kısa bir sürede bitirdiğim kitap.
okumaya zamanım mı var ne?
şaka bir yana çok sürükleyici , okuyanı fransa sokaklarında dolaştırıp, ispanyada boğa güreşlerinde
mendil sallatıp, güneşin altında üstü başı kum tanecikli, plajda miskin miskin uzanan bir pozizyona
sokan kitap.
okuduğum baskı mart 1955 e ait, işin açıkçası ben güncel baskıları okumayı tercih ediyorum, zaman
bizim zamanımız , terimler, kullanılan deyimler bizim zamanımızdan olmalı.
kısacası güncel çeviriler daha bir keyifli geliyor.
neyse.
kitaptan göze çarpan kelime grupları
boş ver dedim, her memleket sinemada göründüğü gibidir zaten.
uykusuz gecelerde bu trenlerin gürültüsü fazla gelir.
gündüz gözüyle her olan bitene kabadayıca göğüs germek kolaydır ama gece iş değişir. Yapma Ernest !!!
beyaz ceketi mosmordu.
- anlaşılan herif çok şarap içmiş.
- yahut mor iç çamaşırı giyiyor.
- haydi soralım!
- yok, herif çok yorgun.
dünyada çok kalacak değiliz, hep beraber şenlenelim, iman edelim, şükredelim.
fransa da insanlar sizden hoşlansın istiyorsanız, kesenin ağzını biraz açınız. işte o kadar. bende kesenin
ağzını biraz açtım, garson hemen benden hoşlandı.
ernest hemingway
güneş de doğar
çeviri: filiz karabey
varlık yayınları
267 sayfa.
20 Şubat 2014 Perşembe
13 Şubat 2014 Perşembe
jean paul sartre - sözcükler eleştirisi
yazarın şiirsel otobiyografisidir.
kaynamasın diye önemle belirmek istiyorum. selahattin hilav dan çok usta bir çeviri olmuş.
kitap okuma zevki olarak çok keyifli, akıcılık olarak harika, odaklanma açısından oldukça zor.
cümlelerin sizi nereye götüreceği belli değil. sayfanın sonuna geldiğimde kendimi çoçukluğumda veya
çoçukluğumun geçtiği abzürt mekanlarda buldum.
sartre kendine bir taraftar daha eklemiş oldu.
bir iki sartre alıntı yapalım,
bilmiyorum, ama seçkin bir psikanalist yargısına katılıyorum, bende üstben yoktur.
komut vermekle, komutlara itaat etmek aynı şeydir.
o zamanlar bıyıksız bir öpüş, tuzsuz bir yumurta gibidir denir.
*** bundan ötürü acı çekmiyordum, çünkü her şey ödünç veriliyordu bana. *** viva sartre
sinema, açık gözle görünen rüyaya başka hiç bir yerde rastlamadım.
her şey olabilir, diyordum kendi kendime ve bu sözlerin anlamı şuydu ; her şeyi hayal edebilirim ben.
benim hikayemin mutlu bir sonu olacağına önceden karar verdiğim için, beklemedik olay bir aldatmaca,
yenilik de bir dış görünüş olabilirdi ancak.
jean paul sartre
sözcükler
çeviri: selahattin hilav
can yayınları
207 sayfa.
kaynamasın diye önemle belirmek istiyorum. selahattin hilav dan çok usta bir çeviri olmuş.
kitap okuma zevki olarak çok keyifli, akıcılık olarak harika, odaklanma açısından oldukça zor.
cümlelerin sizi nereye götüreceği belli değil. sayfanın sonuna geldiğimde kendimi çoçukluğumda veya
çoçukluğumun geçtiği abzürt mekanlarda buldum.
sartre kendine bir taraftar daha eklemiş oldu.
bir iki sartre alıntı yapalım,
bilmiyorum, ama seçkin bir psikanalist yargısına katılıyorum, bende üstben yoktur.
komut vermekle, komutlara itaat etmek aynı şeydir.
o zamanlar bıyıksız bir öpüş, tuzsuz bir yumurta gibidir denir.
*** bundan ötürü acı çekmiyordum, çünkü her şey ödünç veriliyordu bana. *** viva sartre
sinema, açık gözle görünen rüyaya başka hiç bir yerde rastlamadım.
her şey olabilir, diyordum kendi kendime ve bu sözlerin anlamı şuydu ; her şeyi hayal edebilirim ben.
benim hikayemin mutlu bir sonu olacağına önceden karar verdiğim için, beklemedik olay bir aldatmaca,
yenilik de bir dış görünüş olabilirdi ancak.
jean paul sartre
sözcükler
çeviri: selahattin hilav
can yayınları
207 sayfa.
23 Ocak 2014 Perşembe
tolstoy - yalancı ilişkiler eleştirisi
tolstoy isminin önyargısıyla okumaya başladığım bir kitap.
kitap bittiğinde ise önyargılarım beni yanıltmadı. :)
çok güzel.
içinde irili ufaklı hikayelerin bulunduğu akıcı bir anlatım.
rus edebiyatını oldum olası sevmiştir. yazarların tasvirleri sizi kitabın içine çeker bırakmaz.
gözüme çarpan bir olumsuzluk ise cümleler kısa kısa olmuş. kısa kısa çevrilmiş. yayınevi biraz daha özen
gösterebilirdi.
kitaptan yansımalar :
* siz gençsiniz , bense değilim, siz oyun oynamak istiyorsunuz, fakat bana başka şeyler gerekli,
ne olur benimle oyun oynamayın, yoksa size inanırım, bu benim için kötü, sizin içinde ayıp olur.
* ilk kez ayazın damlaları, otların sararan yeşili üzerinde, evin yakınındaki aslanağızlarının kırılmış
yapraklarında pırıl pırıl parlıyordu.
*seni de dünyama almak veya senin dünyana katılmak istiyorum.
* sabahleyin neşeli, öğle yemeğinde saygılı, akşam yemeğinde ise birbirimize aşık oluyorduk.
*neden mi? neden mi? çünkü insanoğlu bu dünyaya iyilik etmek üzere gönderilmiştir.
--------------------------
yenemedikleri tutkularıyla ,zamanı anlamsız bir kavram haline getirmişlerdir.
tolstoy
yalancı ilişkiler
çeviri: mustafa bahar
kum saati yayınları
247 sayfa.
kitap bittiğinde ise önyargılarım beni yanıltmadı. :)
çok güzel.
içinde irili ufaklı hikayelerin bulunduğu akıcı bir anlatım.
rus edebiyatını oldum olası sevmiştir. yazarların tasvirleri sizi kitabın içine çeker bırakmaz.
gözüme çarpan bir olumsuzluk ise cümleler kısa kısa olmuş. kısa kısa çevrilmiş. yayınevi biraz daha özen
gösterebilirdi.
kitaptan yansımalar :
* siz gençsiniz , bense değilim, siz oyun oynamak istiyorsunuz, fakat bana başka şeyler gerekli,
ne olur benimle oyun oynamayın, yoksa size inanırım, bu benim için kötü, sizin içinde ayıp olur.
* ilk kez ayazın damlaları, otların sararan yeşili üzerinde, evin yakınındaki aslanağızlarının kırılmış
yapraklarında pırıl pırıl parlıyordu.
*seni de dünyama almak veya senin dünyana katılmak istiyorum.
* sabahleyin neşeli, öğle yemeğinde saygılı, akşam yemeğinde ise birbirimize aşık oluyorduk.
*neden mi? neden mi? çünkü insanoğlu bu dünyaya iyilik etmek üzere gönderilmiştir.
--------------------------
yenemedikleri tutkularıyla ,zamanı anlamsız bir kavram haline getirmişlerdir.
tolstoy
yalancı ilişkiler
çeviri: mustafa bahar
kum saati yayınları
247 sayfa.
19 Ocak 2014 Pazar
yaşar kemal - sarı sıcak eleştirisi
anadolu hikayeciliğinden bir örnek.
anadolunun bir portresi...
anadoluyu kendi insanına anlatırken , dünya çapında ün kazanmış bir yazar.
günümüzde yan komşundan bile habersiz olan bir toplumda , ( anadolu'su istanbulu fark etmez )
ilgi çekmek zor değildir.
kitabı okutmak zor değil. anlatılan anadolu değil, sanki orta asya stepleri...
çünkü insan başka hayatlara o kadar yabancı ve kayıtsızki ...
neyse.
yaşar kemal in sarı sıcağı anlattığı konular itibariyle değil, dili ve duygu sebebiyle bir başyapıt.
sıradan konulara sıradışı anlatım...
capital sloganlar gibi oldu, tövbe.
kitaptan bir iki örnek sadece :
- bana bak gardaş
- taze soğan, bir zaman gelir , taze toprak, bir zaman gelir bahar gibi kokar.
yaşar kemal
sarı sıcak
233 sayfa.
anadolunun bir portresi...
anadoluyu kendi insanına anlatırken , dünya çapında ün kazanmış bir yazar.
günümüzde yan komşundan bile habersiz olan bir toplumda , ( anadolu'su istanbulu fark etmez )
ilgi çekmek zor değildir.
kitabı okutmak zor değil. anlatılan anadolu değil, sanki orta asya stepleri...
çünkü insan başka hayatlara o kadar yabancı ve kayıtsızki ...
neyse.
yaşar kemal in sarı sıcağı anlattığı konular itibariyle değil, dili ve duygu sebebiyle bir başyapıt.
sıradan konulara sıradışı anlatım...
capital sloganlar gibi oldu, tövbe.
kitaptan bir iki örnek sadece :
- bana bak gardaş
- taze soğan, bir zaman gelir , taze toprak, bir zaman gelir bahar gibi kokar.
yaşar kemal
sarı sıcak
233 sayfa.
5 Ocak 2014 Pazar
george orwell - hayvan çiftliği eleştirisi
son dönem siyasi politik klasik kitaplardan biridir.
yazılmasından kısa bir süre sonra klasikler listesinde yerini almıştır.
günümüzdeki yetişkinlere ve çoçuklara hitap eden animasyon film tadındadır, prototipidir.
her kesimden okurun keyif alarak okuyacağına inanıyorum.
Evet kitapta sosyalizm komünizm eleştirisi yapılmakta, bence yapıcı bir eleştiri.
bu eleştiriler sosyalist fikir dünyasında, düşünmeye sevketmektedir.
kitabın temel çerçevede dolaştığı ana fikir, kötü ellere geçmiş bir sosyalist devletin durumu.
bu bir gerçek ki antisosyalist öğretinin kitabı haline gelmiştir. fakat zamanla klasikler listesine yerleşip genel
okuyucu kitlesine hitap etmektedir.
Kitabın alternatif isminide unutmamak gerek, BİR PERİ MASALI...
george orwell
hayvan çiftliği
çeviri: celal üster
can yayınları
158 sayfa.
yazılmasından kısa bir süre sonra klasikler listesinde yerini almıştır.
günümüzdeki yetişkinlere ve çoçuklara hitap eden animasyon film tadındadır, prototipidir.
her kesimden okurun keyif alarak okuyacağına inanıyorum.
Evet kitapta sosyalizm komünizm eleştirisi yapılmakta, bence yapıcı bir eleştiri.
bu eleştiriler sosyalist fikir dünyasında, düşünmeye sevketmektedir.
kitabın temel çerçevede dolaştığı ana fikir, kötü ellere geçmiş bir sosyalist devletin durumu.
bu bir gerçek ki antisosyalist öğretinin kitabı haline gelmiştir. fakat zamanla klasikler listesine yerleşip genel
okuyucu kitlesine hitap etmektedir.
Kitabın alternatif isminide unutmamak gerek, BİR PERİ MASALI...
george orwell
hayvan çiftliği
çeviri: celal üster
can yayınları
158 sayfa.
30 Nisan 2013 Salı
NEDEN BU BLOG !
Kendimi her zaman evrende bir toz olarak hissettim,hissetmek istedim. Zamanla bu fikir benim için çok rahatlacı bir eylem haline geldi. Bir nevi meksika sınırım...
Evet internet camiasında , okyanusunda bir damla olduğumun farkındayım. Çok önemli değil.
Kimler geldi, kimler geçti. Yazarlar, çizerler, ressamlar, başkanlar, halifeler, listeyi uzatabiliriz.
Onlarda bu okyanusta iki üç damla eder. :) Dedim ya hayat gerçekten çok önemli değil. Sadece önemli diyebiliriz :) Gerektiği kadar önem vermeliyiz. Neyse bunları daha çok konuşacağız.
Neden bu blog deyince, geniş kitlelerin beni bizi eleştirmesi ve bizim bu geniş kitleleri eleştirmemiz.
twitter : @gezerahmet17
Evet internet camiasında , okyanusunda bir damla olduğumun farkındayım. Çok önemli değil.
Kimler geldi, kimler geçti. Yazarlar, çizerler, ressamlar, başkanlar, halifeler, listeyi uzatabiliriz.
Onlarda bu okyanusta iki üç damla eder. :) Dedim ya hayat gerçekten çok önemli değil. Sadece önemli diyebiliriz :) Gerektiği kadar önem vermeliyiz. Neyse bunları daha çok konuşacağız.
Neden bu blog deyince, geniş kitlelerin beni bizi eleştirmesi ve bizim bu geniş kitleleri eleştirmemiz.
twitter : @gezerahmet17
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)