Edebiyatımızda Orhan'lar olmasa ne yapardık kim bilir!
Şiirde Orhan Veli, düz yazıda Orhan Kemal.
72. Koğuş, tipik Orhan Kemal hikayelerinden. Candan halktan bir hikaye.
Orhan Kemal'in hikayeleriyle okur hayatım başladı diyebilirim. Rüyalarımda hikaye kahramanları yerine geçtim. Hikayede 10 kişi geçiyorsa hepsini sırasıyla yaşadım. Her gece.
Bir gece Beton Ahmet, diğer gece Kaya Ali, ertesi gece Bobi oluyordum.
72. koğuş Kaptanın, Berbat'la, Sölezliy'le, Fatma'yla olan ilişkisini anlatır. İnsanoğlunun dramını.
Şerefi anlatır bilmeyenlere, onuru anlatır.
Bilmeyende olur, unutan da tabi.
Sonu hüzünlü bir hikaye. Yürek deşen. İyisi kötüsünün değil, herkesin kaybettiği bir hikaye.
Everest yayınlarının kalitesi gerçekten güzel. Kapağı, sayfaları iyi.
Arka kapak yazısı biraz abartılı olmuş.
" Çok az yazar okurun dünyasında onun kadar iz bırakır, okurunu onun kadar biçimlendirir."
Alıntılar
yaşayacaklardır. yaşamlarının yurda ulusa herhangi bir faydası olup olmadığını düşünmeden, yurdu ulusu hatırlarından geçirmeden.
insan parayı, paraya vermeli araya değil.
72. Koğuş
Orhan Kemal
Everest yayınları
98 sayfa.
7 Ağustos 2015 Cuma
25 Temmuz 2015 Cumartesi
ahmet say - müzik öğretimi eleştirisi
Plan, program iyidir. yapacağın işler yerli yerine oturur. gelecek tasarımı yapılır.
" müzik öğretimi " yazarı ahmet say, kitapta öne çıkan durum müzik öğretiminde karşılaşılan sorunlar, çözüm yolları, müzik öğretiminin içeriği.
kitabı okurken bende kendi programımı çizdim. düzenlemeler yaptım. tek negatif taraf, teoride pratiğe geçme sürecinde zorlanmış olmam.
müzik öğretimi, kitabında ahmet say derleyici durumda. diğer uzmanların izlenimlerini bir kitapta toplamış,. Kendi yorumlarını ekleyerek kitabı oluşturmuş.
kitabın zamanı 1950'li yıllar olmasıyla birlikte, günümüzde aynı sorunları tartışmamız çok tuhaf, boşa giden 60 yıl mı dersiniz?
kitaptan birçok alıntı yaptım. konu öneminin benim için yüksek olduğunu belirtmek isterim.
alıntılar
eğitimcilik, bir sevgi işidir ve ütopyaya uzanır.
eğitimcilik aslında bütün zorlukların üstesinden gelebilmektir. demek ki doğru yoldayız, görüyorsanız, başarıyorsunuz.
çalgıyı evde bırakın, ne zaman çocuk ses çıkarmaya çalışırsa müzik derslerine başlayın.
mutlu olmak ve mutlu etmek işte müziğin gerçeği.
önemli olan bunaltıcı müzik çalışmalarının içinde yitip gitmek değil, dışa açılmak, dünyayı tanımak ve tüm insanları mutlu edebilmektedir.
belli dönemlerde müzik yapmayı bırakıp birkaç yıl boyunca dilediği gibi yaşamak tatil yapmaktır.
müzik eğitimi, yurt sevgisi ve insanlık borcudur.;
müziği seven çocuk, insanı sever, insanları, toplumu sever, yaşamı sever, eşsiz bir ruh kudreti ve zenginliği kazanır.
estetik eğitim, ahlak eğitimini de etkiler.
popüler müzik halk psikolojisinin ifadesi, halk müziği ise halk biyolojisinin ifadesidir.
müzik, yaşam dolu bir güç olmalıdır.
estetik duygumuz alışkanlı ve bilgiyle değişebilen bir şeydir.
çalmak bir hünerse, dinlemenin de bir kültür ve zevk işi olduğunu daima göz önünde tutmanız gerekir.
müzik zevki bilindiği gibi okulun müzik eğitiminde öğrenciye verilmesi gereken en önemli eğitsel amaçtır.
müzik dersinin amaçları; sesi, kulağı ve zevki eğitmektir.
müziğin biricik yayılma yolu konserlerdir.
profesyonel sanatçı, sanatını satmakla yaşamını kazanır. amatörler ise sanatı zevk için ve kazan. beklentisi olmaksızın yapar.
iyi bir müzikçi kıskanmaz.
denizi bilmek başka. denizde yüzmek başkadır.
çağdaş eğitim anlayışı, insanın doğduğu günden başlayarak eğitilmesini öngörür.
müzik öğretim temelde ilkeli düzenli planlı ve yöntemli olmayı gerektirir.
müzik dersi bir sanat dersidir.
müzik öğretimi
ahmet say
müzik ansiklopedisi yayınları
167 sayfa
" müzik öğretimi " yazarı ahmet say, kitapta öne çıkan durum müzik öğretiminde karşılaşılan sorunlar, çözüm yolları, müzik öğretiminin içeriği.
kitabı okurken bende kendi programımı çizdim. düzenlemeler yaptım. tek negatif taraf, teoride pratiğe geçme sürecinde zorlanmış olmam.
müzik öğretimi, kitabında ahmet say derleyici durumda. diğer uzmanların izlenimlerini bir kitapta toplamış,. Kendi yorumlarını ekleyerek kitabı oluşturmuş.
kitabın zamanı 1950'li yıllar olmasıyla birlikte, günümüzde aynı sorunları tartışmamız çok tuhaf, boşa giden 60 yıl mı dersiniz?
kitaptan birçok alıntı yaptım. konu öneminin benim için yüksek olduğunu belirtmek isterim.
alıntılar
eğitimcilik, bir sevgi işidir ve ütopyaya uzanır.
eğitimcilik aslında bütün zorlukların üstesinden gelebilmektir. demek ki doğru yoldayız, görüyorsanız, başarıyorsunuz.
çalgıyı evde bırakın, ne zaman çocuk ses çıkarmaya çalışırsa müzik derslerine başlayın.
mutlu olmak ve mutlu etmek işte müziğin gerçeği.
önemli olan bunaltıcı müzik çalışmalarının içinde yitip gitmek değil, dışa açılmak, dünyayı tanımak ve tüm insanları mutlu edebilmektedir.
belli dönemlerde müzik yapmayı bırakıp birkaç yıl boyunca dilediği gibi yaşamak tatil yapmaktır.
müzik eğitimi, yurt sevgisi ve insanlık borcudur.;
müziği seven çocuk, insanı sever, insanları, toplumu sever, yaşamı sever, eşsiz bir ruh kudreti ve zenginliği kazanır.
estetik eğitim, ahlak eğitimini de etkiler.
popüler müzik halk psikolojisinin ifadesi, halk müziği ise halk biyolojisinin ifadesidir.
müzik, yaşam dolu bir güç olmalıdır.
estetik duygumuz alışkanlı ve bilgiyle değişebilen bir şeydir.
çalmak bir hünerse, dinlemenin de bir kültür ve zevk işi olduğunu daima göz önünde tutmanız gerekir.
müzik zevki bilindiği gibi okulun müzik eğitiminde öğrenciye verilmesi gereken en önemli eğitsel amaçtır.
müzik dersinin amaçları; sesi, kulağı ve zevki eğitmektir.
müziğin biricik yayılma yolu konserlerdir.
profesyonel sanatçı, sanatını satmakla yaşamını kazanır. amatörler ise sanatı zevk için ve kazan. beklentisi olmaksızın yapar.
iyi bir müzikçi kıskanmaz.
denizi bilmek başka. denizde yüzmek başkadır.
çağdaş eğitim anlayışı, insanın doğduğu günden başlayarak eğitilmesini öngörür.
müzik öğretim temelde ilkeli düzenli planlı ve yöntemli olmayı gerektirir.
müzik dersi bir sanat dersidir.
müzik öğretimi
ahmet say
müzik ansiklopedisi yayınları
167 sayfa
18 Temmuz 2015 Cumartesi
Richard Bach - Martı eleştirisi
Yalnızlık, çok iyi bir öğretici. İyi bir öğretmen. Islah edici. Abarttım galiba. Yalnızlığın kutsanması diyelim.
Zaman zaman ihtiyaç duyduğum bir olgu yalnızlık. Belki dinlenmek, düşünmek için, mola ihtiyacından da olabilir.
Sebebi ne olursa olsun yalnızlık günümüzde güzel bir terapi. İhtiyaç.
Kendimi dinlemek istiyorum.
Şunun farkındayım ki biz toplumla varız. Toplum beni şekillendirir, öğretir. yedirir, giydirir. içirir Filan filan. Gerçekten de böyle mi?
Kısmen. Toplumla birlik olduğumuz muhakkak, Doğa şartları çetin, hep birlikte mücadelemiz daha güçlü.
Fakat Takım arkadaşlarımızı sefalet içinde bırakmaktan bu yazıda bahsetmeyeceğim.
Bu yazıda yalnızlığın getirisi götürüsü söz konusu. Durup dinlenmenin önemi. Reklam cıngılında ki gibi " tatil için çalışmıyoruz " yaşamak için çalışıyoruz. sabah bunun için kalkıyoruz, bunun için yiyip içiyoruz, yaşam mücadelesi. Bu mücadeleden gözlerimiz kör oldu. Hislerimiz kayboldu. Yedi yetimiz sıfırlandı.
Yalnızlık bu yetilerin geri gelmesi için bir çabanın adıdır bir bakıma. Yaşam mücadelesinin farklı bir biçimi.
Martı Jonathan Livingston, yalnızlığı bize tarif eder, yalnızken ki yapılacak aktivitelerden bize sayfabahseder. :)
Sempatiktir, yalnızdır, mutludur, yalnızdır, heyecanlıdır, yalnızdır, düşünür, yalnızdır.
Yalnızlığı vücutta avantaja çevirmekten bahseder.
uçar,kaçar martı jonathan livingston.
güzel hayallerle öykü kitabını okuyup bitirmiş olursunuz.
Yaşayan insana, nasıl yaşayacağını bile öğretebilir.
Alıntılar:
onca zamanı boşu boşuna geçireceğime, uçmayı öğrenebilirdim. Öğrenecek ne çok şey var!
o korkuyu yenmenin gururuyla haz alarak yaşıyordu.
Cehaletimizi kırabiliriz, kendimiz olabiliriz, özgür olabiliriz.
iyinin, mükemmelliğin sınırı yoktur.
başarmak için ne yaptığını bilmek gerek.
Gerçekten kim olduklarını anlamaya bunları bilerek yaşamaya başladılar.
richard bach
martı jonathan livingston
Çeviri: kader ay demireğen
epsilon yayıncılık
92 sayfa
Zaman zaman ihtiyaç duyduğum bir olgu yalnızlık. Belki dinlenmek, düşünmek için, mola ihtiyacından da olabilir.
Sebebi ne olursa olsun yalnızlık günümüzde güzel bir terapi. İhtiyaç.
Kendimi dinlemek istiyorum.
Şunun farkındayım ki biz toplumla varız. Toplum beni şekillendirir, öğretir. yedirir, giydirir. içirir Filan filan. Gerçekten de böyle mi?
Kısmen. Toplumla birlik olduğumuz muhakkak, Doğa şartları çetin, hep birlikte mücadelemiz daha güçlü.
Fakat Takım arkadaşlarımızı sefalet içinde bırakmaktan bu yazıda bahsetmeyeceğim.
Bu yazıda yalnızlığın getirisi götürüsü söz konusu. Durup dinlenmenin önemi. Reklam cıngılında ki gibi " tatil için çalışmıyoruz " yaşamak için çalışıyoruz. sabah bunun için kalkıyoruz, bunun için yiyip içiyoruz, yaşam mücadelesi. Bu mücadeleden gözlerimiz kör oldu. Hislerimiz kayboldu. Yedi yetimiz sıfırlandı.
Yalnızlık bu yetilerin geri gelmesi için bir çabanın adıdır bir bakıma. Yaşam mücadelesinin farklı bir biçimi.
Martı Jonathan Livingston, yalnızlığı bize tarif eder, yalnızken ki yapılacak aktivitelerden bize sayfabahseder. :)
Sempatiktir, yalnızdır, mutludur, yalnızdır, heyecanlıdır, yalnızdır, düşünür, yalnızdır.
Yalnızlığı vücutta avantaja çevirmekten bahseder.
uçar,kaçar martı jonathan livingston.
güzel hayallerle öykü kitabını okuyup bitirmiş olursunuz.
Yaşayan insana, nasıl yaşayacağını bile öğretebilir.
Alıntılar:
onca zamanı boşu boşuna geçireceğime, uçmayı öğrenebilirdim. Öğrenecek ne çok şey var!
o korkuyu yenmenin gururuyla haz alarak yaşıyordu.
Cehaletimizi kırabiliriz, kendimiz olabiliriz, özgür olabiliriz.
iyinin, mükemmelliğin sınırı yoktur.
başarmak için ne yaptığını bilmek gerek.
Gerçekten kim olduklarını anlamaya bunları bilerek yaşamaya başladılar.
richard bach
martı jonathan livingston
Çeviri: kader ay demireğen
epsilon yayıncılık
92 sayfa
15 Temmuz 2015 Çarşamba
jose saramago - defterler eleştirisi
Jose Saramago, Portekizli klas yazar.
Kitabı büyük istek, arzuyla edindim. Gazetelerin kitap eklerinde, internette, twitterda, bloglarda bir çok tanıtımına rastladım. Haliyle beklentimde çoktu. Beklentim bu kadar fazlayken, kitabı edinmem ve okumaya geçmem altı ayımı aldı. Kendi kendime çok ayıp ettiğimi düşündüm.
Satın almıştım, ve her şey bitmiş miydi?
Jose Saramago, defterler, yazarın blogta yazdığı yazıların kitaplaşmış halidir. Blogunda kendisinin iyi bir bloger olamadığı eleştirilerine esprili cevapla karşılık vermekte, yapıcı ve saygı çerçevesinde olan eleştirileri dikkate aldığını söylemektedir.
Jose Saramago, birçok konuya değinmiş. Siyasileri, sistemi eleştirmekten geri durmamıştır. Üslubundaki güzellik takdir edilmelidir. Büyük bir ustalıkla tenkit etmektedir.
Jose Saramago, blogun sonlarına doğru, notların kitaplaşacağından bahsetmiş. Umberto Eco' nun takdir yazısıyla mutluluk duymuştur.
Kendi cümlesiyle Jose Saramago, defterler için" en heyecanladığım kitap " demiştir.
Kitap Kırmızıkedi yayın evinden çıkmıştır. Bu sıralar Kırmızıkedi, Jose Saramago' nun tüm kitap yayın haklarını almıştır. Hayırlı olsun diyelim.
Şunu da eklem isterim ki çevirinin çevirisi kitaplardan pek hoşlanmam. Örneğin bu kitabın orjinal dilli Portekizce, kitap İspanyolcaya çevriliyor. Daha sonra çevirmen İspanyolcadan Türkçeye çeviriyor.
Oysa ki Portekizceyle harmanlanmış, onunla yaşamış, diğer portekizli yazar çizerle haşır neşir olmuş, o coğrafyayla ilgili, çevirmenlerin direk çevirisini de sabırsızlıkla bekliyorum.
Edebiyatımıza katkısını bir de o zaman değerlendiririz.
En azından çok satan yazarlarda yapılabilir. Tüm yayın hakları da alınmışsa :)
Alıntılar:
yalnızca kitap sayfalarını geri dönüşü vardır, yaşamın kilerinin değil.
demokrasi bedeli her gün ödediğimiz yanılsamadır.
solun, içinde yaşadığı dünyadan zerre haberi yok.
çoğu anne babanın düşmanları evde, kendi çocukları.
kafirde ilahi iradeden doğmuş bir yaratıktır.
ben siyasal iktisatçılara, ahlak bilimcilere soruyorum. bir zengin yaratmak için kaç kişiyi sefalete, orantısız çalışmaya, ahlaksızlığa, aşağılanmaya,cehalete, üstesinden gelinemez talihsizliğe ve mutlak yoksulluğa mahkum etmeniz gerektiğini hesapladınız mı?
iyilik ve adalet olmayınca geriye kalan merhamettir.
akrabalar mükemmel değiller ama iyi insanlar kesin.
eğer bir insanı canlı bombaya dönüştürecek nedenleri anlamıyorsa, İsrail'in hala öğrenecek çok şeyi var.
bize gelince gösteri yapmaya devam edeceğiz.
bir gün dünya daha iyi olabilecekse bu bizim tarafımızdan ve bizimle olacak.
bırakın böyle kalayım, beni ben yapan hafızamla. Hiçbir şeyi unutmak istemiyorum.
ilk ölüm uzun zaman önce onurun ölümüydü.
yolculuğun sonu yalnızca bir başkasının başlangıcıdır.
öldüler ve geçip gittiler.
Jose Saramago
Defterler
Çeviri: Nesrin Akyüz
Kırmızı Kedi Yayınevi
337 sayfa
Kitabı büyük istek, arzuyla edindim. Gazetelerin kitap eklerinde, internette, twitterda, bloglarda bir çok tanıtımına rastladım. Haliyle beklentimde çoktu. Beklentim bu kadar fazlayken, kitabı edinmem ve okumaya geçmem altı ayımı aldı. Kendi kendime çok ayıp ettiğimi düşündüm.
Satın almıştım, ve her şey bitmiş miydi?
Jose Saramago, defterler, yazarın blogta yazdığı yazıların kitaplaşmış halidir. Blogunda kendisinin iyi bir bloger olamadığı eleştirilerine esprili cevapla karşılık vermekte, yapıcı ve saygı çerçevesinde olan eleştirileri dikkate aldığını söylemektedir.
Jose Saramago, birçok konuya değinmiş. Siyasileri, sistemi eleştirmekten geri durmamıştır. Üslubundaki güzellik takdir edilmelidir. Büyük bir ustalıkla tenkit etmektedir.
Jose Saramago, blogun sonlarına doğru, notların kitaplaşacağından bahsetmiş. Umberto Eco' nun takdir yazısıyla mutluluk duymuştur.
Kendi cümlesiyle Jose Saramago, defterler için" en heyecanladığım kitap " demiştir.
Kitap Kırmızıkedi yayın evinden çıkmıştır. Bu sıralar Kırmızıkedi, Jose Saramago' nun tüm kitap yayın haklarını almıştır. Hayırlı olsun diyelim.
Şunu da eklem isterim ki çevirinin çevirisi kitaplardan pek hoşlanmam. Örneğin bu kitabın orjinal dilli Portekizce, kitap İspanyolcaya çevriliyor. Daha sonra çevirmen İspanyolcadan Türkçeye çeviriyor.
Oysa ki Portekizceyle harmanlanmış, onunla yaşamış, diğer portekizli yazar çizerle haşır neşir olmuş, o coğrafyayla ilgili, çevirmenlerin direk çevirisini de sabırsızlıkla bekliyorum.
Edebiyatımıza katkısını bir de o zaman değerlendiririz.
En azından çok satan yazarlarda yapılabilir. Tüm yayın hakları da alınmışsa :)
Alıntılar:
yalnızca kitap sayfalarını geri dönüşü vardır, yaşamın kilerinin değil.
demokrasi bedeli her gün ödediğimiz yanılsamadır.
solun, içinde yaşadığı dünyadan zerre haberi yok.
çoğu anne babanın düşmanları evde, kendi çocukları.
kafirde ilahi iradeden doğmuş bir yaratıktır.
ben siyasal iktisatçılara, ahlak bilimcilere soruyorum. bir zengin yaratmak için kaç kişiyi sefalete, orantısız çalışmaya, ahlaksızlığa, aşağılanmaya,cehalete, üstesinden gelinemez talihsizliğe ve mutlak yoksulluğa mahkum etmeniz gerektiğini hesapladınız mı?
iyilik ve adalet olmayınca geriye kalan merhamettir.
akrabalar mükemmel değiller ama iyi insanlar kesin.
eğer bir insanı canlı bombaya dönüştürecek nedenleri anlamıyorsa, İsrail'in hala öğrenecek çok şeyi var.
bize gelince gösteri yapmaya devam edeceğiz.
bir gün dünya daha iyi olabilecekse bu bizim tarafımızdan ve bizimle olacak.
bırakın böyle kalayım, beni ben yapan hafızamla. Hiçbir şeyi unutmak istemiyorum.
ilk ölüm uzun zaman önce onurun ölümüydü.
yolculuğun sonu yalnızca bir başkasının başlangıcıdır.
öldüler ve geçip gittiler.
Jose Saramago
Defterler
Çeviri: Nesrin Akyüz
Kırmızı Kedi Yayınevi
337 sayfa
4 Temmuz 2015 Cumartesi
campanella - güneş ülkesi eleştirisi
İtalyan düşünür campanella, 1568- 1639 yıllarında yaşamış. Çileli bir ömrü olmuştur. Çilesinin büyük bir sebebi de düşünceleridir.
Kişi düşünür, durur, durulur. Yeniden düşünür. Devinim devam eder. Campanella da bir hayat tasarlar, bir devlet tasarımı. Bunu soru cevap şeklinde okuyucularına anlatmaya çalışır.
Bu tip yayınlarda temel düşüncem bana ne kattığıyla alakalıdır. Fikir dünyam genişler. Yorum yeteneği artar. Ön yargılar azalır.
Campanella fikirlerini savunmasızca söylemiş. Zarar görmüş. Kendisi çile çekerken ondan beslenecek bir çok akımda zarar görmüş. İlerleme kaydedememiş.
Hoşgörü, günümüzde ve tarihe baktığımızda her zaman ütopyalarda kalmış. İçeriği boşaltılmış.
Gelecekte de hoşgörü anlamında pek yol alınacak gibi değil.
Campanella neler demiş, onlara bir bakalım.
güç, akıl, sevgi bir devletteki üç bakanlığın ismi başka bakanlık yok.
her şey ortaktır, paylaşma işi adaletle yönetilecektir.
bencillik ortadan kalkar, ortak yaşam gelir.
toplum bireyin ne ihtiyacı varsa onu sağlamalıdır.
ideal toplumda ki suçlar; nezaketsizlik, tembellik, asık yüzlülük, huysuzluk, dedikoduculuk, yalancılık.
kadın ve erkeklerin kıyafetleri aynı, kadın ve erkek aynı sanatları öğrenirler.
yöneticiler bilgindir.
toplumda ezber yoktur, ezbercilik insanın düşüncesini köreltir.
öğrenciler için tatil zamanın ne yaz, ne kıştır, öğrenince tatil başlar.
evlerde otel, pansiyon mantığı vardır.
doğaya aykırı cinsellik idama kadar gider.
eşlerin ortaklığı.
soy ortalaması sağlanır. cinsel birleşme üç günde bir olur.
günde dört saat çalışılır.
mala mülke köle olunmaz, sadece yararlanılır.
sistem kendini devamlı geliştirir.
tüm herkes yönetime katılır.
suç paylaşılırsa ceza düşer. örneğin bir kişi katil olmuşsa toplum da suçludur. tüm toplum suçludur.
herkes severek çalıştığından yorulma olmaz.
çalışma prensibi kar değil, düzenli ve metodlu çalışmadır.
ortak yaşam zevke değil, saygıya dayanır.
Campanella'nın manifestosu gibi oldu. Güneş ülkesinde bu cümlelerinin açıklamasını bulabilirsiniz.
Hemde deyatlı, örnekli, önceden çıkmış sorularıyla birlikte:)
kitabı sahaflardan almışlar, çan yayınlardan çıkmış, turuncu karton kapak, eski bir kitaptı.
Sahaf kokusu üzerinde.
tommaso campanella
çeviri:
haydar kazgan
vedat günyol
basım yılı: 1974
çan yayınları
143 sayfa
Kişi düşünür, durur, durulur. Yeniden düşünür. Devinim devam eder. Campanella da bir hayat tasarlar, bir devlet tasarımı. Bunu soru cevap şeklinde okuyucularına anlatmaya çalışır.
Bu tip yayınlarda temel düşüncem bana ne kattığıyla alakalıdır. Fikir dünyam genişler. Yorum yeteneği artar. Ön yargılar azalır.
Campanella fikirlerini savunmasızca söylemiş. Zarar görmüş. Kendisi çile çekerken ondan beslenecek bir çok akımda zarar görmüş. İlerleme kaydedememiş.
Hoşgörü, günümüzde ve tarihe baktığımızda her zaman ütopyalarda kalmış. İçeriği boşaltılmış.
Gelecekte de hoşgörü anlamında pek yol alınacak gibi değil.
Campanella neler demiş, onlara bir bakalım.
güç, akıl, sevgi bir devletteki üç bakanlığın ismi başka bakanlık yok.
her şey ortaktır, paylaşma işi adaletle yönetilecektir.
bencillik ortadan kalkar, ortak yaşam gelir.
toplum bireyin ne ihtiyacı varsa onu sağlamalıdır.
ideal toplumda ki suçlar; nezaketsizlik, tembellik, asık yüzlülük, huysuzluk, dedikoduculuk, yalancılık.
kadın ve erkeklerin kıyafetleri aynı, kadın ve erkek aynı sanatları öğrenirler.
yöneticiler bilgindir.
toplumda ezber yoktur, ezbercilik insanın düşüncesini köreltir.
öğrenciler için tatil zamanın ne yaz, ne kıştır, öğrenince tatil başlar.
evlerde otel, pansiyon mantığı vardır.
doğaya aykırı cinsellik idama kadar gider.
eşlerin ortaklığı.
soy ortalaması sağlanır. cinsel birleşme üç günde bir olur.
günde dört saat çalışılır.
mala mülke köle olunmaz, sadece yararlanılır.
sistem kendini devamlı geliştirir.
tüm herkes yönetime katılır.
suç paylaşılırsa ceza düşer. örneğin bir kişi katil olmuşsa toplum da suçludur. tüm toplum suçludur.
herkes severek çalıştığından yorulma olmaz.
çalışma prensibi kar değil, düzenli ve metodlu çalışmadır.
ortak yaşam zevke değil, saygıya dayanır.
Campanella'nın manifestosu gibi oldu. Güneş ülkesinde bu cümlelerinin açıklamasını bulabilirsiniz.
Hemde deyatlı, örnekli, önceden çıkmış sorularıyla birlikte:)
kitabı sahaflardan almışlar, çan yayınlardan çıkmış, turuncu karton kapak, eski bir kitaptı.
Sahaf kokusu üzerinde.
tommaso campanella
çeviri:
haydar kazgan
vedat günyol
basım yılı: 1974
çan yayınları
143 sayfa
17 Mart 2015 Salı
dai sijie - balzac ve çinli terzi kız eleştirisi
peşinci esnaf gibi söylemek isterim ki bu yazı olasılıkla alakalı.
şöyle ki, herhangi bir şeyin olmasını istediğimde elimden ne geliyorsa yaparım.
istediğim de muhakkak bir olayın sonucunda gerçekleşir. şans gibi gelir ilk zamanlarda. derinine
indiğimde ise kültür, çalışma, birikim söz konusudur.
şunu da unutmayalım ki işe başladığınızda şans sizinledir. piyango tutması için bilet almanız gerek.
piyango beleşçi şansıdır. bahsettiğim o olasılık değil.
günlük nasıl olasılıkla karşılaşırız? ne kadar birikim, çalışma, azim, bizi o kadar isteklerimize
götürür.
olabilme ihtimalini artırır. biz kovalarız, gerçekleşince şans deriz. çalışmanın neresi şans?
çinin ismini bile telaffuzunda zorlandığımız o kasabasında hastanede gelişen olaylar tesadüf mü?
bu da diğer soru.
üçüncü soruda size gelsin, ne kadar şanslısın?
balzac ve çinli terzi kız okuması güzel, kendisi güzel bir kitap. vurucu sonlara bayılıyorum. tek
ipucum o olsun.
dai sijie yi takip ettiğim yazarlar arasına vardım. devamı gelecek umarım.
çevirmenin de hakkını teslim etmek lazım. gayet güzel. temiz çeviri.
doğan kitap, pek sevmesem de güzel bir baskı olmuş. temiz iş.
alıntılar
ister sosyalist olsun, ister kapitalist çağdaş toplumlarda hikaye anlatma ne yazık ki artık meslekten sayılmıyor.
bize bu kitapları yasaklamış olan herkesten nefret ediyorum.
balzac ve çinli terzi kız
dai sijie
sema rifat
doğan kitap
187 sayfa
şöyle ki, herhangi bir şeyin olmasını istediğimde elimden ne geliyorsa yaparım.
istediğim de muhakkak bir olayın sonucunda gerçekleşir. şans gibi gelir ilk zamanlarda. derinine
indiğimde ise kültür, çalışma, birikim söz konusudur.
şunu da unutmayalım ki işe başladığınızda şans sizinledir. piyango tutması için bilet almanız gerek.
piyango beleşçi şansıdır. bahsettiğim o olasılık değil.
günlük nasıl olasılıkla karşılaşırız? ne kadar birikim, çalışma, azim, bizi o kadar isteklerimize
götürür.
olabilme ihtimalini artırır. biz kovalarız, gerçekleşince şans deriz. çalışmanın neresi şans?
çinin ismini bile telaffuzunda zorlandığımız o kasabasında hastanede gelişen olaylar tesadüf mü?
bu da diğer soru.
üçüncü soruda size gelsin, ne kadar şanslısın?
balzac ve çinli terzi kız okuması güzel, kendisi güzel bir kitap. vurucu sonlara bayılıyorum. tek
ipucum o olsun.
dai sijie yi takip ettiğim yazarlar arasına vardım. devamı gelecek umarım.
çevirmenin de hakkını teslim etmek lazım. gayet güzel. temiz çeviri.
doğan kitap, pek sevmesem de güzel bir baskı olmuş. temiz iş.
alıntılar
ister sosyalist olsun, ister kapitalist çağdaş toplumlarda hikaye anlatma ne yazık ki artık meslekten sayılmıyor.
bize bu kitapları yasaklamış olan herkesten nefret ediyorum.
balzac ve çinli terzi kız
dai sijie
sema rifat
doğan kitap
187 sayfa
7 Mart 2015 Cumartesi
karl marks - sevilen bir insan yapmalısın kendini eleştirisi
ekonomi alanında sözlerim birikiyor. çok fena patlayacağım.
aslında fazla detaylandırmaya gerek yok, temel prensipler üzerinden şekillenebilir.
örneğin özelleştirmeye karşı duruş bunlardan biridir. barınma sorunu bunlardan biridir.
barınma sorunu çözüldüğünde gerisi iplik söküğü gibi gelir. su akar yolunu bulur. fazla kavramlarla
boğmaya gerek yok.
çalışma saatleri.
kişisel özgürlük.
hep bunlar açılması gereken konular. fazla girilmiyor. insanlığın şu andaki birçok zincirinden bazıları.
hareketlerimizi, kararlarımızı piyasanın belirlemesi.
bize zararlı kimyasal içerikli ayakkabı giydirerek bile ömür süremizi piyasa belirliyor.
çay içeriyor, domates yediriyor.
sosyalizm-komünizm ekonomileri vicdanı ön plana alan ekonomilerdir. bizim savunduğumuz o
şekildedir.
marks takip ettiğim ekonomi düşünürlerinin başında gelir. sistemin falsolarını gözler önüne serer.
sevilen bir insan yapmalısın kendini de alakarga yayınlarından çıkmış, karl marks ın eserlerinden alıntılarla oluşmuş bir kitap.
okuyucuda karl marks okuma heyecanı doğuyor.
aforizma diye ön sözde belirtilmiş. aforizmadan uzak, denmemeli.
karl markısın cümleleri diyebiliriz. aforizma biraz sert kalır.
çabuk okunan bir kitap, karl marks kendini sevdiriyor.
bir diyalogtan bahsedip bitiriyorum.
dostum sordu bana:
M: Devrim neyi değiştirir?
A: İçtiğin suyun tadı bile değişir.
alıntılar
başkalarını özgürleştirebilmek için öncelikler kendimizi özgürleştirmeliyiz.
para insanın tüm tanrılarını aşağılar ve onları metalara dönüştürür.
politik ekonomi, işçiyi sadece iş hayatı olarak, en zorunlu yaşamsal ihtiyaçlara indirgenmiş bir
hayvan olarak görür.
özel mülkiyetin aşılması demek, bütün insani duyuların ve bütün insani niteliklerin bütünsel özgürleşmesidir.
zaman her şey, insan hiçbir şeydir. insan olsa olsa zamanın en kazıdır.
sosyalistler ve komünistler proleter sınıfın teorisyenleridir.
gerçek hareketin her adımı bir düzine programdan daha önemlidir.
maddi ve manevi her şeyin pazarlanabilir bir değer haline geldiği, en gerçek değerinden değerlendirmek üzere pazara getirildiği dönemdir.
komünistlerin teorisi tek bir cümlede özetlenebilir. özel mülkiyetin kaldırılması.
herkesten yeteneğine göre, herkese gereksinimine göre
eğer ipek böceği tırtıl olarak varlığını devam için koza örseydi, ücretli işçinin mükemmel bir örneği olurdu.
vatanseverlik mülkiyet duygusunun en ideal biçimidir.
köylü şeytanı düşündüğü zaman onu vergi memuru kılığında hayal eder.
insan kendi emeğiyle yarattığı ürünlerin egemenliği altındadır.
karl marks
çeviri: yavuz yayla
alakarga kitap
78 sayfa
aslında fazla detaylandırmaya gerek yok, temel prensipler üzerinden şekillenebilir.
örneğin özelleştirmeye karşı duruş bunlardan biridir. barınma sorunu bunlardan biridir.
barınma sorunu çözüldüğünde gerisi iplik söküğü gibi gelir. su akar yolunu bulur. fazla kavramlarla
boğmaya gerek yok.
çalışma saatleri.
kişisel özgürlük.
hep bunlar açılması gereken konular. fazla girilmiyor. insanlığın şu andaki birçok zincirinden bazıları.
hareketlerimizi, kararlarımızı piyasanın belirlemesi.
bize zararlı kimyasal içerikli ayakkabı giydirerek bile ömür süremizi piyasa belirliyor.
çay içeriyor, domates yediriyor.
sosyalizm-komünizm ekonomileri vicdanı ön plana alan ekonomilerdir. bizim savunduğumuz o
şekildedir.
marks takip ettiğim ekonomi düşünürlerinin başında gelir. sistemin falsolarını gözler önüne serer.
sevilen bir insan yapmalısın kendini de alakarga yayınlarından çıkmış, karl marks ın eserlerinden alıntılarla oluşmuş bir kitap.
okuyucuda karl marks okuma heyecanı doğuyor.
aforizma diye ön sözde belirtilmiş. aforizmadan uzak, denmemeli.
karl markısın cümleleri diyebiliriz. aforizma biraz sert kalır.
çabuk okunan bir kitap, karl marks kendini sevdiriyor.
bir diyalogtan bahsedip bitiriyorum.
dostum sordu bana:
M: Devrim neyi değiştirir?
A: İçtiğin suyun tadı bile değişir.
alıntılar
başkalarını özgürleştirebilmek için öncelikler kendimizi özgürleştirmeliyiz.
para insanın tüm tanrılarını aşağılar ve onları metalara dönüştürür.
politik ekonomi, işçiyi sadece iş hayatı olarak, en zorunlu yaşamsal ihtiyaçlara indirgenmiş bir
hayvan olarak görür.
özel mülkiyetin aşılması demek, bütün insani duyuların ve bütün insani niteliklerin bütünsel özgürleşmesidir.
zaman her şey, insan hiçbir şeydir. insan olsa olsa zamanın en kazıdır.
sosyalistler ve komünistler proleter sınıfın teorisyenleridir.
gerçek hareketin her adımı bir düzine programdan daha önemlidir.
maddi ve manevi her şeyin pazarlanabilir bir değer haline geldiği, en gerçek değerinden değerlendirmek üzere pazara getirildiği dönemdir.
komünistlerin teorisi tek bir cümlede özetlenebilir. özel mülkiyetin kaldırılması.
herkesten yeteneğine göre, herkese gereksinimine göre
eğer ipek böceği tırtıl olarak varlığını devam için koza örseydi, ücretli işçinin mükemmel bir örneği olurdu.
vatanseverlik mülkiyet duygusunun en ideal biçimidir.
köylü şeytanı düşündüğü zaman onu vergi memuru kılığında hayal eder.
insan kendi emeğiyle yarattığı ürünlerin egemenliği altındadır.
karl marks
çeviri: yavuz yayla
alakarga kitap
78 sayfa
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)