28 Mayıs 2014 Çarşamba

gabriel garcia marquez - iyi kalpli erendira eleştirisi

gabriel garcia marquez in vefatının hemen sonra bu kitabını okumak istedim.

gerçekten de bir efsane mi? yanılsama mı diye?

bence efsane.

okuduğum kitap marquez in kısa hikayelerinden oluşmaktadır.

daha nobel edebiyat ödülünü almasından önce ki hikayeler.

hikayeler gerçekten sıradışı ve özgün.

başka bir yerde bu tarz hikayelere rastlamadım.

gerçek yaşamın içinde geçen hikayeler fakat ufak serpmelerle olağandışılıklar göze batmadan, hatta

büyük bir keyifle eklenmiş.

okuyucu hikayeleri bitirdikten sonra , antik yunandaki yarı hayvan-insan formlarını

çok değil elli sene önce varmış gibi hissediyor.

abartmıyorum büyü gibi bir şey bu hikayeler.

çeviride ortanın biraz iyisi, idare eder.

yani bu kitabın okunmaması için hiç bir sebep yok.

yazarında ününü hak etmemesi için.

kitaptan;

doğaüstü denilebilecek tek erdemi, gösterdiği sabırdı sanki.

Tanrım, Tanrım eski saflığımı geri ver bana, aşkının zevkine baştan varabileyim diye.


gabriel garcia marquez


iyi kalpli erendira


çeviri: inci kut

can yayınları
142 sayfa.


24 Mayıs 2014 Cumartesi

ömer hayyam - rubailer

ömer hayyam , kimdir? nasıl bir kişidir? hayata bakışı nasıldır ?

hep merak ettim.

tarihin süzgecinden geçerek günümüze kadar geldi.

bu tarih süzgeci dediğimiz masum bir süzgeç değil tabi ki..

işin açıkçası makarna süzgeci kadar bile iş görmez.

Sansür. diyelim geçelim.

okuduğum kitap ömer hayyam ın görüşleri hakkında inceden bir fikir sahibi olmama yetti,

fakat onun derinliğine biraz sığ diyebiliriz.

kaç farklı ömer hayyam var, kaç farklı dünya görüşü var, nasıl bir sentez şaşırdım.

bu kitap başlangıç seviyesi diyelim, ömer hayyam incelememiz artarak devam etmesi ümidiyle.

birkaç dörtlüğünü paylaşmak isterim.

diğer yazılarda sevdiğim, beni etkileyen cümleleri seçmiştim. Şunu açıkça söylemeliyim ki

tüm kitap beni çok etkiledi. dörtlükleri gelişi güzel seçtim.

ön yargısız günler temennisiyle, dörtlüklere geçelim.

sakın içmiyorum ben diye, sarhoşa sövme
" dini bütün adamım " deyip kendini övme
ne sanırsın kendini sen her ayıbı işlersin
Allah kısmet ederse, elbet ederim tövbe

şarap içerim ama , bu keyiften değildir
niyetim nifak sokup, edepsizlik değildir
isterim ki arada rahat nefes alayım
benim şarabı içmem, işte bu sebepledir.

zannetmeyin cihanda, yaptığım iş korkmaktır
nasıl olsa gün gelir, canım yok olacaktır.
ölmekten korkmuyorum hakikattir elbet o
tek korkum benim iyi yaşayamamaktır

mey içerek mestliğin, girdabına düşseydim
halk bana küfür eder, sebebini bilseydim
keşke her haram olan, insanı mest etse de;
dünyada ayık olan, bir insan görmeseydim

işte bahar mevsimi, bir su kenarındayım
yanımda bir güzel var, bir de testi şarabım
şimdi söyleyeceğim ama abes kaçacak
cenneti yad edersem, itten adi olayım

var olmayı dünyada eğlencemi saysak?
günlerin gönlümüzce, geçtiğini varsaysak
ömrümüz gönlümüzce geçmedi geçmeyecek
artık bıktık hayattan, şu defteri kapatsak


ömer hayyam

rubailer

çeviri: abdullah cevdet, hüseyin daniş, hüseyin fırat

alter yayıncılık
368 sayfa

15 Nisan 2014 Salı

paul auster - ay sarayı eleştirisi

uzun zamanlardan beri okuduğum en etkileyici roman.

bi çırpıda okunabilecek bir kitap.

betimlemeler, anlatım özellikleri çok iyi.

utah çöllerinden bahseden bölümleri okurken amerika seyahati planlıyordum.

can yayınlarından seçkin selvi nin çevirisi gerçekten iyi.

genel olarak söylemek gerekirse okuduğum kitapların bir incelemesini yapmak istemiyorum bu

yazılarda.

sadece bir fikir oluşturmak; ne olmuş, ne gitmiş anlamında yazılar.

hatıra yazıları diyelim.

kitapların bende bıraktığı hatıraları canlı tutmak.

paul auster a dönecek olursak;

o zaman daha çok gençtim, yinede bir gelecek olduğuna inanmıyordum.

"sana verecek paramda yok, öğüdüm de" dedi , beni mutlu etmek için bu kitapları al.

*herkes kendi yaşamının yazarıdır.

insanlar inanmaları istenilene inanırlar.

insanı düşmekten alıkoyacak tek şey, yerçekimi yasalarını yok edecek kadar güçlü olan

sevgidir.

zamanla iyi şeylerin , ancak onları fazlasıyla istemekten vazgeçtiğimde olduğunu, gerçekleştiğini fark

ettim.

herkes için umut vardır efendim, dünyayı döndüren bu  umuttur.

*insan boyunda bir göz yaşı damlası gibiyim. herkesin üstüne damlıyorum.

kim olursa olsun,herkes iyi davranılmayı hak eder.



paul auster


ay sarayı


çeviri: seçkin selvi

can yayınları
312 sayfa.







12 Nisan 2014 Cumartesi

anton pavloviç çehov - köpeğiyle dolaşan kadın eleştirisi

çehov , rus edebiyatının parlayan yıldızı ...

camekan sözleri gibi...

neyse

ilk cümlenin yavanlığını hala hissediyorum. çehov gerçekten edebi methiyelerin en güzelini hak eden

bir yazar.

on sayfalık hikayeler hayatınızı değiştirir.

hikayeleri okurken zaman durur.

bir hikayeyi birden fazla okuyunca, hatta iki paragraf okuyup yeniden başa dönünce, beyninizde her

tekrarda farklı bir kurgu oluşur.

okuyucu özgürdür.

küçük bir insan bile olsam bir eşya değilim ben.

kafeste özgürlüğü tatmadan ölen kuşlar.

başkalarının derdini unutabilmek için çok şeyi boyamak ,değiştirmek ya da kırmak gerekecekti.

bir cümle ne kadar güzel kurulmuş olursa olsun, ancak tasasız, heyecansız kişileri etkileyecektir.

ağzınıza almayın bu sözcüğü yakışmıyor.

***bono ile para bulamayan dolandırıcılarda mutsuz olduğunu söyler, fazla yağlandığı için rahatsız

olan boğada mutsuzdur.

yalanı gerçek, çirkinliği de güzellik sayıyorsunuz.

sonbahar kokuyordu istasyon, serin bir akşamdı.

iç hastalıkları kitabının sayfalarını bir merak hastasının özeniyle çevirirken, her gün ilacın birini

bırakıp, birini almaya başlarken bir rastlantı sonucu bana iyi gelen ilacı bulacağımı sanıyorum hep.

olgun bir insana yakışmayan şeyler.


yalnızca düşmanlarını hatırlar insanlar, dostlarını unuturlar.

yaşam onu ezip yok edene kadar alabildiğince çok şey almalıdır ondan.

***sevmemek, yele vermekmiş gençliği... ( bende bu söz için pervasızca sevdim )

***nedense beni de birisinin hatırladığını, bilmediğim bir yerde beklediğini, karşılaşmamızı istediğini

sanır gibi oluyorum.

yavaş yavaş yatıştı. sonra hiç acele etmeden bir şeyler yedi. beş bardak çay içip gidip yattı.

bugüne kadar aşk üzerine yazılanlar, söylenenler arasında sadece bir gerçek vardır. o da ; " bunda

büyük bir esrar var " cümlesidir.

birinci dereceden bir tüccar mı büyüktür, bir marangoz mu? elbette marangoz büyüktür çocuklarım.



anton pavloviç çehov

köpeğiyle dolaşan kadın

çeviri: ergin altay

türkiye işbankası kültür yayınları
681 sayfa.





20 Şubat 2014 Perşembe

ernest hemingway - güneş de doğar eleştirisi

kısa bir sürede bitirdiğim kitap.

okumaya zamanım mı var ne?

şaka bir yana çok sürükleyici , okuyanı fransa sokaklarında dolaştırıp, ispanyada boğa güreşlerinde

mendil sallatıp, güneşin altında üstü başı kum tanecikli, plajda miskin miskin uzanan bir pozizyona

sokan kitap.

okuduğum baskı mart 1955 e ait, işin açıkçası ben güncel baskıları okumayı tercih ediyorum, zaman

bizim zamanımız , terimler, kullanılan deyimler bizim zamanımızdan olmalı.


kısacası güncel çeviriler daha bir keyifli geliyor.

neyse.

kitaptan göze çarpan kelime grupları

boş ver dedim, her memleket sinemada göründüğü gibidir zaten.

uykusuz gecelerde bu trenlerin gürültüsü fazla gelir.

gündüz gözüyle her olan bitene kabadayıca göğüs germek kolaydır ama gece iş değişir. Yapma Ernest !!!

beyaz ceketi mosmordu.

- anlaşılan herif çok şarap içmiş.
- yahut mor iç çamaşırı giyiyor.
- haydi soralım!
- yok, herif çok yorgun.

dünyada çok kalacak değiliz, hep beraber şenlenelim, iman edelim, şükredelim.

fransa da insanlar sizden hoşlansın istiyorsanız, kesenin ağzını biraz açınız. işte o kadar. bende kesenin

ağzını biraz açtım, garson hemen benden hoşlandı.

ernest hemingway

güneş de doğar

çeviri: filiz karabey

varlık yayınları
267 sayfa.








13 Şubat 2014 Perşembe

jean paul sartre - sözcükler eleştirisi

yazarın şiirsel otobiyografisidir.

kaynamasın diye önemle belirmek istiyorum. selahattin hilav dan çok usta bir çeviri olmuş.

kitap okuma zevki olarak çok keyifli, akıcılık olarak harika, odaklanma açısından oldukça zor.

cümlelerin sizi nereye götüreceği belli değil. sayfanın sonuna geldiğimde kendimi çoçukluğumda veya

çoçukluğumun geçtiği abzürt mekanlarda buldum.

sartre kendine bir taraftar daha eklemiş oldu.

bir iki sartre alıntı yapalım,

bilmiyorum, ama seçkin bir psikanalist yargısına katılıyorum, bende üstben yoktur.

komut vermekle, komutlara itaat etmek aynı şeydir.

o zamanlar bıyıksız bir öpüş, tuzsuz bir yumurta gibidir denir.

*** bundan ötürü acı çekmiyordum, çünkü her şey ödünç veriliyordu bana. ***  viva sartre

sinema, açık gözle görünen rüyaya başka hiç bir yerde rastlamadım.

her şey olabilir, diyordum kendi kendime ve bu sözlerin anlamı şuydu ; her şeyi hayal edebilirim ben.

benim hikayemin mutlu bir sonu olacağına önceden karar verdiğim için, beklemedik olay bir aldatmaca,

yenilik de bir dış görünüş olabilirdi ancak.

jean paul sartre

sözcükler

çeviri: selahattin hilav

can yayınları
207 sayfa.

23 Ocak 2014 Perşembe

tolstoy - yalancı ilişkiler eleştirisi

tolstoy isminin önyargısıyla okumaya başladığım bir kitap.

kitap bittiğinde ise önyargılarım beni yanıltmadı. :)

çok güzel.

içinde irili ufaklı hikayelerin bulunduğu akıcı bir anlatım.

rus edebiyatını oldum olası sevmiştir. yazarların tasvirleri sizi kitabın içine çeker bırakmaz.

gözüme çarpan bir olumsuzluk ise cümleler kısa kısa olmuş. kısa kısa çevrilmiş. yayınevi biraz daha özen

gösterebilirdi.

kitaptan yansımalar :

* siz gençsiniz , bense değilim, siz oyun oynamak istiyorsunuz, fakat bana başka şeyler gerekli,

ne olur benimle oyun oynamayın, yoksa size inanırım, bu benim için kötü, sizin içinde ayıp olur.

* ilk kez ayazın damlaları, otların sararan yeşili üzerinde, evin yakınındaki aslanağızlarının kırılmış

yapraklarında pırıl pırıl parlıyordu.

*seni de dünyama almak veya senin dünyana katılmak istiyorum.

* sabahleyin neşeli, öğle yemeğinde saygılı, akşam yemeğinde ise birbirimize aşık oluyorduk.

*neden mi? neden mi? çünkü insanoğlu bu dünyaya iyilik etmek üzere gönderilmiştir.

--------------------------

yenemedikleri tutkularıyla ,zamanı anlamsız bir kavram haline getirmişlerdir.

tolstoy

yalancı ilişkiler


çeviri: mustafa bahar

kum saati yayınları
247  sayfa.