavramları açıklıyor. her bölüm sonunda dergi okuruyla yaptığı soru cevaplar var. gerçekten ilginç notlar.
ahmet say ın diğer kitaplarını okuyanlar bu kitabı onların bir özeti, prototipi olarak görebilir. fakat bilgi edinme, güncelleme adına güzel bir kitap.
müziğin zaman içinde aldığı yolu net anlayabilir, günümüzle ilişkilendirebilirsiniz.
yazılarda geçen tavsiye kitapları da okumaya sabırsızlanıyorum.
Alıntılar
Sevgi, işte eğitimin evrensel ilkesi. insanoğlu sevdiği konuları daha çabuk öğrenir.
müziksiz insan, müziksiz toplum olmaz.
müziğin anlamı, insanın hayat karşısında ki davranışlarıdır.
müzik insana kendini tanıma, kendini ifade etme, kendini gerçekleştirme ve kendini aşma olanağı verir.
bir ülkenin doğru yönetilip yönetilmediğini ahlak açısından yücelip yücelmediğini anlamak istiyorsanız, o ülkede ki müziğin düzeyine bakınız.
mozart, sanatın bağımsızlık bildirisidir.
yaşamdan otuzbeş yaşında ayrılmakla sonuçlanan bu seçim, fedoal aristokrasiye meydan okumanın bedelidir.
müzik seni seven kalabalıklar demektir.
prens, sizin asaletiniz doğuşunuzda ki tesadüfe bağlıdır. oysa ben kişiliğimi kendim oluşturdum. yeryüzünde prens yüzlerce var, daha binlercesi de gelip geçecek ama bir tane beethoven var.
gerçek müzikçi dinleyicilerin gönlünü alan kişidir. onu iten değil.
wagner de deha var ama sorun bu dehanın nasıl kullanıldığıdır. ( finkelstein )
ahmet say
müzik nedir, nasıl bir sanattır?
evrensel basım yayın
248 sayfa
7 Ağustos 2015 Cuma
orhan kemal - 72. koğuş eleştirisi
Edebiyatımızda Orhan'lar olmasa ne yapardık kim bilir!
Şiirde Orhan Veli, düz yazıda Orhan Kemal.
72. Koğuş, tipik Orhan Kemal hikayelerinden. Candan halktan bir hikaye.
Orhan Kemal'in hikayeleriyle okur hayatım başladı diyebilirim. Rüyalarımda hikaye kahramanları yerine geçtim. Hikayede 10 kişi geçiyorsa hepsini sırasıyla yaşadım. Her gece.
Bir gece Beton Ahmet, diğer gece Kaya Ali, ertesi gece Bobi oluyordum.
72. koğuş Kaptanın, Berbat'la, Sölezliy'le, Fatma'yla olan ilişkisini anlatır. İnsanoğlunun dramını.
Şerefi anlatır bilmeyenlere, onuru anlatır.
Bilmeyende olur, unutan da tabi.
Sonu hüzünlü bir hikaye. Yürek deşen. İyisi kötüsünün değil, herkesin kaybettiği bir hikaye.
Everest yayınlarının kalitesi gerçekten güzel. Kapağı, sayfaları iyi.
Arka kapak yazısı biraz abartılı olmuş.
" Çok az yazar okurun dünyasında onun kadar iz bırakır, okurunu onun kadar biçimlendirir."
Alıntılar
yaşayacaklardır. yaşamlarının yurda ulusa herhangi bir faydası olup olmadığını düşünmeden, yurdu ulusu hatırlarından geçirmeden.
insan parayı, paraya vermeli araya değil.
72. Koğuş
Orhan Kemal
Everest yayınları
98 sayfa.
Şiirde Orhan Veli, düz yazıda Orhan Kemal.
72. Koğuş, tipik Orhan Kemal hikayelerinden. Candan halktan bir hikaye.
Orhan Kemal'in hikayeleriyle okur hayatım başladı diyebilirim. Rüyalarımda hikaye kahramanları yerine geçtim. Hikayede 10 kişi geçiyorsa hepsini sırasıyla yaşadım. Her gece.
Bir gece Beton Ahmet, diğer gece Kaya Ali, ertesi gece Bobi oluyordum.
72. koğuş Kaptanın, Berbat'la, Sölezliy'le, Fatma'yla olan ilişkisini anlatır. İnsanoğlunun dramını.
Şerefi anlatır bilmeyenlere, onuru anlatır.
Bilmeyende olur, unutan da tabi.
Sonu hüzünlü bir hikaye. Yürek deşen. İyisi kötüsünün değil, herkesin kaybettiği bir hikaye.
Everest yayınlarının kalitesi gerçekten güzel. Kapağı, sayfaları iyi.
Arka kapak yazısı biraz abartılı olmuş.
" Çok az yazar okurun dünyasında onun kadar iz bırakır, okurunu onun kadar biçimlendirir."
Alıntılar
yaşayacaklardır. yaşamlarının yurda ulusa herhangi bir faydası olup olmadığını düşünmeden, yurdu ulusu hatırlarından geçirmeden.
insan parayı, paraya vermeli araya değil.
72. Koğuş
Orhan Kemal
Everest yayınları
98 sayfa.
25 Temmuz 2015 Cumartesi
ahmet say - müzik öğretimi eleştirisi
Plan, program iyidir. yapacağın işler yerli yerine oturur. gelecek tasarımı yapılır.
" müzik öğretimi " yazarı ahmet say, kitapta öne çıkan durum müzik öğretiminde karşılaşılan sorunlar, çözüm yolları, müzik öğretiminin içeriği.
kitabı okurken bende kendi programımı çizdim. düzenlemeler yaptım. tek negatif taraf, teoride pratiğe geçme sürecinde zorlanmış olmam.
müzik öğretimi, kitabında ahmet say derleyici durumda. diğer uzmanların izlenimlerini bir kitapta toplamış,. Kendi yorumlarını ekleyerek kitabı oluşturmuş.
kitabın zamanı 1950'li yıllar olmasıyla birlikte, günümüzde aynı sorunları tartışmamız çok tuhaf, boşa giden 60 yıl mı dersiniz?
kitaptan birçok alıntı yaptım. konu öneminin benim için yüksek olduğunu belirtmek isterim.
alıntılar
eğitimcilik, bir sevgi işidir ve ütopyaya uzanır.
eğitimcilik aslında bütün zorlukların üstesinden gelebilmektir. demek ki doğru yoldayız, görüyorsanız, başarıyorsunuz.
çalgıyı evde bırakın, ne zaman çocuk ses çıkarmaya çalışırsa müzik derslerine başlayın.
mutlu olmak ve mutlu etmek işte müziğin gerçeği.
önemli olan bunaltıcı müzik çalışmalarının içinde yitip gitmek değil, dışa açılmak, dünyayı tanımak ve tüm insanları mutlu edebilmektedir.
belli dönemlerde müzik yapmayı bırakıp birkaç yıl boyunca dilediği gibi yaşamak tatil yapmaktır.
müzik eğitimi, yurt sevgisi ve insanlık borcudur.;
müziği seven çocuk, insanı sever, insanları, toplumu sever, yaşamı sever, eşsiz bir ruh kudreti ve zenginliği kazanır.
estetik eğitim, ahlak eğitimini de etkiler.
popüler müzik halk psikolojisinin ifadesi, halk müziği ise halk biyolojisinin ifadesidir.
müzik, yaşam dolu bir güç olmalıdır.
estetik duygumuz alışkanlı ve bilgiyle değişebilen bir şeydir.
çalmak bir hünerse, dinlemenin de bir kültür ve zevk işi olduğunu daima göz önünde tutmanız gerekir.
müzik zevki bilindiği gibi okulun müzik eğitiminde öğrenciye verilmesi gereken en önemli eğitsel amaçtır.
müzik dersinin amaçları; sesi, kulağı ve zevki eğitmektir.
müziğin biricik yayılma yolu konserlerdir.
profesyonel sanatçı, sanatını satmakla yaşamını kazanır. amatörler ise sanatı zevk için ve kazan. beklentisi olmaksızın yapar.
iyi bir müzikçi kıskanmaz.
denizi bilmek başka. denizde yüzmek başkadır.
çağdaş eğitim anlayışı, insanın doğduğu günden başlayarak eğitilmesini öngörür.
müzik öğretim temelde ilkeli düzenli planlı ve yöntemli olmayı gerektirir.
müzik dersi bir sanat dersidir.
müzik öğretimi
ahmet say
müzik ansiklopedisi yayınları
167 sayfa
" müzik öğretimi " yazarı ahmet say, kitapta öne çıkan durum müzik öğretiminde karşılaşılan sorunlar, çözüm yolları, müzik öğretiminin içeriği.
kitabı okurken bende kendi programımı çizdim. düzenlemeler yaptım. tek negatif taraf, teoride pratiğe geçme sürecinde zorlanmış olmam.
müzik öğretimi, kitabında ahmet say derleyici durumda. diğer uzmanların izlenimlerini bir kitapta toplamış,. Kendi yorumlarını ekleyerek kitabı oluşturmuş.
kitabın zamanı 1950'li yıllar olmasıyla birlikte, günümüzde aynı sorunları tartışmamız çok tuhaf, boşa giden 60 yıl mı dersiniz?
kitaptan birçok alıntı yaptım. konu öneminin benim için yüksek olduğunu belirtmek isterim.
alıntılar
eğitimcilik, bir sevgi işidir ve ütopyaya uzanır.
eğitimcilik aslında bütün zorlukların üstesinden gelebilmektir. demek ki doğru yoldayız, görüyorsanız, başarıyorsunuz.
çalgıyı evde bırakın, ne zaman çocuk ses çıkarmaya çalışırsa müzik derslerine başlayın.
mutlu olmak ve mutlu etmek işte müziğin gerçeği.
önemli olan bunaltıcı müzik çalışmalarının içinde yitip gitmek değil, dışa açılmak, dünyayı tanımak ve tüm insanları mutlu edebilmektedir.
belli dönemlerde müzik yapmayı bırakıp birkaç yıl boyunca dilediği gibi yaşamak tatil yapmaktır.
müzik eğitimi, yurt sevgisi ve insanlık borcudur.;
müziği seven çocuk, insanı sever, insanları, toplumu sever, yaşamı sever, eşsiz bir ruh kudreti ve zenginliği kazanır.
estetik eğitim, ahlak eğitimini de etkiler.
popüler müzik halk psikolojisinin ifadesi, halk müziği ise halk biyolojisinin ifadesidir.
müzik, yaşam dolu bir güç olmalıdır.
estetik duygumuz alışkanlı ve bilgiyle değişebilen bir şeydir.
çalmak bir hünerse, dinlemenin de bir kültür ve zevk işi olduğunu daima göz önünde tutmanız gerekir.
müzik zevki bilindiği gibi okulun müzik eğitiminde öğrenciye verilmesi gereken en önemli eğitsel amaçtır.
müzik dersinin amaçları; sesi, kulağı ve zevki eğitmektir.
müziğin biricik yayılma yolu konserlerdir.
profesyonel sanatçı, sanatını satmakla yaşamını kazanır. amatörler ise sanatı zevk için ve kazan. beklentisi olmaksızın yapar.
iyi bir müzikçi kıskanmaz.
denizi bilmek başka. denizde yüzmek başkadır.
çağdaş eğitim anlayışı, insanın doğduğu günden başlayarak eğitilmesini öngörür.
müzik öğretim temelde ilkeli düzenli planlı ve yöntemli olmayı gerektirir.
müzik dersi bir sanat dersidir.
müzik öğretimi
ahmet say
müzik ansiklopedisi yayınları
167 sayfa
18 Temmuz 2015 Cumartesi
Richard Bach - Martı eleştirisi
Yalnızlık, çok iyi bir öğretici. İyi bir öğretmen. Islah edici. Abarttım galiba. Yalnızlığın kutsanması diyelim.
Zaman zaman ihtiyaç duyduğum bir olgu yalnızlık. Belki dinlenmek, düşünmek için, mola ihtiyacından da olabilir.
Sebebi ne olursa olsun yalnızlık günümüzde güzel bir terapi. İhtiyaç.
Kendimi dinlemek istiyorum.
Şunun farkındayım ki biz toplumla varız. Toplum beni şekillendirir, öğretir. yedirir, giydirir. içirir Filan filan. Gerçekten de böyle mi?
Kısmen. Toplumla birlik olduğumuz muhakkak, Doğa şartları çetin, hep birlikte mücadelemiz daha güçlü.
Fakat Takım arkadaşlarımızı sefalet içinde bırakmaktan bu yazıda bahsetmeyeceğim.
Bu yazıda yalnızlığın getirisi götürüsü söz konusu. Durup dinlenmenin önemi. Reklam cıngılında ki gibi " tatil için çalışmıyoruz " yaşamak için çalışıyoruz. sabah bunun için kalkıyoruz, bunun için yiyip içiyoruz, yaşam mücadelesi. Bu mücadeleden gözlerimiz kör oldu. Hislerimiz kayboldu. Yedi yetimiz sıfırlandı.
Yalnızlık bu yetilerin geri gelmesi için bir çabanın adıdır bir bakıma. Yaşam mücadelesinin farklı bir biçimi.
Martı Jonathan Livingston, yalnızlığı bize tarif eder, yalnızken ki yapılacak aktivitelerden bize sayfabahseder. :)
Sempatiktir, yalnızdır, mutludur, yalnızdır, heyecanlıdır, yalnızdır, düşünür, yalnızdır.
Yalnızlığı vücutta avantaja çevirmekten bahseder.
uçar,kaçar martı jonathan livingston.
güzel hayallerle öykü kitabını okuyup bitirmiş olursunuz.
Yaşayan insana, nasıl yaşayacağını bile öğretebilir.
Alıntılar:
onca zamanı boşu boşuna geçireceğime, uçmayı öğrenebilirdim. Öğrenecek ne çok şey var!
o korkuyu yenmenin gururuyla haz alarak yaşıyordu.
Cehaletimizi kırabiliriz, kendimiz olabiliriz, özgür olabiliriz.
iyinin, mükemmelliğin sınırı yoktur.
başarmak için ne yaptığını bilmek gerek.
Gerçekten kim olduklarını anlamaya bunları bilerek yaşamaya başladılar.
richard bach
martı jonathan livingston
Çeviri: kader ay demireğen
epsilon yayıncılık
92 sayfa
Zaman zaman ihtiyaç duyduğum bir olgu yalnızlık. Belki dinlenmek, düşünmek için, mola ihtiyacından da olabilir.
Sebebi ne olursa olsun yalnızlık günümüzde güzel bir terapi. İhtiyaç.
Kendimi dinlemek istiyorum.
Şunun farkındayım ki biz toplumla varız. Toplum beni şekillendirir, öğretir. yedirir, giydirir. içirir Filan filan. Gerçekten de böyle mi?
Kısmen. Toplumla birlik olduğumuz muhakkak, Doğa şartları çetin, hep birlikte mücadelemiz daha güçlü.
Fakat Takım arkadaşlarımızı sefalet içinde bırakmaktan bu yazıda bahsetmeyeceğim.
Bu yazıda yalnızlığın getirisi götürüsü söz konusu. Durup dinlenmenin önemi. Reklam cıngılında ki gibi " tatil için çalışmıyoruz " yaşamak için çalışıyoruz. sabah bunun için kalkıyoruz, bunun için yiyip içiyoruz, yaşam mücadelesi. Bu mücadeleden gözlerimiz kör oldu. Hislerimiz kayboldu. Yedi yetimiz sıfırlandı.
Yalnızlık bu yetilerin geri gelmesi için bir çabanın adıdır bir bakıma. Yaşam mücadelesinin farklı bir biçimi.
Martı Jonathan Livingston, yalnızlığı bize tarif eder, yalnızken ki yapılacak aktivitelerden bize sayfabahseder. :)
Sempatiktir, yalnızdır, mutludur, yalnızdır, heyecanlıdır, yalnızdır, düşünür, yalnızdır.
Yalnızlığı vücutta avantaja çevirmekten bahseder.
uçar,kaçar martı jonathan livingston.
güzel hayallerle öykü kitabını okuyup bitirmiş olursunuz.
Yaşayan insana, nasıl yaşayacağını bile öğretebilir.
Alıntılar:
onca zamanı boşu boşuna geçireceğime, uçmayı öğrenebilirdim. Öğrenecek ne çok şey var!
o korkuyu yenmenin gururuyla haz alarak yaşıyordu.
Cehaletimizi kırabiliriz, kendimiz olabiliriz, özgür olabiliriz.
iyinin, mükemmelliğin sınırı yoktur.
başarmak için ne yaptığını bilmek gerek.
Gerçekten kim olduklarını anlamaya bunları bilerek yaşamaya başladılar.
richard bach
martı jonathan livingston
Çeviri: kader ay demireğen
epsilon yayıncılık
92 sayfa
15 Temmuz 2015 Çarşamba
jose saramago - defterler eleştirisi
Jose Saramago, Portekizli klas yazar.
Kitabı büyük istek, arzuyla edindim. Gazetelerin kitap eklerinde, internette, twitterda, bloglarda bir çok tanıtımına rastladım. Haliyle beklentimde çoktu. Beklentim bu kadar fazlayken, kitabı edinmem ve okumaya geçmem altı ayımı aldı. Kendi kendime çok ayıp ettiğimi düşündüm.
Satın almıştım, ve her şey bitmiş miydi?
Jose Saramago, defterler, yazarın blogta yazdığı yazıların kitaplaşmış halidir. Blogunda kendisinin iyi bir bloger olamadığı eleştirilerine esprili cevapla karşılık vermekte, yapıcı ve saygı çerçevesinde olan eleştirileri dikkate aldığını söylemektedir.
Jose Saramago, birçok konuya değinmiş. Siyasileri, sistemi eleştirmekten geri durmamıştır. Üslubundaki güzellik takdir edilmelidir. Büyük bir ustalıkla tenkit etmektedir.
Jose Saramago, blogun sonlarına doğru, notların kitaplaşacağından bahsetmiş. Umberto Eco' nun takdir yazısıyla mutluluk duymuştur.
Kendi cümlesiyle Jose Saramago, defterler için" en heyecanladığım kitap " demiştir.
Kitap Kırmızıkedi yayın evinden çıkmıştır. Bu sıralar Kırmızıkedi, Jose Saramago' nun tüm kitap yayın haklarını almıştır. Hayırlı olsun diyelim.
Şunu da eklem isterim ki çevirinin çevirisi kitaplardan pek hoşlanmam. Örneğin bu kitabın orjinal dilli Portekizce, kitap İspanyolcaya çevriliyor. Daha sonra çevirmen İspanyolcadan Türkçeye çeviriyor.
Oysa ki Portekizceyle harmanlanmış, onunla yaşamış, diğer portekizli yazar çizerle haşır neşir olmuş, o coğrafyayla ilgili, çevirmenlerin direk çevirisini de sabırsızlıkla bekliyorum.
Edebiyatımıza katkısını bir de o zaman değerlendiririz.
En azından çok satan yazarlarda yapılabilir. Tüm yayın hakları da alınmışsa :)
Alıntılar:
yalnızca kitap sayfalarını geri dönüşü vardır, yaşamın kilerinin değil.
demokrasi bedeli her gün ödediğimiz yanılsamadır.
solun, içinde yaşadığı dünyadan zerre haberi yok.
çoğu anne babanın düşmanları evde, kendi çocukları.
kafirde ilahi iradeden doğmuş bir yaratıktır.
ben siyasal iktisatçılara, ahlak bilimcilere soruyorum. bir zengin yaratmak için kaç kişiyi sefalete, orantısız çalışmaya, ahlaksızlığa, aşağılanmaya,cehalete, üstesinden gelinemez talihsizliğe ve mutlak yoksulluğa mahkum etmeniz gerektiğini hesapladınız mı?
iyilik ve adalet olmayınca geriye kalan merhamettir.
akrabalar mükemmel değiller ama iyi insanlar kesin.
eğer bir insanı canlı bombaya dönüştürecek nedenleri anlamıyorsa, İsrail'in hala öğrenecek çok şeyi var.
bize gelince gösteri yapmaya devam edeceğiz.
bir gün dünya daha iyi olabilecekse bu bizim tarafımızdan ve bizimle olacak.
bırakın böyle kalayım, beni ben yapan hafızamla. Hiçbir şeyi unutmak istemiyorum.
ilk ölüm uzun zaman önce onurun ölümüydü.
yolculuğun sonu yalnızca bir başkasının başlangıcıdır.
öldüler ve geçip gittiler.
Jose Saramago
Defterler
Çeviri: Nesrin Akyüz
Kırmızı Kedi Yayınevi
337 sayfa
Kitabı büyük istek, arzuyla edindim. Gazetelerin kitap eklerinde, internette, twitterda, bloglarda bir çok tanıtımına rastladım. Haliyle beklentimde çoktu. Beklentim bu kadar fazlayken, kitabı edinmem ve okumaya geçmem altı ayımı aldı. Kendi kendime çok ayıp ettiğimi düşündüm.
Satın almıştım, ve her şey bitmiş miydi?
Jose Saramago, defterler, yazarın blogta yazdığı yazıların kitaplaşmış halidir. Blogunda kendisinin iyi bir bloger olamadığı eleştirilerine esprili cevapla karşılık vermekte, yapıcı ve saygı çerçevesinde olan eleştirileri dikkate aldığını söylemektedir.
Jose Saramago, birçok konuya değinmiş. Siyasileri, sistemi eleştirmekten geri durmamıştır. Üslubundaki güzellik takdir edilmelidir. Büyük bir ustalıkla tenkit etmektedir.
Jose Saramago, blogun sonlarına doğru, notların kitaplaşacağından bahsetmiş. Umberto Eco' nun takdir yazısıyla mutluluk duymuştur.
Kendi cümlesiyle Jose Saramago, defterler için" en heyecanladığım kitap " demiştir.
Kitap Kırmızıkedi yayın evinden çıkmıştır. Bu sıralar Kırmızıkedi, Jose Saramago' nun tüm kitap yayın haklarını almıştır. Hayırlı olsun diyelim.
Şunu da eklem isterim ki çevirinin çevirisi kitaplardan pek hoşlanmam. Örneğin bu kitabın orjinal dilli Portekizce, kitap İspanyolcaya çevriliyor. Daha sonra çevirmen İspanyolcadan Türkçeye çeviriyor.
Oysa ki Portekizceyle harmanlanmış, onunla yaşamış, diğer portekizli yazar çizerle haşır neşir olmuş, o coğrafyayla ilgili, çevirmenlerin direk çevirisini de sabırsızlıkla bekliyorum.
Edebiyatımıza katkısını bir de o zaman değerlendiririz.
En azından çok satan yazarlarda yapılabilir. Tüm yayın hakları da alınmışsa :)
Alıntılar:
yalnızca kitap sayfalarını geri dönüşü vardır, yaşamın kilerinin değil.
demokrasi bedeli her gün ödediğimiz yanılsamadır.
solun, içinde yaşadığı dünyadan zerre haberi yok.
çoğu anne babanın düşmanları evde, kendi çocukları.
kafirde ilahi iradeden doğmuş bir yaratıktır.
ben siyasal iktisatçılara, ahlak bilimcilere soruyorum. bir zengin yaratmak için kaç kişiyi sefalete, orantısız çalışmaya, ahlaksızlığa, aşağılanmaya,cehalete, üstesinden gelinemez talihsizliğe ve mutlak yoksulluğa mahkum etmeniz gerektiğini hesapladınız mı?
iyilik ve adalet olmayınca geriye kalan merhamettir.
akrabalar mükemmel değiller ama iyi insanlar kesin.
eğer bir insanı canlı bombaya dönüştürecek nedenleri anlamıyorsa, İsrail'in hala öğrenecek çok şeyi var.
bize gelince gösteri yapmaya devam edeceğiz.
bir gün dünya daha iyi olabilecekse bu bizim tarafımızdan ve bizimle olacak.
bırakın böyle kalayım, beni ben yapan hafızamla. Hiçbir şeyi unutmak istemiyorum.
ilk ölüm uzun zaman önce onurun ölümüydü.
yolculuğun sonu yalnızca bir başkasının başlangıcıdır.
öldüler ve geçip gittiler.
Jose Saramago
Defterler
Çeviri: Nesrin Akyüz
Kırmızı Kedi Yayınevi
337 sayfa
4 Temmuz 2015 Cumartesi
campanella - güneş ülkesi eleştirisi
İtalyan düşünür campanella, 1568- 1639 yıllarında yaşamış. Çileli bir ömrü olmuştur. Çilesinin büyük bir sebebi de düşünceleridir.
Kişi düşünür, durur, durulur. Yeniden düşünür. Devinim devam eder. Campanella da bir hayat tasarlar, bir devlet tasarımı. Bunu soru cevap şeklinde okuyucularına anlatmaya çalışır.
Bu tip yayınlarda temel düşüncem bana ne kattığıyla alakalıdır. Fikir dünyam genişler. Yorum yeteneği artar. Ön yargılar azalır.
Campanella fikirlerini savunmasızca söylemiş. Zarar görmüş. Kendisi çile çekerken ondan beslenecek bir çok akımda zarar görmüş. İlerleme kaydedememiş.
Hoşgörü, günümüzde ve tarihe baktığımızda her zaman ütopyalarda kalmış. İçeriği boşaltılmış.
Gelecekte de hoşgörü anlamında pek yol alınacak gibi değil.
Campanella neler demiş, onlara bir bakalım.
güç, akıl, sevgi bir devletteki üç bakanlığın ismi başka bakanlık yok.
her şey ortaktır, paylaşma işi adaletle yönetilecektir.
bencillik ortadan kalkar, ortak yaşam gelir.
toplum bireyin ne ihtiyacı varsa onu sağlamalıdır.
ideal toplumda ki suçlar; nezaketsizlik, tembellik, asık yüzlülük, huysuzluk, dedikoduculuk, yalancılık.
kadın ve erkeklerin kıyafetleri aynı, kadın ve erkek aynı sanatları öğrenirler.
yöneticiler bilgindir.
toplumda ezber yoktur, ezbercilik insanın düşüncesini köreltir.
öğrenciler için tatil zamanın ne yaz, ne kıştır, öğrenince tatil başlar.
evlerde otel, pansiyon mantığı vardır.
doğaya aykırı cinsellik idama kadar gider.
eşlerin ortaklığı.
soy ortalaması sağlanır. cinsel birleşme üç günde bir olur.
günde dört saat çalışılır.
mala mülke köle olunmaz, sadece yararlanılır.
sistem kendini devamlı geliştirir.
tüm herkes yönetime katılır.
suç paylaşılırsa ceza düşer. örneğin bir kişi katil olmuşsa toplum da suçludur. tüm toplum suçludur.
herkes severek çalıştığından yorulma olmaz.
çalışma prensibi kar değil, düzenli ve metodlu çalışmadır.
ortak yaşam zevke değil, saygıya dayanır.
Campanella'nın manifestosu gibi oldu. Güneş ülkesinde bu cümlelerinin açıklamasını bulabilirsiniz.
Hemde deyatlı, örnekli, önceden çıkmış sorularıyla birlikte:)
kitabı sahaflardan almışlar, çan yayınlardan çıkmış, turuncu karton kapak, eski bir kitaptı.
Sahaf kokusu üzerinde.
tommaso campanella
çeviri:
haydar kazgan
vedat günyol
basım yılı: 1974
çan yayınları
143 sayfa
Kişi düşünür, durur, durulur. Yeniden düşünür. Devinim devam eder. Campanella da bir hayat tasarlar, bir devlet tasarımı. Bunu soru cevap şeklinde okuyucularına anlatmaya çalışır.
Bu tip yayınlarda temel düşüncem bana ne kattığıyla alakalıdır. Fikir dünyam genişler. Yorum yeteneği artar. Ön yargılar azalır.
Campanella fikirlerini savunmasızca söylemiş. Zarar görmüş. Kendisi çile çekerken ondan beslenecek bir çok akımda zarar görmüş. İlerleme kaydedememiş.
Hoşgörü, günümüzde ve tarihe baktığımızda her zaman ütopyalarda kalmış. İçeriği boşaltılmış.
Gelecekte de hoşgörü anlamında pek yol alınacak gibi değil.
Campanella neler demiş, onlara bir bakalım.
güç, akıl, sevgi bir devletteki üç bakanlığın ismi başka bakanlık yok.
her şey ortaktır, paylaşma işi adaletle yönetilecektir.
bencillik ortadan kalkar, ortak yaşam gelir.
toplum bireyin ne ihtiyacı varsa onu sağlamalıdır.
ideal toplumda ki suçlar; nezaketsizlik, tembellik, asık yüzlülük, huysuzluk, dedikoduculuk, yalancılık.
kadın ve erkeklerin kıyafetleri aynı, kadın ve erkek aynı sanatları öğrenirler.
yöneticiler bilgindir.
toplumda ezber yoktur, ezbercilik insanın düşüncesini köreltir.
öğrenciler için tatil zamanın ne yaz, ne kıştır, öğrenince tatil başlar.
evlerde otel, pansiyon mantığı vardır.
doğaya aykırı cinsellik idama kadar gider.
eşlerin ortaklığı.
soy ortalaması sağlanır. cinsel birleşme üç günde bir olur.
günde dört saat çalışılır.
mala mülke köle olunmaz, sadece yararlanılır.
sistem kendini devamlı geliştirir.
tüm herkes yönetime katılır.
suç paylaşılırsa ceza düşer. örneğin bir kişi katil olmuşsa toplum da suçludur. tüm toplum suçludur.
herkes severek çalıştığından yorulma olmaz.
çalışma prensibi kar değil, düzenli ve metodlu çalışmadır.
ortak yaşam zevke değil, saygıya dayanır.
Campanella'nın manifestosu gibi oldu. Güneş ülkesinde bu cümlelerinin açıklamasını bulabilirsiniz.
Hemde deyatlı, örnekli, önceden çıkmış sorularıyla birlikte:)
kitabı sahaflardan almışlar, çan yayınlardan çıkmış, turuncu karton kapak, eski bir kitaptı.
Sahaf kokusu üzerinde.
tommaso campanella
çeviri:
haydar kazgan
vedat günyol
basım yılı: 1974
çan yayınları
143 sayfa
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)