soğuk kış günlerinde özlemini duyduğum küba'ya dair basit bir yazı yazmak istedim.
sanırım şuan herşeyi bırakıp sırt çantamla birlikte " ya basta, ya nasip " naralarıyla havaalanının yolunu tutmak isterdim.
küba anadolu gibi sarı sıcak şekliyle gözümün önünde hep.
İnsanları, iklimi, coğrafyası.
Küba üzerine çok düşündüm. ama burada kesmeliyim. çok hisli yazıların yeri burası değil.
Küba: sarısıcak pencere; iki gezginin, küba seyahatini anlatmakta.
Kübayı tanımak isteyenlerin veya seyahate gideceklerin okuması gereken bir kitap.
Küba otelleri, küba yemekleri, halkı, ulaşımı, müziği daha birçok değerlerinden bahsedilmekte.
Kitapta geçen küba beşlisi; bugün kü gazetede gözüme çarptı, üç ü serbest bırakılmış. Amerika nın küba üzerinde uyguladağı ambargoda gevşeyecekmiş. Direnen halklara, ülkelere, kişilere selam.
Alıntılar
Bir kez özsu yürümüş dallara,
Patlayacaktır ağır sancılara karanlıklar
Varmak için o güzel yarınlara
Bizim de dağlarımız vardır che quevara.
Basit yaşacaksın, mesela susayınca su içecek kadar basit. Yalçn ergir
Küba: insanın gözünün görebileceği en güzel yer. Kolomb
hiçbir şey faydasız olamaz işsizlik sıfır olmak zorunda bir toplumdaki birey bir değer içermiyorsa o toplum doğru olamaz. Castro
hiçbir vatandaş şansıma terk edilip bir kenara konulmamalı. Castro
adalet güçlü olanın hakkını kolaylaştırmaktan başka bir şey değildir.
Hepsinin ortak noktası bir gölgeye sığınmış olmaları.
Ho ho ho sin mich
Ernestoya bin selam
2 - 3 daha fazla vietnam
günümüzde kim özgürlük savaşçısı kim terörist belli değil tanımı güçlü olan yapıyor.
Küba : sarı sıcak bir pencere
Cüneyt göksu
Serpil yıldız
Beyazvizyon yayınları
286 sayfa
19 Aralık 2014 Cuma
9 Aralık 2014 Salı
juan manuel parada - işgal ve diğer öyküler
kış mevsimine yakışmayan pazar günündeyim. elektrik kesintisi günümü şenlendirdi.
senelerden beri kış benim için soğuk suyun yüze çarpması demek. güne hızlı bir başlangıç oldu
benim için.
devrik cümlelere bayılırım. beni yansıttığını düşünüyorum. mümkün olduğunca kullanmaya
çalışıyorum.
boğaz ağrısıyla birlikte battaniyenin altında ki yerimi alıyorum.
juan manuel parada ile böyle tanıştım. kış mevsiminde sarı sıcak olan ülkelerin yazarı.
juan manuel parada nın çok sağlam hikayesi işgal bu kitaptaydı. üzerine methiyeler dizilecek çok iyi
hikaye. okuyunca göreceksiniz.
bunu dışında hastanede ki palyaço, kitap satıcısı, kiralık fikirler, mutlu ülke can alıcı hikayelerinden.
juan manuel parada ya dikkat etmeye başlıyorum.
kitap alakarga yayınlarından çıkmış, kapak resmi çok hoş.
dört-beş yerde imla hatası olmasına rağmen güzel, açık, temiz çeviri olmuş.
hikaye severlerin ilgisini çekeceği bir kitap olduğunu düşünüyorum.
alıntılar:
kabul et numas, şansızlık ekiyorsun.
her şeye yeniden başlamak için yeniden başlıyorlardı.
bir gazoz ve iki çörek alacak, biraz da atari oynayacaktı.
değersiz olmaya veda edecektim.
her biri, kendisi olabilmek için diğerine ihtiyaç duymaktan nefret ediyordu.
orada bulunanların önünden yürüdü ve dışarıdaki dünyaya vardığında içerideyken ruhunu daraltan
sıkıntıyı tek nefeste dışarı attı.
juan manuel parada
işgal ve diğer öyküler
çeviri: berna talun üğüten
alakarga yayınları
103 sayfa
senelerden beri kış benim için soğuk suyun yüze çarpması demek. güne hızlı bir başlangıç oldu
benim için.
devrik cümlelere bayılırım. beni yansıttığını düşünüyorum. mümkün olduğunca kullanmaya
çalışıyorum.
boğaz ağrısıyla birlikte battaniyenin altında ki yerimi alıyorum.
juan manuel parada ile böyle tanıştım. kış mevsiminde sarı sıcak olan ülkelerin yazarı.
juan manuel parada nın çok sağlam hikayesi işgal bu kitaptaydı. üzerine methiyeler dizilecek çok iyi
hikaye. okuyunca göreceksiniz.
bunu dışında hastanede ki palyaço, kitap satıcısı, kiralık fikirler, mutlu ülke can alıcı hikayelerinden.
juan manuel parada ya dikkat etmeye başlıyorum.
kitap alakarga yayınlarından çıkmış, kapak resmi çok hoş.
dört-beş yerde imla hatası olmasına rağmen güzel, açık, temiz çeviri olmuş.
hikaye severlerin ilgisini çekeceği bir kitap olduğunu düşünüyorum.
alıntılar:
kabul et numas, şansızlık ekiyorsun.
her şeye yeniden başlamak için yeniden başlıyorlardı.
bir gazoz ve iki çörek alacak, biraz da atari oynayacaktı.
değersiz olmaya veda edecektim.
her biri, kendisi olabilmek için diğerine ihtiyaç duymaktan nefret ediyordu.
orada bulunanların önünden yürüdü ve dışarıdaki dünyaya vardığında içerideyken ruhunu daraltan
sıkıntıyı tek nefeste dışarı attı.
juan manuel parada
işgal ve diğer öyküler
çeviri: berna talun üğüten
alakarga yayınları
103 sayfa
7 Aralık 2014 Pazar
ihsan eliaçık - demokratik özgürlükçü islam
demokratik, özgürlükçü islam, kitap için içeriğe uygun çok güzel başlık.
yazar ihsan eliaçık ın fikirlerinin oluşturduğu , üslup açısından da gayet iyi olan ,
hatta kapak kalitesi iyi, kapak tasarımı da sadeliği güzelliği olan bir kitap.
içeriği islamiyetin siyasi konularda da sözünün olduğu görüşünü savunan, geçmişten gelen akımları
inceleyen, kadın haklarına değinen, alternatif görüşlerin yer aldığı hoş bir kitap.
kitabın değindiği konulara ön yargılı olunabilir. fakat dilindeki özgürlüğü büyük kesim tarafından
sahiplenileceğini düşünüyorum. daha doğrusu benimsenebileceğini.
yazıyı okumaktan sıkılanlarla buradan ayrılabiliriz. görüşürüz.
biz devam edelim. ihsan eliaçık ı tv programlarını, panellerini izleyenler, kurduğu cümlelerin,
kullandığı kelimelerin aynı olduğunu görecekler. kitabı neyse, tv programıda o, benim bekletim,
kitaplarında dili biraz daha ağırlaştırıp, edebi olarak çeşitlemesi.
kitapları bilgi küpü olmasının yanında, üslubu da farklılaşmalı. örnek verdiği, olayı açıklarken tv
oturumunda zamansızlık söz konusu anlıyorum. kitaplarında bunun için yaya yaya, açıklaya açıklaya,
uzatmalı. kitap olduğu anlaşılmalı. yoksa tv programlarının metnini basması aynı iş.
neticede kitap okunmalı, demokrasi, özgürlük açısından okunmalı.
alıntılar
dinde reform değil, din anlayışında reform.
5 temel esas: adalet, emanet, ehliyet, meşveret, maslahat.
kesb- vehb ilişkisi incelenmeli
kriz analizi yapılırken iki yönde ilerlemek gerek. önce temellerin nasıl krize girdiği, ardından krizin
nasıl temellendirilmesi gerektiği.
peygamberlik sona ermeliydi ki artık insan akıl dışı yollardan gelecek haberler bekleyip durmasın ve
alemi tecrübi akılla anlamanın dışında bir yol aramasın.
insan işaret edilen yöne gitmemiş, işaret parmağının kendisiyle uğraşmıştı.
halbuki kendinden zannettiği o eski egemen kültür de krizin ürünüdür.
din temeldir, devlet bekçidir. gazali
icma kendi çağını bağlar.
kendine güvenen bir düşünce özgürlükten korkmamalı.
müslüman devletin amacı, müslüman fertlerin islama göre yaşabilme imkanı vermesi.
ben bir deryayım, dalgalanmamak bana uymaz,
eski zamanın hocalarından bıktım,
derinliklerime inecek gemiler nerdedir.
din bir vicdan işi değil, vicdanla başlayan bir iştir.
mütezile meshebi: devlete gerek yok.
yağmur indiği toprağa göre şekillenir.
kafalar alışmış, gözler alışmış, zihinler alışmış, başka bir şey değil.
milletler cesaretlerini birbirleri yerine başlarındaki zalimlere çevirsinler. moniteur universel
ihsan eliaçık
demokratik özgürlükçü islam
tekin yayınevi
310 sayfa
yazar ihsan eliaçık ın fikirlerinin oluşturduğu , üslup açısından da gayet iyi olan ,
hatta kapak kalitesi iyi, kapak tasarımı da sadeliği güzelliği olan bir kitap.
içeriği islamiyetin siyasi konularda da sözünün olduğu görüşünü savunan, geçmişten gelen akımları
inceleyen, kadın haklarına değinen, alternatif görüşlerin yer aldığı hoş bir kitap.
kitabın değindiği konulara ön yargılı olunabilir. fakat dilindeki özgürlüğü büyük kesim tarafından
sahiplenileceğini düşünüyorum. daha doğrusu benimsenebileceğini.
yazıyı okumaktan sıkılanlarla buradan ayrılabiliriz. görüşürüz.
biz devam edelim. ihsan eliaçık ı tv programlarını, panellerini izleyenler, kurduğu cümlelerin,
kullandığı kelimelerin aynı olduğunu görecekler. kitabı neyse, tv programıda o, benim bekletim,
kitaplarında dili biraz daha ağırlaştırıp, edebi olarak çeşitlemesi.
kitapları bilgi küpü olmasının yanında, üslubu da farklılaşmalı. örnek verdiği, olayı açıklarken tv
oturumunda zamansızlık söz konusu anlıyorum. kitaplarında bunun için yaya yaya, açıklaya açıklaya,
uzatmalı. kitap olduğu anlaşılmalı. yoksa tv programlarının metnini basması aynı iş.
neticede kitap okunmalı, demokrasi, özgürlük açısından okunmalı.
alıntılar
dinde reform değil, din anlayışında reform.
5 temel esas: adalet, emanet, ehliyet, meşveret, maslahat.
kesb- vehb ilişkisi incelenmeli
kriz analizi yapılırken iki yönde ilerlemek gerek. önce temellerin nasıl krize girdiği, ardından krizin
nasıl temellendirilmesi gerektiği.
peygamberlik sona ermeliydi ki artık insan akıl dışı yollardan gelecek haberler bekleyip durmasın ve
alemi tecrübi akılla anlamanın dışında bir yol aramasın.
insan işaret edilen yöne gitmemiş, işaret parmağının kendisiyle uğraşmıştı.
halbuki kendinden zannettiği o eski egemen kültür de krizin ürünüdür.
din temeldir, devlet bekçidir. gazali
icma kendi çağını bağlar.
kendine güvenen bir düşünce özgürlükten korkmamalı.
müslüman devletin amacı, müslüman fertlerin islama göre yaşabilme imkanı vermesi.
ben bir deryayım, dalgalanmamak bana uymaz,
eski zamanın hocalarından bıktım,
derinliklerime inecek gemiler nerdedir.
din bir vicdan işi değil, vicdanla başlayan bir iştir.
mütezile meshebi: devlete gerek yok.
yağmur indiği toprağa göre şekillenir.
kafalar alışmış, gözler alışmış, zihinler alışmış, başka bir şey değil.
milletler cesaretlerini birbirleri yerine başlarındaki zalimlere çevirsinler. moniteur universel
ihsan eliaçık
demokratik özgürlükçü islam
tekin yayınevi
310 sayfa
1 Aralık 2014 Pazartesi
nihat genç - tek tabanca
çok yoğun ve soğuk günlerdeyim. Akşam değil, artık geceleri anca eve gidebiliyorum. Beslenmem zayıf. Traş olmak, lüks haline geldi. Aynaya bakmadan geçen günler sıralnıyor. Havanın soğukluğu hareketimi azalttı. Sağlık açısından da pek iyi hissetmiyorum.
Ruh ve fiziksel halimi belirtmek istedim. 7 seneden sonra yeniden okudum. Hiç yaşlanmamış. Değişiklikler sadece bende.
Tek tabanca, aprıl yayıncılık tarafından çıkmış. Roman tesirinde hikayeler yazmışlar, tam bir edebi hazine yazmışlar. Şaşırdım.
Hikaye bekliyorum Nihat Gençten, hikaye tesirinde olsun. Edebi hazine olup olmaması ise tartışılır.
Nihat Genç in 6 kitabını okudum. Hepside su götürmez, şahane kitaplardı. Tek tabanca da şahane.
Nihat Genç, 2014 fuarda özenle okumam gerektiği hikayeleri işaretledi. Çavuşlar, narlıbahçe sokağı, kalkmış.
Kesiştiğimiz hikayeler, cenaze, ihtiyar kemacı.
Benim seçkim, melek teyzeyle sosyoloji, oyun kurmak, kalk ali.
Okudukça okunası, hiç bitmesin dediğimiz kitaplardan.
Alıntılar
Gitaristler ayaklarını pergel gibi açar, sahnede üçgen gibi yer alırlar.
Ah insanoğlu! Ah insanoğlu! Senden vazgeçenler utansın.
Hiçbiri yaşını bilmez, "ne derdin var?" dendiğinde rutubetten başka şikayet söylemez.
Kadınınıza işiniz gibi, işinize kadınınız gibi aşık olmak.
Entelektualizm oyunu bozar.
İnsan sırf merak eder.
Ağlamadan sevişmeyi öğrenebilsem.
Bernet şiiri:
Seni siyahlığın için seviyorum,
Şu göğsünü saran karanlık için
Seni efkarlı sesin için seviyorum
Şu göğsünü saran karanlık için
....
Unut köle olduğunu bir zaman
Yeni bir tür , sapık, başka cins insanlar olduk.
Kalbimize girmek isteyen bir insan, onurumuz, gururumuz, ebedi sırrımızdır.
Öyle içerdeki sakız ağzında sızardı.
Nihat Genç
Tek tabanca
April yayıncılık
298 sayfa
Ruh ve fiziksel halimi belirtmek istedim. 7 seneden sonra yeniden okudum. Hiç yaşlanmamış. Değişiklikler sadece bende.
Tek tabanca, aprıl yayıncılık tarafından çıkmış. Roman tesirinde hikayeler yazmışlar, tam bir edebi hazine yazmışlar. Şaşırdım.
Hikaye bekliyorum Nihat Gençten, hikaye tesirinde olsun. Edebi hazine olup olmaması ise tartışılır.
Nihat Genç in 6 kitabını okudum. Hepside su götürmez, şahane kitaplardı. Tek tabanca da şahane.
Nihat Genç, 2014 fuarda özenle okumam gerektiği hikayeleri işaretledi. Çavuşlar, narlıbahçe sokağı, kalkmış.
Kesiştiğimiz hikayeler, cenaze, ihtiyar kemacı.
Benim seçkim, melek teyzeyle sosyoloji, oyun kurmak, kalk ali.
Okudukça okunası, hiç bitmesin dediğimiz kitaplardan.
Alıntılar
Gitaristler ayaklarını pergel gibi açar, sahnede üçgen gibi yer alırlar.
Ah insanoğlu! Ah insanoğlu! Senden vazgeçenler utansın.
Hiçbiri yaşını bilmez, "ne derdin var?" dendiğinde rutubetten başka şikayet söylemez.
Kadınınıza işiniz gibi, işinize kadınınız gibi aşık olmak.
Entelektualizm oyunu bozar.
İnsan sırf merak eder.
Ağlamadan sevişmeyi öğrenebilsem.
Bernet şiiri:
Seni siyahlığın için seviyorum,
Şu göğsünü saran karanlık için
Seni efkarlı sesin için seviyorum
Şu göğsünü saran karanlık için
....
Unut köle olduğunu bir zaman
Yeni bir tür , sapık, başka cins insanlar olduk.
Kalbimize girmek isteyen bir insan, onurumuz, gururumuz, ebedi sırrımızdır.
Öyle içerdeki sakız ağzında sızardı.
Nihat Genç
Tek tabanca
April yayıncılık
298 sayfa
12 Kasım 2014 Çarşamba
desiderius erasmus - deliliğe övgü
kim seni övmezse sen kendini öv.
bu sefer alıntıyla başladım. sıra dışı kitaba nasıl başlasam diye düşünürken, aklıma gelen yöntemdi.
efsane kitaplardan biriyle daha karşı karşıyayım.
şu kısa hayat bu kadar eleştirilebilir mi, sorusunun ayrıntılı cevabını bu kitapta bulabileceğinizi
sanıyorum.
delilerden başka aşağı yukarı toplumun her kesimi eleştirilir. işin açıkçası sert eleştirileri ne kadar
çoksa haklılığıda o kadar çok.
çok geniş yelpazede eleştirilerini sıralamış. tasvirlere pek girmeden direk sayılacak şekilde anlatımı
sürdürmüş. irili ufaklı fıkralarla kitap daha bir kültür yumağına dönüşmüş.
kitap okurken aklıma takılan diğer hususta anlatımını ilginç şekilde eduardo galeano ya benzettim.
önümdeki dört beş kitap olmasada ona da bu vesileyle yer verelim. sevdiğimden her yerde onu mu
görüyorum ne.
sonuç olarak farklı, alternatif görüşlerin yer aldığı, ilginç anlatımlara sahip bir kitap. okunması
gerekli. ön yargılara laf atan kitaplardan. alıntılarla daha net bir kanınız oluşur umarım.
kitabın baskısı olabildiğine kötüydü, kapağıda beğenmedim. çeviri fena değil. fakat imla yerlerde.
yayıncılık şirketi özen göstermeli.
ayrıca deliliğe talibim diyebilirim.
neyse alıntılar:
tekelerle ortak olmasını rağmen, bilgelik işareti saydığı sakalını kestirmeyi başaramasamda onu asık
suratlı tavırlarından vazgeçirebilirim.
hoş ömür hiçbir tür bilgelik olmaksızın geçen ömürdür. sophokles
ancak delilik, gençliğin hızını yavaşlatır ve can sıkıcı ihtiyarlığı bizden uzaklaştırır.
dostluk bütün nimetlerin en büyüğüdür.
rica ederim söyleyiniz, insan kendinden nefret ederse, birini sevebilir mi?
öz saygı olmayınca, edinimlerinizde ne hoşluk, ne güzellik, ne uygunluk kalır.
insanlar ne kadar bilgeyse mutluluktan o kadar uzaklaşır.
hiç yaşamamış bir insan için ölüm anın hepsi aynıdır.
çoğu zaman en delisi, daha az deli olana, daha samimiyetle güler.
önce servet toplamayı, sonra beden ihtiyaçlarını düşünmek, daha sonra da ruhları aklına gelir.
ruhunu madde altında ezme.
özetle istediğiniz yere gidiniz, papalara, prenslere, bilgelere, kanun adamlarına, dostlara, düşmanlara
büyüklere gidiniz. peşin parasız hiçbir şey elde edilemediğini görürsünüz, bilgeler de parayı hor
gördüklerinden herkesin onlardan kaçması normaldir.
desiderius erasmus
çeviri: hasan ilhan
deliliğe övgü
alter yayıncılık
207 sayfa
bu sefer alıntıyla başladım. sıra dışı kitaba nasıl başlasam diye düşünürken, aklıma gelen yöntemdi.
efsane kitaplardan biriyle daha karşı karşıyayım.
şu kısa hayat bu kadar eleştirilebilir mi, sorusunun ayrıntılı cevabını bu kitapta bulabileceğinizi
sanıyorum.
delilerden başka aşağı yukarı toplumun her kesimi eleştirilir. işin açıkçası sert eleştirileri ne kadar
çoksa haklılığıda o kadar çok.
çok geniş yelpazede eleştirilerini sıralamış. tasvirlere pek girmeden direk sayılacak şekilde anlatımı
sürdürmüş. irili ufaklı fıkralarla kitap daha bir kültür yumağına dönüşmüş.
kitap okurken aklıma takılan diğer hususta anlatımını ilginç şekilde eduardo galeano ya benzettim.
önümdeki dört beş kitap olmasada ona da bu vesileyle yer verelim. sevdiğimden her yerde onu mu
görüyorum ne.
sonuç olarak farklı, alternatif görüşlerin yer aldığı, ilginç anlatımlara sahip bir kitap. okunması
gerekli. ön yargılara laf atan kitaplardan. alıntılarla daha net bir kanınız oluşur umarım.
kitabın baskısı olabildiğine kötüydü, kapağıda beğenmedim. çeviri fena değil. fakat imla yerlerde.
yayıncılık şirketi özen göstermeli.
ayrıca deliliğe talibim diyebilirim.
neyse alıntılar:
tekelerle ortak olmasını rağmen, bilgelik işareti saydığı sakalını kestirmeyi başaramasamda onu asık
suratlı tavırlarından vazgeçirebilirim.
hoş ömür hiçbir tür bilgelik olmaksızın geçen ömürdür. sophokles
ancak delilik, gençliğin hızını yavaşlatır ve can sıkıcı ihtiyarlığı bizden uzaklaştırır.
dostluk bütün nimetlerin en büyüğüdür.
rica ederim söyleyiniz, insan kendinden nefret ederse, birini sevebilir mi?
öz saygı olmayınca, edinimlerinizde ne hoşluk, ne güzellik, ne uygunluk kalır.
insanlar ne kadar bilgeyse mutluluktan o kadar uzaklaşır.
hiç yaşamamış bir insan için ölüm anın hepsi aynıdır.
çoğu zaman en delisi, daha az deli olana, daha samimiyetle güler.
önce servet toplamayı, sonra beden ihtiyaçlarını düşünmek, daha sonra da ruhları aklına gelir.
ruhunu madde altında ezme.
özetle istediğiniz yere gidiniz, papalara, prenslere, bilgelere, kanun adamlarına, dostlara, düşmanlara
büyüklere gidiniz. peşin parasız hiçbir şey elde edilemediğini görürsünüz, bilgeler de parayı hor
gördüklerinden herkesin onlardan kaçması normaldir.
desiderius erasmus
çeviri: hasan ilhan
deliliğe övgü
alter yayıncılık
207 sayfa
31 Ekim 2014 Cuma
sabahattin ali - kürk mantolu madonna
herkesin bir efsanesi varsa, bizim efsanemizde sabahattin ali mi?
sabahattin ali nin kürk mantolu madonna sı kafamda ki edebiyatın yapı taşlarındandır.
kelimeleri, cümleleri, kurgusu tam benlik. iki üç kez okudum. her okuduğumda ayrı bir tat aldım.
yan komşumuzla yaptığım hayata karşı sohbetlerde ( dün akşam bunlardan biriydi ) hep yanımda bu
kitap oldu. aklımda bu kitap oldu.
kahramanın rahatlığı, hayata bakışı, garibanlığı beni çok etkiledi. onun düşünceleri, onun kelimeleri
benim cümlelerim benim kelimelerim oldu. burada ki iyelik eki, sahiplik değil, bende ki yansıması
anlamındadır.
dolayısıyla raif in yaptığı yolculuk beni çok etkiledi. berlin in sokaklarına, caddelerine, meydanlarına
sıkıldığımda kendini atmak istedim. balıkesir e gittim geldim. ve gittiğim tüm resim galerilerinde bir
de onun gözünden, onun madonna ya baktığı gibi resimlere bakmaya çalıştım.
okuyun,görün.
son olarak kürk mantolu madonna, bence roman değil hikayedir. nedeni ise öyle hissediyorum.
alıntılar;
ahbapça bir selam ve temiz bir gülüş.
zaten küçüklüğümden beri saadeti israf etmekten korkar, bir kısmını ilerisi için saklamak isterdim.
bir ana bir ömür kadar hayat doldurduğumu bilerek yaşamak.
başkasını merhamet etmek, ondan daha kuvvetli olduğunu zannetmek, ne kendimizi bu kadar büyük,
ne de başkasını bizden daha zavallı görmeye hakkımız yoktur.
insanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmete teşebbüs etmektense,
körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı
tercih ediyorlardı.
onun yaşadığı yerde yaşamak, onun gibi yaşamak değildir.
niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz etmekten kaçtığımız halde ilk
rastgeldiğimiz insan hakkında son kararını verip gönül rahatlığıyla öteye geçiyoruz.
ben bu kadını yedi yaşından beri okuduğum kitaplardan, beş yaşından beri kurduğum hayal
dünyasından tanıyorum.
asıl muhim olan, iki insanın birbirini bulması, bir derce güç olan şu dünyada, bu nadir saadete
ermektir.
dimağ: beyin bilinç
tezahür: ortaya çıkma, belirme
itizar : özür dileme
sabahattin ali
kürk mantolu madonna
yky yayınları
160 sayfa
sabahattin ali nin kürk mantolu madonna sı kafamda ki edebiyatın yapı taşlarındandır.
kelimeleri, cümleleri, kurgusu tam benlik. iki üç kez okudum. her okuduğumda ayrı bir tat aldım.
yan komşumuzla yaptığım hayata karşı sohbetlerde ( dün akşam bunlardan biriydi ) hep yanımda bu
kitap oldu. aklımda bu kitap oldu.
kahramanın rahatlığı, hayata bakışı, garibanlığı beni çok etkiledi. onun düşünceleri, onun kelimeleri
benim cümlelerim benim kelimelerim oldu. burada ki iyelik eki, sahiplik değil, bende ki yansıması
anlamındadır.
dolayısıyla raif in yaptığı yolculuk beni çok etkiledi. berlin in sokaklarına, caddelerine, meydanlarına
sıkıldığımda kendini atmak istedim. balıkesir e gittim geldim. ve gittiğim tüm resim galerilerinde bir
de onun gözünden, onun madonna ya baktığı gibi resimlere bakmaya çalıştım.
okuyun,görün.
son olarak kürk mantolu madonna, bence roman değil hikayedir. nedeni ise öyle hissediyorum.
alıntılar;
ahbapça bir selam ve temiz bir gülüş.
zaten küçüklüğümden beri saadeti israf etmekten korkar, bir kısmını ilerisi için saklamak isterdim.
bir ana bir ömür kadar hayat doldurduğumu bilerek yaşamak.
başkasını merhamet etmek, ondan daha kuvvetli olduğunu zannetmek, ne kendimizi bu kadar büyük,
ne de başkasını bizden daha zavallı görmeye hakkımız yoktur.
insanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmete teşebbüs etmektense,
körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı
tercih ediyorlardı.
onun yaşadığı yerde yaşamak, onun gibi yaşamak değildir.
niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz etmekten kaçtığımız halde ilk
rastgeldiğimiz insan hakkında son kararını verip gönül rahatlığıyla öteye geçiyoruz.
ben bu kadını yedi yaşından beri okuduğum kitaplardan, beş yaşından beri kurduğum hayal
dünyasından tanıyorum.
asıl muhim olan, iki insanın birbirini bulması, bir derce güç olan şu dünyada, bu nadir saadete
ermektir.
dimağ: beyin bilinç
tezahür: ortaya çıkma, belirme
itizar : özür dileme
sabahattin ali
kürk mantolu madonna
yky yayınları
160 sayfa
27 Ekim 2014 Pazartesi
ferit edgü - o - hakkari de bir mevsim
bu şekil konular çok dikkatimi çekmiştir.
gezi , coğrafi, etnik konular.
bu kitapta hakkari de geçmiş , bir öğretim sezonundan bahsetmekte. kitabı okuduğum sürece
hakkari de yaşadım. buz gibi temiz havasını içime çektim. bol bol çay içtim.
tezek kokusuyla ısındım. karlı dağ manzaralarına takılı kaldım. köpeklerle arkadaş oldum. kendi
gezi , coğrafi, etnik konular.
bu kitapta hakkari de geçmiş , bir öğretim sezonundan bahsetmekte. kitabı okuduğum sürece
hakkari de yaşadım. buz gibi temiz havasını içime çektim. bol bol çay içtim.
tezek kokusuyla ısındım. karlı dağ manzaralarına takılı kaldım. köpeklerle arkadaş oldum. kendi
kendime yetmeye çalıştım. kürtçe dinledim. kürtçe konuşmaya çalıştım. kokuşmuş devlet dairelerine
sövdüm. uzun bir otobüs yolculuğu yaptım. bir kere gözüm doldu. pek çok kez güldüm. uykum
gelmedi kitabı bitirene kadar. bitirince yine uykum kaçtı. yalın ayaklı çocuklar gözümün önüne geldi.
yine karlı dağlar. burnu akan çocuklar. ölen bebekler. toz toprak.
sanırım kitabı ikinci okuyuşum. çok tat aldım. bu tatların da bir kısmını yukarıda anlatmaya çalıştım.
okumaya değeceğine inandığım bir kitap.
ferit edgü nün anlatığı konuyu çok sevdim, anlatım biçimi, anlatımı konuya göre eksik kalmış gibi.
şiirsellikle, düz yazı arasında kalmış. ya o ya o olsa daha hoşuma gidiyor.
kullanılan farklı kelime sayısı biraz az. daha geniş kelime dağarcığı olabilirdi.
ama okuyun :) sadece o yukarıda ki duyguları test etmek için bile okunabilir.
* bir savaşçı için düş gerçek demektir.
ayaklarında taşıt lastiklerinde kesilip biçilmiş ayakkabılar olan.
talihin açık olsun yabancı.
yolcu bir gün yolunu yitirirse artık eski yolunu bulmaya çalışmamalı yeni bir yol aramalı kendine.
yaşasın fotoğraf, yaşasın bana bunları yazdıran sevgili, yaşasın içine sıçtığım uygarlığı, onlar için yaşasın
başına ne gelirse gelsin, nerede olursa ol, yaşamını sürdürmeyi bil.
insanoğlu kendine yetmeyi bilseydi, önemli bir sorunu çözümlemiş olurdu.
yabancıya yaban gerek.
ferit edgü
o - hakkari de bir mevsim
yky yayınları
195 sayfa
sövdüm. uzun bir otobüs yolculuğu yaptım. bir kere gözüm doldu. pek çok kez güldüm. uykum
gelmedi kitabı bitirene kadar. bitirince yine uykum kaçtı. yalın ayaklı çocuklar gözümün önüne geldi.
yine karlı dağlar. burnu akan çocuklar. ölen bebekler. toz toprak.
sanırım kitabı ikinci okuyuşum. çok tat aldım. bu tatların da bir kısmını yukarıda anlatmaya çalıştım.
okumaya değeceğine inandığım bir kitap.
ferit edgü nün anlatığı konuyu çok sevdim, anlatım biçimi, anlatımı konuya göre eksik kalmış gibi.
şiirsellikle, düz yazı arasında kalmış. ya o ya o olsa daha hoşuma gidiyor.
kullanılan farklı kelime sayısı biraz az. daha geniş kelime dağarcığı olabilirdi.
ama okuyun :) sadece o yukarıda ki duyguları test etmek için bile okunabilir.
* bir savaşçı için düş gerçek demektir.
ayaklarında taşıt lastiklerinde kesilip biçilmiş ayakkabılar olan.
talihin açık olsun yabancı.
yolcu bir gün yolunu yitirirse artık eski yolunu bulmaya çalışmamalı yeni bir yol aramalı kendine.
yaşasın fotoğraf, yaşasın bana bunları yazdıran sevgili, yaşasın içine sıçtığım uygarlığı, onlar için yaşasın
başına ne gelirse gelsin, nerede olursa ol, yaşamını sürdürmeyi bil.
insanoğlu kendine yetmeyi bilseydi, önemli bir sorunu çözümlemiş olurdu.
yabancıya yaban gerek.
ferit edgü
o - hakkari de bir mevsim
yky yayınları
195 sayfa
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)