Alman yeraltı edebiyatının yazarlarından biri olan Jörg Fauser' in hammadde adlı kitabını okudum. Bu kitabı okuyana kadar yeraltı edebiyatına biraz mesafeli duruyordum. Kullanılan dilden zaten günlük hayatta bıkmıştım. Kitaplarda da bunu görmek benim için cazip gelmiyordu. Ama bir yandan da merakım üst seviyede. Kitabı aldım ve bir çırpıda okudum. Böyle okuyacağımı tahmin ediyordum fakat yeraltı edebiyatını bu kadar beğeneceğim aklıma gelmemişti.
Belki hikayenin bir kısmının İstanbul ve Almanya' da geçmesi beni etkiledi. Beni kurgunun içine çekti. Sonuç olarak çok iyi bir deneyimdi.
Kitabı bitirdikten sonra Jörg Fauser' i Türkiye' de hakkında yazılmış yazıları filan araştırayım dedim. Ses yok, görüntü yok. Çok ilginç gerçekten.
Sel Yayıncılık' tan cesur bir hareket :)
Kitap sonundaki eleştirilere baktığımda gördüm ki Jörg Fauser' in en beğenilen kitabı.
Alıntılar
İnsanların hayatta bir şeyler başarması gerektiği oldukça küçük yaşta kafalarına sokulmuştu.
Devrim, insanın önce kendi içinde kendi için, bulaşık yıkar ya da sıçarkende yapmak zorunda olduğu bir şeydir.
İnsan bilincinin en yükse aşaması?
Bir gün bu toplum onlara hak ettiği yeri elbet verecektir.
Güzel bir yazdı ve önümüzdeki yazlar daha da güzel olacaktı.
Metinler bilinçte yeni alanlar açmalı. Yoksa neden yazılsın?
Egemen klikler, topları kendi aralarında nihai olarak paylaşmışlardı. Sağcılar ticareti, Solcular kültürü.
Aynı seminer, aynı görüşler, aynı hayat.
Kaybedecek hiçbir şeyin kalmamasının başka bir adıdır özgürlük.
C' est la vie : Hayat Böyle
Balkanlar Viyana' dan başlar.
Unutma seni doğuran memleketini/ Unuttu mu memleketin seni/ kalırsın yapayalnız
Bir şeye ihtiyacınız olduğunuzda asla zamanınız olmazdı.
Ama tükürmeyip yuttuğu nefretin, insanı kanser yaptığı söyleniyordu.
Adamı adam yapan şey sorumluluktur.
Çelik gibi dayanacaksın.
Biz başarısızlar burada oturmuş başkasının mülkiyetini koruyorduk, en azsa kendimizi koruyabiliyorduk.
Bütün çatıların altında yazılmayı bekleyen hikayeler yaşıyordu.
Hepimizin kendi Meksika' mıza ihtiyacı vardı.
Bir çatlak vardı ve çatlakta bir ot bitmişti. Madem öyle diye düşündüm sende ayağa kalkabilirsin.
Hedef aşırı cüretkar olduğunda bir an için bile olsa insanın kendisine inanması gerekir yoksa bütün zahmetin ne anlamı var.
İnsanın herhangi bir şey yaparak normal bir yaşam sürerken, bir yandan da bir kaç ölümsüz eser ortaya koyabileceği düşüncesindeyim.
İnsan hayatta bir şeyler başarmak istiyorsa öğrenmek zorunda.
Hammadde
Jörg Fauser
Çeviri: Levent Konca
Sel Yayıncılık
287 sayfa.
27 Şubat 2017 Pazartesi
22 Şubat 2017 Çarşamba
John Steinbeck - Kaygılarımızın Kışı
Şubat biterken okumaları hızlandırdım. Arabamı otoparka değil, risk alarak evimin önüne bıraktım. Risk dediğime bakmayın, kaskolu. Araba evin önünde yatar dururken ben toplu taşımayı kullandım. O durak senin bu durak benim derken kitaplar su gibi bitti.
John Steinbeck Kaygılarımızın Kışı 'nı da yarı taşınma esnasında, yarı evde uzanırken, yarı ders aralarında 1,5 yaptı :). Oranı siz ayarlayın artık. Okudum.
Kitap beni çok etkiledi. Günlük hayatımı roman yapıp yazasım geldi. Tezgahtarın hayatı. Biz. Bizler.
John Steinbeck' in anlatım dilini kendime çok uygun, yatkın buluyorum. Sanki ben anlatıyorum. Ben yazdım da kontrol ediyorum imlayı gibi. İmla demişken Sel yayıncılık sevdiğim bir yayın evidir fakat çok imla hatası vardı. Dizinde de problem vardı.
Ama okunmasına engel değil tabi. Okunmalı, tavsiye edilmeli.
Alıntılar
Bir gün, dolu dolu bir gün, sadece bir değil, birçok şeydir.
Ama bu para hizmet de ediyor durup bekleyerek.
Gelecek ayın buzdolabı taksitinden öteyi düşünemiyorum.
Aptalca davranmak düzenli tempoyu bozmak taze bir başlangıç sunuyor.
Hiçbir insan diğer insanları gerçekten anlayamaz.
Hayatım boyunca kaç kişiye bakıp da göremedim acaba.
Herhangi bir başarı için cesaret şarttır.
Yalnızca yaşamak bile yararlı olmak demektir.
Kimsenin nasihat istediği yok, herkes onaylanma derdinde.
Fakirlikte haset duyan, zenginlikte bir züppeye dönüşebilir.
Beni korkutan ümitsiz bir mutsuzluk, paranın getirdiği telaş, himayecilik ve haset.
Kendi hayatlarını bir poker eli gibi oynayan insanlar.
Fazla eminseniz genelde yanılıyorsunuz demektir.
Ars est celare artem. Sanatı gizlemek de bir sanattır.
Şimdi kaygılarımızın kışı/ Bu york güneşiyle görkemli bir yaza dönüşüyor.
Çoğu insan %90 geçmiş, %7 şimdi, %3 geleceği düşünür.
Adama denilen şey çok yalnız bir yaratık.
Belki düşünecek vakit bulamamak,düşünmek istememek anlamına gelmektedir.
Güç ve başarı ahlakın üstündedir.
Sözcükler maytap misali peşpeşe birbirini ateşler.
İnsanların sana ne kadar az kafa yorduğunu bilseydin, hakkında ne düşündüğünü bu kadar takmazdın.
Kaygılarımızın Kışı
John Steinbeck
Çeviri: Berrak Göçer
Sel Yayıncılık
341 Sayfa.
John Steinbeck Kaygılarımızın Kışı 'nı da yarı taşınma esnasında, yarı evde uzanırken, yarı ders aralarında 1,5 yaptı :). Oranı siz ayarlayın artık. Okudum.
Kitap beni çok etkiledi. Günlük hayatımı roman yapıp yazasım geldi. Tezgahtarın hayatı. Biz. Bizler.
John Steinbeck' in anlatım dilini kendime çok uygun, yatkın buluyorum. Sanki ben anlatıyorum. Ben yazdım da kontrol ediyorum imlayı gibi. İmla demişken Sel yayıncılık sevdiğim bir yayın evidir fakat çok imla hatası vardı. Dizinde de problem vardı.
Ama okunmasına engel değil tabi. Okunmalı, tavsiye edilmeli.
Alıntılar
Bir gün, dolu dolu bir gün, sadece bir değil, birçok şeydir.
Ama bu para hizmet de ediyor durup bekleyerek.
Gelecek ayın buzdolabı taksitinden öteyi düşünemiyorum.
Aptalca davranmak düzenli tempoyu bozmak taze bir başlangıç sunuyor.
Hiçbir insan diğer insanları gerçekten anlayamaz.
Hayatım boyunca kaç kişiye bakıp da göremedim acaba.
Herhangi bir başarı için cesaret şarttır.
Yalnızca yaşamak bile yararlı olmak demektir.
Kimsenin nasihat istediği yok, herkes onaylanma derdinde.
Fakirlikte haset duyan, zenginlikte bir züppeye dönüşebilir.
Beni korkutan ümitsiz bir mutsuzluk, paranın getirdiği telaş, himayecilik ve haset.
Kendi hayatlarını bir poker eli gibi oynayan insanlar.
Fazla eminseniz genelde yanılıyorsunuz demektir.
Ars est celare artem. Sanatı gizlemek de bir sanattır.
Şimdi kaygılarımızın kışı/ Bu york güneşiyle görkemli bir yaza dönüşüyor.
Çoğu insan %90 geçmiş, %7 şimdi, %3 geleceği düşünür.
Adama denilen şey çok yalnız bir yaratık.
Belki düşünecek vakit bulamamak,düşünmek istememek anlamına gelmektedir.
Güç ve başarı ahlakın üstündedir.
Sözcükler maytap misali peşpeşe birbirini ateşler.
İnsanların sana ne kadar az kafa yorduğunu bilseydin, hakkında ne düşündüğünü bu kadar takmazdın.
Kaygılarımızın Kışı
John Steinbeck
Çeviri: Berrak Göçer
Sel Yayıncılık
341 Sayfa.
13 Şubat 2017 Pazartesi
David Graeber - borç
Uzun zaman önce aldığım bir kitaptı. Oda, ev değiştirdikçe benimle dolaştı o da. Borçlu, alacaklı gözüyle ekonomiye bakmakta, tanımlar yapmakta. Ekonomi ile ilgilenmeyen arkadaşlar için biraz ağır. Ama çok değil. Yavaş yavaş ilerlenebilir.
Okunması gerek mi, bilemiyorum inanının, hayatınızda ekonomiyi nereye koyduğunuza bağlı. Benim hayatımda önemli bir yeri var. İnsan ilişkilerini açıklamada önemli bir değişken.
David Graeber, antropolog, tam bakılacak yerden olaya bakmış. Tarihsel süreçten borcu geçirerek anlatmaya çalışmış. İslamiyetin önem verdiği faiz kavramına hak vererek değinmiş.
Kelepçeli güzel bir kapağı var fakat içerikle pek ilgisi yok. Tasarım güzel fakat ben beğenmedim.
Alıntılar
Kölelik gerçek anlamıyla ölümdür.
Kölelik nasıl özgürlüğün satışı olarak algılanabilirse ücretli emek de, aynı şekilde fiilen özgürlüğün kiranlanmasıdır.
Yapay zenginlik kendi başına hiçbir doğal ihtiyacı karşılayamayacak şeylerden oluşur, örneğin para.
Piyasa, para aracılığı ile mal değiş tokuşu, kapitalizm parayı daha çok para yapmak.
Değiş tokuş anında nakit ödemeyle yapılan bir iş değilse borç yaratır.
meteliksizler ortaklığı - sharika al-mafalis
şerefi paraya çevirmek mümkündür, parayı şerefe çevirmek neredeyse imkansızdır.
borçlu insan için insan ilişkileri birebir maliyet fayda meselesi haline gelir.
kredisini kaybeden kişi dünyanın gözünde ölü demektir. Alman Atasözü
Borç veren belli bir derecede riski kabul ettiği var sayılır.
Peki nasıl oluyor da bütün paralar ABD' nin kasasına akıyor.
Antik dünyada bütün devrimci hareketlerin tek paradigması vardır. " Borçlar silinsin ve toprak yeniden dağıtılsın"
Borçlu bir sülün, alacaklısı şahindir.
Borcun tarihi kaçınılmaz olarak paranın tarihidir.
Ekonomi bizim doğal değiş tokuş ve takas içgüdümüzün tatmin edildiği yerdir.
Onlara borcumuzu, öğrenerek insan bilgisine ve insan kültürüne katkıda bulunarak ödenir.
İnsanlığın tümüne; yabancılara cömert davranarak, insan ilişkisine ve dolayısıyla hayatı mümkün kılan temel temel ortaklaşma alanı sürdürerek öderiz.
Birçok kapitalist şirket kendi içinde komünisttir.
Para politikası sonsuz sırlarla doludur.
Kişiler kendilerinin sömürülmesiyle oluşan kardan bir parça koparabilecektir.
Borç
David Graeber
everest yayınları
407 sayfa.
Okunması gerek mi, bilemiyorum inanının, hayatınızda ekonomiyi nereye koyduğunuza bağlı. Benim hayatımda önemli bir yeri var. İnsan ilişkilerini açıklamada önemli bir değişken.
David Graeber, antropolog, tam bakılacak yerden olaya bakmış. Tarihsel süreçten borcu geçirerek anlatmaya çalışmış. İslamiyetin önem verdiği faiz kavramına hak vererek değinmiş.
Kelepçeli güzel bir kapağı var fakat içerikle pek ilgisi yok. Tasarım güzel fakat ben beğenmedim.
Alıntılar
Kölelik gerçek anlamıyla ölümdür.
Kölelik nasıl özgürlüğün satışı olarak algılanabilirse ücretli emek de, aynı şekilde fiilen özgürlüğün kiranlanmasıdır.
Yapay zenginlik kendi başına hiçbir doğal ihtiyacı karşılayamayacak şeylerden oluşur, örneğin para.
Piyasa, para aracılığı ile mal değiş tokuşu, kapitalizm parayı daha çok para yapmak.
Değiş tokuş anında nakit ödemeyle yapılan bir iş değilse borç yaratır.
meteliksizler ortaklığı - sharika al-mafalis
şerefi paraya çevirmek mümkündür, parayı şerefe çevirmek neredeyse imkansızdır.
borçlu insan için insan ilişkileri birebir maliyet fayda meselesi haline gelir.
kredisini kaybeden kişi dünyanın gözünde ölü demektir. Alman Atasözü
Borç veren belli bir derecede riski kabul ettiği var sayılır.
Peki nasıl oluyor da bütün paralar ABD' nin kasasına akıyor.
Antik dünyada bütün devrimci hareketlerin tek paradigması vardır. " Borçlar silinsin ve toprak yeniden dağıtılsın"
Borçlu bir sülün, alacaklısı şahindir.
Borcun tarihi kaçınılmaz olarak paranın tarihidir.
Ekonomi bizim doğal değiş tokuş ve takas içgüdümüzün tatmin edildiği yerdir.
Onlara borcumuzu, öğrenerek insan bilgisine ve insan kültürüne katkıda bulunarak ödenir.
İnsanlığın tümüne; yabancılara cömert davranarak, insan ilişkisine ve dolayısıyla hayatı mümkün kılan temel temel ortaklaşma alanı sürdürerek öderiz.
Birçok kapitalist şirket kendi içinde komünisttir.
Para politikası sonsuz sırlarla doludur.
Kişiler kendilerinin sömürülmesiyle oluşan kardan bir parça koparabilecektir.
Borç
David Graeber
everest yayınları
407 sayfa.
5 Şubat 2017 Pazar
Baskın Oran - Ben Ege'de Akilken
Kardeşimin tavsiyesi üzerine alıp okuyup ona hediye ettiğim bir kitap. Baskın Oran'ın düşüncelerini pek bilmiyorum. Sohbet etmişliğimiz de yok. Dolayısıyla nasıl bir insan olduğu hakkında bir fikrimde yok. Sadece şöyle basına bir gözattığımda seveni de sevmeyeni de çok. Böyle kişiler sorumluluk alıyor gibi gelir bana. Suya sabuna dokunan kişiler. Görüşleri ise izafidir, onun, sizin fikirleriniz hep değişebilir.
Ben Ege' de akilken, adlı kitaptan biraz bahsetmek gerekirse. Baskın Oran'ı tanımak için yeterli bir kitap değil. Toplantıların anlatımı yapılmış. Dolayısıyla günlük hayatta düşülen olağan tekrarlar birebir kitaba yansımış. şöyle ki kitap toplam 20 sayfada biter. Fakat 450 sayda sürmüş. Yazı karakteri, kağıt kalitesi iyi. Kapak da fena değil. Daha iyi olabilirdi.
Geçen senelerde gerçekleşen akil insanlar projesini yazılı kaynaktan incelemek isteyen biri için güzel bir eser. Yazılış amacına uygun.
Alıntılar
Gerçi Türkiye'de dinleme kültürü epey zayıftır.
Koşullar değişince her şey değişir.
Barış dostlarla mı yapılır, tabi ki düşmanla yapılır.
Her sabah kalkınca aynaya bakabilmeliyim.
İnsanlar genellikle şaşırdıktan sonra düşünmeye başlarlar.
Yerinden yönetimcilik getirilmeli.
Barış güzel cümle ama barış demokrasi değildir.
Kapitalizmin temeli iş bilgisidir.
Otuz yıl savaşırken bölünmedik, barışırken mi bölüneceğiz?
Balkanlar ve Ortadoğu' da kimliğin en önemli unsuru dil ve veya etnisite değil, dindir.
Ben Ege'de Akilken...
Baskın Oran
İletişim Yayınları
459 sayfa.
Ben Ege' de akilken, adlı kitaptan biraz bahsetmek gerekirse. Baskın Oran'ı tanımak için yeterli bir kitap değil. Toplantıların anlatımı yapılmış. Dolayısıyla günlük hayatta düşülen olağan tekrarlar birebir kitaba yansımış. şöyle ki kitap toplam 20 sayfada biter. Fakat 450 sayda sürmüş. Yazı karakteri, kağıt kalitesi iyi. Kapak da fena değil. Daha iyi olabilirdi.
Geçen senelerde gerçekleşen akil insanlar projesini yazılı kaynaktan incelemek isteyen biri için güzel bir eser. Yazılış amacına uygun.
Alıntılar
Gerçi Türkiye'de dinleme kültürü epey zayıftır.
Koşullar değişince her şey değişir.
Barış dostlarla mı yapılır, tabi ki düşmanla yapılır.
Her sabah kalkınca aynaya bakabilmeliyim.
İnsanlar genellikle şaşırdıktan sonra düşünmeye başlarlar.
Yerinden yönetimcilik getirilmeli.
Barış güzel cümle ama barış demokrasi değildir.
Kapitalizmin temeli iş bilgisidir.
Otuz yıl savaşırken bölünmedik, barışırken mi bölüneceğiz?
Balkanlar ve Ortadoğu' da kimliğin en önemli unsuru dil ve veya etnisite değil, dindir.
Ben Ege'de Akilken...
Baskın Oran
İletişim Yayınları
459 sayfa.
27 Ocak 2017 Cuma
Andrey Aleksandroviç Jdanov - Edebiyat, Müzik ve Felsefe Üzerine
Hayata duruşumu, bakışımı yakın çevrem bilir. Toplumcu bakış açısıyla, kişinin nefes almasını savunurum.
Andrey Aleksandroviç Jdanov Sovyet düşünür. Kültür alanında etkili olmuş bir isim. Okuduğum kitap onun edebiyat, müzik, felsefe üzerine görüşlerini belirtir.
Daha doğrusu çeşitli zamanlarda konuşmalarından alınmış metinlerindendir. Ufuk açıcı mı değil mi karar okuyanın, estetik kaygan zeminmiş derler, pek katılmasam da.
Kitap üç bölümden oluşmakta. Üç bölümde de ağır sovyet etkisini görebilirsiniz. Toplum, halk, millet ne derseniz deyin fakat önyargılı, peşin kabullü olmayın. Kitapta bu çok net görülür. Sonuçta devlet yıkılmıştır. Olan yine halka olmuştur. Bu kadar keskinliğe ne gerek vardı. O her şeyin merkezindeki halk yine tarumar oldu.
Edebiyatta Sartre, Müzikte Şostokoviç, Prokofiev, Haçaturyan, felsefede, Fournier, Laplace' dan negatif bahsetmesi.
Atonal müziğe olumsuz yaklaşması.
Önyargılı bir kitap. Önyargılı eleştiri nasıl yapılır diyen kişiler okumalı. Fikir edinilmeli o hatalara düşülmemeli. Hepimiz ve tüm dünya için. Artık öyle bir çağ ki dünyanın bir ucundan kelebek kanat çırpsa, öbür ucunda fırtına kopmakta.
Alıntılar
Kalemini sermayeye satmış olan burjuva edebiyatının ünlü kişileri artık hırsızlar, ajanlar, orospular ve serserilerdir.
Yazarlar insan ruhunun mimarlarıdır. ( Stalin )
Yalnızca büyük laflar etmekle kalmak istemiyorsak, eski olanın nesinden kopmak istediğimizi yeni olarak da neye ulaşmak istediğimizi iyi bilmeliyiz.
Yarınlarımız bilinçli ve yöntemli bir çalışmayla bugünden başlamalıyız.
Akmeist: Sovyetlerdeki aşırıcı, bireyci akım.
Edebiyat proletaryanın genel davasının ayrılmaz bir parçası olmalıdır. ( Lenin )
Gelişmemizin en önemli koşullarından biri her sovyet vatandaşının her akşam o günkü çalışmasının muhasebesini yapması, kendini korkusuzca değerlendirilmesi, kendini nasıl geliştireceği konusunda kafa yorması gerekir.
Halkımızın manevi zenginliği, maddi zenginliğinden daha değersiz değildir.
Müziği yaratan halktır, biz sadece onu düzenleriz. ( Glinka )
Yüksek düzeyde gelişmiş kendi müzik kültürüne sahip olan bir halk diğer ulusların müzik zenginliğini değerlendirebilir.
(Müzik) Resim sizin kardeş sanatınızdır.
Felsefe tarihi materyalizm, idealizme karşı mücadele tarihidir.
Andrey Aleksandroviç Jdanov
Edebiyat, Müzik ve Felsefe Üzerine
Çeviren: Fatmagül Berktay Baltalı
Kaynak Yayınları
96 Sayfa.
Andrey Aleksandroviç Jdanov Sovyet düşünür. Kültür alanında etkili olmuş bir isim. Okuduğum kitap onun edebiyat, müzik, felsefe üzerine görüşlerini belirtir.
Daha doğrusu çeşitli zamanlarda konuşmalarından alınmış metinlerindendir. Ufuk açıcı mı değil mi karar okuyanın, estetik kaygan zeminmiş derler, pek katılmasam da.
Kitap üç bölümden oluşmakta. Üç bölümde de ağır sovyet etkisini görebilirsiniz. Toplum, halk, millet ne derseniz deyin fakat önyargılı, peşin kabullü olmayın. Kitapta bu çok net görülür. Sonuçta devlet yıkılmıştır. Olan yine halka olmuştur. Bu kadar keskinliğe ne gerek vardı. O her şeyin merkezindeki halk yine tarumar oldu.
Edebiyatta Sartre, Müzikte Şostokoviç, Prokofiev, Haçaturyan, felsefede, Fournier, Laplace' dan negatif bahsetmesi.
Atonal müziğe olumsuz yaklaşması.
Önyargılı bir kitap. Önyargılı eleştiri nasıl yapılır diyen kişiler okumalı. Fikir edinilmeli o hatalara düşülmemeli. Hepimiz ve tüm dünya için. Artık öyle bir çağ ki dünyanın bir ucundan kelebek kanat çırpsa, öbür ucunda fırtına kopmakta.
Alıntılar
Kalemini sermayeye satmış olan burjuva edebiyatının ünlü kişileri artık hırsızlar, ajanlar, orospular ve serserilerdir.
Yazarlar insan ruhunun mimarlarıdır. ( Stalin )
Yalnızca büyük laflar etmekle kalmak istemiyorsak, eski olanın nesinden kopmak istediğimizi yeni olarak da neye ulaşmak istediğimizi iyi bilmeliyiz.
Yarınlarımız bilinçli ve yöntemli bir çalışmayla bugünden başlamalıyız.
Akmeist: Sovyetlerdeki aşırıcı, bireyci akım.
Edebiyat proletaryanın genel davasının ayrılmaz bir parçası olmalıdır. ( Lenin )
Gelişmemizin en önemli koşullarından biri her sovyet vatandaşının her akşam o günkü çalışmasının muhasebesini yapması, kendini korkusuzca değerlendirilmesi, kendini nasıl geliştireceği konusunda kafa yorması gerekir.
Halkımızın manevi zenginliği, maddi zenginliğinden daha değersiz değildir.
Müziği yaratan halktır, biz sadece onu düzenleriz. ( Glinka )
Yüksek düzeyde gelişmiş kendi müzik kültürüne sahip olan bir halk diğer ulusların müzik zenginliğini değerlendirebilir.
(Müzik) Resim sizin kardeş sanatınızdır.
Felsefe tarihi materyalizm, idealizme karşı mücadele tarihidir.
Andrey Aleksandroviç Jdanov
Edebiyat, Müzik ve Felsefe Üzerine
Çeviren: Fatmagül Berktay Baltalı
Kaynak Yayınları
96 Sayfa.
10 Ocak 2017 Salı
cemal yıldırım - evrim kuramı ve bağnazlık
Bir önceki yazıda bahsettiğim kar altında okuduğum ikinci kitap, evrim kuramı ve bağnazlık. Cemal Yıldırım tarafından yazılmış. Öncelikle belirtmeliyim ki sahaflarda bulabileceğiniz gerçek yayınevinden çıkan 100 soruda dizisi çok hoşuma gidiyor. Seçtiği konular ve değindiği noktalar önemli. Fakat bu kitabı başlık ve içerik olarak pek beğenmedim. Yüzeysel ve belli bir çerçeveden bakmış. Örneğin bir tane Darwin' in evrim kuramı var. Onbinlerce din, din anlayışı, ekolü var. Hangi evrim kuramı olduğu belli, hangi din ekolü, görüşüolduğu belli değil. Neyse.
Evrime başlangıç yapmak, nedir, ne değildir, bilgisi almak isteyen kişi için fena değil. Fakat Prof. ünvanlı lansman kitaplardan beklentim yüksek.
Alıntılardan önce birkaç soru... Din gerçekten bağnaz ve tekdüze mi, yoksa dinsel görüşler mi?
Din ideolojik yanıyla totaliter mi? Farklı kavramlar, araba bile ideolojik anlamda totaliter olabilir.
Din kitaplarındaki mutlak doğru mu? semboller, teşbihler, yorumlar olabilir mi, içerebilir mi?
Alıntılar
Doğadaki düzen, doğal süreçlerin oluşturduğu bir dengedir. Bilim doğadışı nedenler aramaz.
( metafizik niye doğa dışı oldu ki )
200.000 yıl homospaiens, 60.000 yıl modern insan, 12.000 yıl insan ırkında gelişme durdu.
Büyük bir bilim adamı, sıradan bir düşünür.
Yığınların davranış eğilimlerine ideolojilerin manüpülasyonları etkiler, bilimin yaklaşımına uygun değildir.
Evrim kuramı ve bağnazlık
Cemal Yıldırım
gerçek yayınevi
142 sayfa.
Evrime başlangıç yapmak, nedir, ne değildir, bilgisi almak isteyen kişi için fena değil. Fakat Prof. ünvanlı lansman kitaplardan beklentim yüksek.
Alıntılardan önce birkaç soru... Din gerçekten bağnaz ve tekdüze mi, yoksa dinsel görüşler mi?
Din ideolojik yanıyla totaliter mi? Farklı kavramlar, araba bile ideolojik anlamda totaliter olabilir.
Din kitaplarındaki mutlak doğru mu? semboller, teşbihler, yorumlar olabilir mi, içerebilir mi?
Alıntılar
Doğadaki düzen, doğal süreçlerin oluşturduğu bir dengedir. Bilim doğadışı nedenler aramaz.
( metafizik niye doğa dışı oldu ki )
200.000 yıl homospaiens, 60.000 yıl modern insan, 12.000 yıl insan ırkında gelişme durdu.
Büyük bir bilim adamı, sıradan bir düşünür.
Yığınların davranış eğilimlerine ideolojilerin manüpülasyonları etkiler, bilimin yaklaşımına uygun değildir.
Evrim kuramı ve bağnazlık
Cemal Yıldırım
gerçek yayınevi
142 sayfa.
Shenandoah Ghori - Buda
Ne zamandan beri okumak isteğim bir kitaptı. Kitaplıktan o bana bakıyor, ben ona bakıyordum. İki günlük boşlukta, ufak bir gezi yapmaya karar verdik. Ben çantama bir kitap, eşim çantasına bir kitap aldı. Karda mahsur kaldığımızda evde oturup misafirlikte bu kitapları okuduk. Diğerini de bu yazının hemen peşisıra atarım.
Bu kitabımızın ismi Buda, Shenandoah Ghori kaleminden. Buda bildiğiniz gibi efsanevi bir kişilik, bu biyografi romanını da efsaneler üzerinden kurulmuştur. İçindeki ince mesajlara kulak vermeli, diğerleri fantezi roman şeklinde okunmalı.
Umduğum gibi bir kitaptı.
Alıntılar
Sabah renklerin gece ise karanlığın zaferiydi.
O, duruşu ve dinginliği ile meydan okuyordu.
O, acı ve üzüntülerin tutsağı olmadığı gibi sevmelere de efendi değildi.
Korku olarak ödenen bir bedel ile yaşamın yüceliğine asla varılamazdı.
Görkem farkında olanlar içindir.
Zaman herkes için eşit, fakat herkes için adil değil.,
Eğer aşk Tanrı'ya yönelmişse, o aşkın içinde başka bir aşk yoktur.
Ateşin yaktığı bilmek başka, yanmak başkadır.
Zihni meşgul eden etkilerden kurtulmadıkça, insan tutsaklıktan kurtulamaz.
Ben bana sunulanla değil, gerçeği bulmakla mutlu olacağım.
Tek mal, mülk vardır, yaşamın kendisi.
Kendi benine yardım etmek istemeye hiçbir ben yardım edemez.
Her şeyin elde edilişi ancak rahmetledir.
,Ölüme hazır olanlar için ölümün yapacağı bir şey kalmaz.
Ölüm ancak onun varlığından korkan ve çekinen için vardır.
Zalimler, mazlumların çaresizliği ile ruhlarını besler.
İnsanlığın döktüğü gözyaşı dört akarsudan fazladır.
Bizim amacımız ruhları anlamak değil, nirvanaya ulaşmak olmalıdır.
Birinci Erdem bilmek, ikinci saflık, üçüncü sabır, dördüncü şefkattir, beşinci himmet, altıncı sadık olmaktır.
Kendiniz dışında hiçbir şeyden destek, dayanak aramayın.
Shenandoah Ghori
Buda
Etkin Yayınevi
256 sayfa.
Bu kitabımızın ismi Buda, Shenandoah Ghori kaleminden. Buda bildiğiniz gibi efsanevi bir kişilik, bu biyografi romanını da efsaneler üzerinden kurulmuştur. İçindeki ince mesajlara kulak vermeli, diğerleri fantezi roman şeklinde okunmalı.
Umduğum gibi bir kitaptı.
Alıntılar
Sabah renklerin gece ise karanlığın zaferiydi.
O, duruşu ve dinginliği ile meydan okuyordu.
O, acı ve üzüntülerin tutsağı olmadığı gibi sevmelere de efendi değildi.
Korku olarak ödenen bir bedel ile yaşamın yüceliğine asla varılamazdı.
Görkem farkında olanlar içindir.
Zaman herkes için eşit, fakat herkes için adil değil.,
Eğer aşk Tanrı'ya yönelmişse, o aşkın içinde başka bir aşk yoktur.
Ateşin yaktığı bilmek başka, yanmak başkadır.
Zihni meşgul eden etkilerden kurtulmadıkça, insan tutsaklıktan kurtulamaz.
Ben bana sunulanla değil, gerçeği bulmakla mutlu olacağım.
Tek mal, mülk vardır, yaşamın kendisi.
Kendi benine yardım etmek istemeye hiçbir ben yardım edemez.
Her şeyin elde edilişi ancak rahmetledir.
,Ölüme hazır olanlar için ölümün yapacağı bir şey kalmaz.
Ölüm ancak onun varlığından korkan ve çekinen için vardır.
Zalimler, mazlumların çaresizliği ile ruhlarını besler.
İnsanlığın döktüğü gözyaşı dört akarsudan fazladır.
Bizim amacımız ruhları anlamak değil, nirvanaya ulaşmak olmalıdır.
Birinci Erdem bilmek, ikinci saflık, üçüncü sabır, dördüncü şefkattir, beşinci himmet, altıncı sadık olmaktır.
Kendiniz dışında hiçbir şeyden destek, dayanak aramayın.
Shenandoah Ghori
Buda
Etkin Yayınevi
256 sayfa.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)