kamçatka ismini cumartesi günü akordeon arka müziği eşliğinde hoş bir radyo programında
duydum. yapımcı kitabı yüzeysel tanıttı. gayette yeterliydi.
program bittikten sonra semtimizin kitabevi erdal a rica ve sipariş ettim. bir haftada getirdi sağ
olsun.
bu bekleme süresi , kitabı okuma istediğini daha arttırdı.bir çırpıda okudum. hoş, güzel bir kitap.
su gibi aktı. yoğunluğu kuvvetli. anlaşılırlığı açık. hızlıca okunabilecek seviyede.
çevirisi de fena değil. birkaç cümleyi çevirmeden aktarmış. bunun dışında pek sorun yok gibi.
kamçatka nın dizin şeklide istediğim biçimdeydi. açık gökyüzü şeklinde. cümleler, paragraflar,
sayfalar arası geniş geniş. ferah ferah okunuyor.
kamçatka bir çocuğun dünyaya bakışıdır. okuyan herkes kendini çocukluğunda görür.
marcelo figueras ın güçlü diliyle de karşılaşır.
bu arada kapak çok güzel olmuş.
alıntılar
şu an tüm geçmişten daha büyüktür.
bana ne olduğumu söyle tanrı aşkına, o kadar değiştim ki artık kim olduğumu bilmiyorum.
ezilenlere kalbimde daima yer vardır.
biliyordum ki kimse otuzunda yaşlılıktan ölmez.
hayatın zorlu bir mücadeleyi tersine çevirme kapasitesi sizler için bir şey ifade etmiyor olabilir ama
bana kesinlikle çok şey anlatıyor.
değişimin nedeni başka çare olmamasıdır.
sezaryanın julio cesardan gelmesi.
dolce far niente , miskinlik yapmak güzeldir.
fiziksel hazırlık ve zihinsel odaklanma
zaman tuhaftır ve her şey aynı anda gerçekleşir.
henüz gençti ama çok çalışma ve az sevgi bir araya gelince genelikle zehirler.
çok yalnız ve üzgünüm burada ,bu terk edilmiş dünyada bir fikrim var, gitmek en çok istediğim
mekana.
kelimeler kemikler gibi bir destektir. peter gabriel.
çok zaman alan iki şey vardır. bilgelik ve telefon bağlatmak.
no puedo quitar los ojos de ti , gözlerimi senden alamıyorum.
birbirinin aynısı iki araba yoktur, ne birbirinin aynısı iki lamba, ne birbirinin aynısı iki an vardır.
coğrafya dersine ,önce yönümüzü nasıl bulacağımızı bularak başlasak daha iyi olmaz mıydı
soru sormak güzeldir, soru sormaya insan kurur, ölür.
yanlış soru yoktur, yanlış yanıt vardır.
beklemek en kötüdür. müebbet hapis cezasıdır.
sevdiklerinizi ama hepsinden önemlisi sevgiye ihtiyacı olanlar, delicesine sevin, çünkü sevgi tek
gerçekliktir. ışıktır. gerisiyse karanlıktır.
yeniden kendi mekanımda ,büsbütün ben olma ve hayatta kalmak için ,mücadele etmeyi bırakıp,
yaşamaya başlama anım geldi.
marcelo figueras
kamçatka
çeviri: seda ersavcı
doğan kitap
313 sayfa.
25 Temmuz 2014 Cuma
24 Temmuz 2014 Perşembe
ali şeriati - muhammed kimdir eleştirisi
ali şeriati , resulullah ın hayatını objektif bakış açısıyla yazmaya çalışmıştır.
dini bir kitaptan farklı, biyografi sınıfındadır.
islam tarihinde üzerinde mutabık olunmayan konulara pek girmemiş.
genel hatlar üzerinde durmuştur.
anlatılan konular belli bir sıra ve düzen içerisinde,okuyucuyu yormadan verilmiştir.
okuduğum kitap fecr yayınlarının 6. baskısıdır. sayfalar biraz kalın. benim pek hoşuma gitmedi.
ince sayfalar daha çekici geliyor bana.
son olarak kitabın kaynaklar kısmı kütüphane gibi, büyük hazine ( gerçek anlamda )
mevcut diğer resulullah biyografilerine alternatif bir eser.
ali şeriati nin yorumlarından uzak, felsefesinin ara verdiği bir kitaptır. yazarı tanımak için diğer
eserlerine bakmak daha sağlıklıdır.
kitaptan;
tarih yoktur, var olan sadece büyük önderlerdir. emerson
ama islamda en önemsiz sayılan şey resulullahın fetihleridir.
inna lillahi ve inna ileyhi raciun. ondan geldik ona döneceğiz.
yenilgi bir olayın diğer yönlerini gösterdiği için önemlidir.
mekkenin fethinden sonra verilen hutbede geçen adam öldürmeyin ve ağaç kesmeyin kısmı.
ben kimseyi üzgün ve gamlı olmaktan sakındırmadım. ben sadece inleyip sızlamayın dedim.
gam sevginin ürünüdür.sevgiyle aşina olmayan kimseyle, kimse sevgi üzerine ilgilenmesin.
insan hayatında devamlı kendi öz çehresini gizler.devamlı diğerlerinin gözüyle görünen bir çehrenin
altın da gizlenir. yani maske takar.
ali şeriati
muhammed kimdir?
fecr yayınları
çeviri: ali seyyidoğlu
352 sayfa.
dini bir kitaptan farklı, biyografi sınıfındadır.
islam tarihinde üzerinde mutabık olunmayan konulara pek girmemiş.
genel hatlar üzerinde durmuştur.
anlatılan konular belli bir sıra ve düzen içerisinde,okuyucuyu yormadan verilmiştir.
okuduğum kitap fecr yayınlarının 6. baskısıdır. sayfalar biraz kalın. benim pek hoşuma gitmedi.
ince sayfalar daha çekici geliyor bana.
son olarak kitabın kaynaklar kısmı kütüphane gibi, büyük hazine ( gerçek anlamda )
mevcut diğer resulullah biyografilerine alternatif bir eser.
ali şeriati nin yorumlarından uzak, felsefesinin ara verdiği bir kitaptır. yazarı tanımak için diğer
eserlerine bakmak daha sağlıklıdır.
kitaptan;
tarih yoktur, var olan sadece büyük önderlerdir. emerson
ama islamda en önemsiz sayılan şey resulullahın fetihleridir.
inna lillahi ve inna ileyhi raciun. ondan geldik ona döneceğiz.
yenilgi bir olayın diğer yönlerini gösterdiği için önemlidir.
mekkenin fethinden sonra verilen hutbede geçen adam öldürmeyin ve ağaç kesmeyin kısmı.
ben kimseyi üzgün ve gamlı olmaktan sakındırmadım. ben sadece inleyip sızlamayın dedim.
gam sevginin ürünüdür.sevgiyle aşina olmayan kimseyle, kimse sevgi üzerine ilgilenmesin.
insan hayatında devamlı kendi öz çehresini gizler.devamlı diğerlerinin gözüyle görünen bir çehrenin
altın da gizlenir. yani maske takar.
ali şeriati
muhammed kimdir?
fecr yayınları
çeviri: ali seyyidoğlu
352 sayfa.
11 Temmuz 2014 Cuma
goethe - genç werther in acıları
acılar üstüne kurgulanmış bir kitap.
başından sonuna acımı olur.
bir çırpıda okudun okudun, okumaz isen kalbinde günlerce sürecek sızı bırakır.
acı meyyalim olduğu için bu yapıda kitapları okurken ayrı bir odaklanıyorum. olayın içine atıyorum
kendimi. roman kahramanlarının görünmeyen arkadaşı oluyorum. onların acılarına ne çare, ne yoldaş
olabiliyorum.
bu hayatta da öyleyim galiba. hep güç , kuvvet talep ediyorum, kendimin ve başkalarının acılarını
dindirdirmeye.
goethe , alman bilgesidir. yazdığı eseri bunun açık ispatı niteliğindedir.
fazla teşbih sevmiyorum. kelimelerin anlam bakımdan zengin olması gerektiğini düşünüyorum.
özü zengin olmalı.
goethe teşbihden mümkün olduğunca uzak tasvirlerle öğütlerini doğrudan vermiştir.
benim için yeterli.
çeviri beklediğimden güzel.
okunması rahat.
alıntılara geçelim.
dünyada karışıklıklara yol açan şeylerin belki de hile ve kurnazlıktan çok, yanlış anlamalar ve
tembellik sebep oluyor.
alçak gönüllülükle , herşeyin nereye varacağını anlayan, bahçesini cennete çevirmesini bilen mutlu
insanlar, bir bahtsızın bile ağır bir yük altında yılmadan nasıl yolundan dönmediğini, herkesin hep
birlikte güneş ışığını bir dakikacık daha görmeye çalıştığını fark eden kimse rahat ve mutluluğa
erişmiştir.
kendi yetiştirdiği lahanayı sofrasına koyan insanın saf ve çoçukca sevincini hissedebildiğim için ne
kadar mutluyum.
aşksız yaşamak neye yarar sihirli fener ışıksız olur mu?
kendi istek ve ihtiyacı dışında yaranmak , para kazanmak , ün salmak ve buna benzer şeyler uğruna
çalışan bir kimse gerçekten budaladır.
insan kendi mutluğunu kendi yaratırmış.
başkaları beni yolumdan alıkoymazsa, onların kendi bildiğine gitmesine aldırmayacağım.
içimi kaynatan maya kayboldu.
çok şeye sahibim . ama onu düşünmek herşeyimi silip süpürüyor. nelerim var! fakat onsuz her şey
bana hiç oluyor.
goethe
genç wether in acıları
çeviri: tolga akdeniz
kumsaati yayınları
128 sayfa.
başından sonuna acımı olur.
bir çırpıda okudun okudun, okumaz isen kalbinde günlerce sürecek sızı bırakır.
acı meyyalim olduğu için bu yapıda kitapları okurken ayrı bir odaklanıyorum. olayın içine atıyorum
kendimi. roman kahramanlarının görünmeyen arkadaşı oluyorum. onların acılarına ne çare, ne yoldaş
olabiliyorum.
bu hayatta da öyleyim galiba. hep güç , kuvvet talep ediyorum, kendimin ve başkalarının acılarını
dindirdirmeye.
goethe , alman bilgesidir. yazdığı eseri bunun açık ispatı niteliğindedir.
fazla teşbih sevmiyorum. kelimelerin anlam bakımdan zengin olması gerektiğini düşünüyorum.
özü zengin olmalı.
goethe teşbihden mümkün olduğunca uzak tasvirlerle öğütlerini doğrudan vermiştir.
benim için yeterli.
çeviri beklediğimden güzel.
okunması rahat.
alıntılara geçelim.
dünyada karışıklıklara yol açan şeylerin belki de hile ve kurnazlıktan çok, yanlış anlamalar ve
tembellik sebep oluyor.
alçak gönüllülükle , herşeyin nereye varacağını anlayan, bahçesini cennete çevirmesini bilen mutlu
insanlar, bir bahtsızın bile ağır bir yük altında yılmadan nasıl yolundan dönmediğini, herkesin hep
birlikte güneş ışığını bir dakikacık daha görmeye çalıştığını fark eden kimse rahat ve mutluluğa
erişmiştir.
kendi yetiştirdiği lahanayı sofrasına koyan insanın saf ve çoçukca sevincini hissedebildiğim için ne
kadar mutluyum.
aşksız yaşamak neye yarar sihirli fener ışıksız olur mu?
kendi istek ve ihtiyacı dışında yaranmak , para kazanmak , ün salmak ve buna benzer şeyler uğruna
çalışan bir kimse gerçekten budaladır.
insan kendi mutluğunu kendi yaratırmış.
başkaları beni yolumdan alıkoymazsa, onların kendi bildiğine gitmesine aldırmayacağım.
içimi kaynatan maya kayboldu.
çok şeye sahibim . ama onu düşünmek herşeyimi silip süpürüyor. nelerim var! fakat onsuz her şey
bana hiç oluyor.
goethe
genç wether in acıları
çeviri: tolga akdeniz
kumsaati yayınları
128 sayfa.
7 Temmuz 2014 Pazartesi
jorge g. casteneda - che quevara yoldaş
comandante
sözcüğünü ilk duyduğumda aklıma gelen che quevara dır.
kitap comandante nin biyografisidir.
comandante nin devrimci ve gezgin yanı ön plana çıkmaktadır.
gezdiği ülkeleri not almaya çalıştım, eksiği, gözümden kaçanı olabilir.
arjantin, bolivya, venezuella, guatemala, peru, costarica, panama, mısır, endonezya, japonya,
rusya, çekoslavakya, çin, kuzey kore, almanya, meksika, cezayir, fransa, abd, mali, kongo,
gine, angola, senegal, gana, tanzanya, irlanda :)
che quevara yakın çağın kahramanı, genç yaşlı devrimcilerin modeli.
kapitalizm che yi bardakların, penyenin, kalemin, şapkanın üzerine bastı, yine de devrimci ününü
yıpratmak bir yana daha da arttırmıştır.
che ideolojisinin içi boşalmış gibi gelmektedir. fakat bulunduğumuz çağda yediğimiz peynirden bile
tat almazken, che nin fikirleriyle che imajının ayrışması doğal bir süreçtir.
burada iş bireye düşüp, sevdiği che yi hayatının neresine koyduğunu düşünmesi gerekmektedir.
comandante nin yeri şapkalardan ziyade, gönüllerde, kalplerde, aklımızın bir köşesinde olmadır.
kitaptan alıntılar;
dayak yemek için gösteri yapmak mı? elimde bir silah olmazsa yürümeyeceğim.
che yalnızca ikilemlerden kaçıyordu, trajedi arayışında bir karakterdir.
tek yaptığım canım sıkıldığı her şeyden kaçmaktı.
ernesto quevara nın dosyası bir gün cia de ki en kalın dosya olacaktı.
hiç parası yoktu, yanında tek bir takım elbisesi ve onu üç kısa yıl içinde tarihin içine fırlatacak bir
çok fikri vardı. fidel 'e
tarih beni aklayacaktır. fidel
her zaman insanlar arasındaki merkantilist ilişkilerin ortadan kaldırılmasını istedi ve toplumun
para dışında başka bir şey tarafından yönetilmesi gerektiğine ısrar etti.
yolculuk gerçek, yaşam değil.
gerilla savaşçısı yalnızca kazanacağından emin olduğunda savaşmalıdır.
batı medeniyetinin sevimli görünüşü altında sırtlanlar ve çakallar sakladığı gerçeği.
sorumluluğum çok büyük bu yenilgiyi ve değerli derslerimi unutmayacağım.
paranın yerine özgürlük, gücün yerine devrim, rahatlığın yerine fedakarlık, çıkar ve hırsın yerine
rock ritimleri
öğrenciler parlak şafağı ya da sosyalizm kurulması beklemeden hayatın kendisini değiştirmek
istediler.
kabul edişe ve farklılığa, saygıya dönüşecek olan değişik insanlar ve şeyler karşısında büyülenmeye.
jorge g. castaneda
yoldaş che guevara
çeviri: sinem gırgeç
ikon
491 sayfa.
sözcüğünü ilk duyduğumda aklıma gelen che quevara dır.
kitap comandante nin biyografisidir.
comandante nin devrimci ve gezgin yanı ön plana çıkmaktadır.
gezdiği ülkeleri not almaya çalıştım, eksiği, gözümden kaçanı olabilir.
arjantin, bolivya, venezuella, guatemala, peru, costarica, panama, mısır, endonezya, japonya,
rusya, çekoslavakya, çin, kuzey kore, almanya, meksika, cezayir, fransa, abd, mali, kongo,
gine, angola, senegal, gana, tanzanya, irlanda :)
che quevara yakın çağın kahramanı, genç yaşlı devrimcilerin modeli.
kapitalizm che yi bardakların, penyenin, kalemin, şapkanın üzerine bastı, yine de devrimci ününü
yıpratmak bir yana daha da arttırmıştır.
che ideolojisinin içi boşalmış gibi gelmektedir. fakat bulunduğumuz çağda yediğimiz peynirden bile
tat almazken, che nin fikirleriyle che imajının ayrışması doğal bir süreçtir.
burada iş bireye düşüp, sevdiği che yi hayatının neresine koyduğunu düşünmesi gerekmektedir.
comandante nin yeri şapkalardan ziyade, gönüllerde, kalplerde, aklımızın bir köşesinde olmadır.
kitaptan alıntılar;
dayak yemek için gösteri yapmak mı? elimde bir silah olmazsa yürümeyeceğim.
che yalnızca ikilemlerden kaçıyordu, trajedi arayışında bir karakterdir.
tek yaptığım canım sıkıldığı her şeyden kaçmaktı.
ernesto quevara nın dosyası bir gün cia de ki en kalın dosya olacaktı.
hiç parası yoktu, yanında tek bir takım elbisesi ve onu üç kısa yıl içinde tarihin içine fırlatacak bir
çok fikri vardı. fidel 'e
tarih beni aklayacaktır. fidel
her zaman insanlar arasındaki merkantilist ilişkilerin ortadan kaldırılmasını istedi ve toplumun
para dışında başka bir şey tarafından yönetilmesi gerektiğine ısrar etti.
yolculuk gerçek, yaşam değil.
gerilla savaşçısı yalnızca kazanacağından emin olduğunda savaşmalıdır.
batı medeniyetinin sevimli görünüşü altında sırtlanlar ve çakallar sakladığı gerçeği.
sorumluluğum çok büyük bu yenilgiyi ve değerli derslerimi unutmayacağım.
paranın yerine özgürlük, gücün yerine devrim, rahatlığın yerine fedakarlık, çıkar ve hırsın yerine
rock ritimleri
öğrenciler parlak şafağı ya da sosyalizm kurulması beklemeden hayatın kendisini değiştirmek
istediler.
kabul edişe ve farklılığa, saygıya dönüşecek olan değişik insanlar ve şeyler karşısında büyülenmeye.
jorge g. castaneda
yoldaş che guevara
çeviri: sinem gırgeç
ikon
491 sayfa.
13 Haziran 2014 Cuma
ursula k. leguin - mülksüzler eleştirisi
kitaba başlarken ;
sağdan soldan duyduğum , okuduğum alıntılar kitap hakkında fikir edinerek elime almama sebep oldu.
sıkı bir kitap olduğu eleştirilerden belliydi. kafamda puanlama sistemi çalışıp,okumaya başladım.
kitabın ilk sayfalarında;
beklentimin biraz altında ilerliyordu, belki kafamda çok kurdum gibi geldi. sabrı edip okumaya devam
ettim.
kitabın ortalarında;
kurgu budur, kitap budur gibi sloganlar üretme isteği duydu içimde.
kitap bittiğinde;
dünya edebiyatının başyapıtlarından veya ölmeden önce okunması gereken bilmem kaç eserden
birini okumanın , onunla tanışmanın verdiği mutluluk vardı.
kitap okuma sürecimden ince bir kesit sundum:)
yazar çok usta. kıvrak zekaya sahip!
zekasını iyi kullanıyor diyelim.
yaşamı irdeleyen, okurun kafasında şimşekler çaktıran bir kitap.
kitapta bahsedilen fikirlere girmiyorum, mutlak okumak gerek.
tüm önyargılardan kurtulmak gerek.
çok alıntı yaptım.
başlayalım.
vermediğiniz şeyi alamazsınız,
kendinizi vermeniz gerekir,
devrimi satın alamazsınız,
devrimi yapamazsınız,
devrim olabilirsiniz ancak.
devrim ya ruhunuzdadır, ya da hiçbir yerde değildir.
* bütün duvarlar gibi iki anlamlı, iki yüzlüdür. neyin içeride neyin dışarıda olduğu duvarın hangi yanından
baktığınıza bağlıdır.
*bir kalabalığın öğeleri değil, bir topluluğun üyeleri olduklarından kitle psikolojisiyle hareket edemiyorlardı.
*bütün küçük şeyler anlamlıydı, yalnızca bütünü anlamsızdı.
*siz ibadet evlerinin dışında dinlere izin vermiyorsunuz. tıpkı yasalar dışında herhangi bir ahlaka izin
gibi.
*kendini yükseltmek için insan ırkının % sini aşağılıyorlar. ( kadın aleyhtarı )
*hiçbir şey senin değil, kullanmak için var, paylaşmak için var.
*evet, benzetmeleri kullanarak her şeyi kanıtlayabilirler.
*gerçek kardeşlik paylaşılan acıda başlıyor.
*bütün olmak, parça olmaktır. gerçek yolculuk geri dönüştür.
*aşırılık dışkıdır.
*en alttaysan, aşağıdan yukarıya örgütlenmelisin.
*bütün insan hareketlerinin, hırs, tembellik ve kıskançlık tarafından yönetildiği bir sistem.
*bir hırsız yaratmak için, bir sahip yaratın, suç yaratmak istiyorsanız, yasalar koyun.
*zorlama düzeni sağlamanın en etkisiz yoludur.
*yaşamı güzel görmenin yolu,ölümün bakış açısıyla bakmaktır.
*eşsiz kişilerin önünde birbirini okşayıp sevişmek, en az aç insanların önünde yemek yemek kadar kaba bir davranıştır.
*kalbi karartan gereksiz çalışmadır.
*sahip olmanın suçundan ve ekonomik rekabetin azgınlığından arınmış çocuk yapılması gerekeni yapma iradesi ve bunu yapanın çoşku duyan yeteneğiyle büyür.
*kalbi karartan gereksiz çalışmadır.
*ey doğu ışığı parla ki, uyuyanlar uyansın,vaad yerine gelsin, karanlık aydınlanmasın.
*biz paylaşırız, sahip olmayız.
*acılardan kaçarsanız, çoşku şansını yitirirsiniz. zevk alabilirsiniz ama doyamazsınız.
*zamana karşı çalışmaktansa, zamanla birlikte çalışmanın iyi yanı, zamanın boşa harcanmasıdır.
*insanlar büyük uzaklıkları aşamazlar ama fikirler aşabilir.
*aklınızı; hak etmek ,kazanmak gibi fikirlerden arındıran ,ancak o zaman düşünebilir.
*benim kadar ileri gitmek istemeyen hiç kimsenin beni gitmekten alı koymaya hakkı yok.
*bazı alışkanlıkları yıkmalı, insanların soru sormasını sağlamalıyız.
ursula k. leguin
mülksüzler
çeviri: levent mollamustafaoğlu
metis
335 sayfa.
sağdan soldan duyduğum , okuduğum alıntılar kitap hakkında fikir edinerek elime almama sebep oldu.
sıkı bir kitap olduğu eleştirilerden belliydi. kafamda puanlama sistemi çalışıp,okumaya başladım.
kitabın ilk sayfalarında;
beklentimin biraz altında ilerliyordu, belki kafamda çok kurdum gibi geldi. sabrı edip okumaya devam
ettim.
kitabın ortalarında;
kurgu budur, kitap budur gibi sloganlar üretme isteği duydu içimde.
kitap bittiğinde;
dünya edebiyatının başyapıtlarından veya ölmeden önce okunması gereken bilmem kaç eserden
birini okumanın , onunla tanışmanın verdiği mutluluk vardı.
kitap okuma sürecimden ince bir kesit sundum:)
yazar çok usta. kıvrak zekaya sahip!
zekasını iyi kullanıyor diyelim.
yaşamı irdeleyen, okurun kafasında şimşekler çaktıran bir kitap.
kitapta bahsedilen fikirlere girmiyorum, mutlak okumak gerek.
tüm önyargılardan kurtulmak gerek.
çok alıntı yaptım.
başlayalım.
vermediğiniz şeyi alamazsınız,
kendinizi vermeniz gerekir,
devrimi satın alamazsınız,
devrimi yapamazsınız,
devrim olabilirsiniz ancak.
devrim ya ruhunuzdadır, ya da hiçbir yerde değildir.
* bütün duvarlar gibi iki anlamlı, iki yüzlüdür. neyin içeride neyin dışarıda olduğu duvarın hangi yanından
baktığınıza bağlıdır.
*bir kalabalığın öğeleri değil, bir topluluğun üyeleri olduklarından kitle psikolojisiyle hareket edemiyorlardı.
*bütün küçük şeyler anlamlıydı, yalnızca bütünü anlamsızdı.
*siz ibadet evlerinin dışında dinlere izin vermiyorsunuz. tıpkı yasalar dışında herhangi bir ahlaka izin
gibi.
*kendini yükseltmek için insan ırkının % sini aşağılıyorlar. ( kadın aleyhtarı )
*hiçbir şey senin değil, kullanmak için var, paylaşmak için var.
*evet, benzetmeleri kullanarak her şeyi kanıtlayabilirler.
*gerçek kardeşlik paylaşılan acıda başlıyor.
*bütün olmak, parça olmaktır. gerçek yolculuk geri dönüştür.
*aşırılık dışkıdır.
*en alttaysan, aşağıdan yukarıya örgütlenmelisin.
*bütün insan hareketlerinin, hırs, tembellik ve kıskançlık tarafından yönetildiği bir sistem.
*bir hırsız yaratmak için, bir sahip yaratın, suç yaratmak istiyorsanız, yasalar koyun.
*zorlama düzeni sağlamanın en etkisiz yoludur.
*yaşamı güzel görmenin yolu,ölümün bakış açısıyla bakmaktır.
*eşsiz kişilerin önünde birbirini okşayıp sevişmek, en az aç insanların önünde yemek yemek kadar kaba bir davranıştır.
*kalbi karartan gereksiz çalışmadır.
*sahip olmanın suçundan ve ekonomik rekabetin azgınlığından arınmış çocuk yapılması gerekeni yapma iradesi ve bunu yapanın çoşku duyan yeteneğiyle büyür.
*kalbi karartan gereksiz çalışmadır.
*ey doğu ışığı parla ki, uyuyanlar uyansın,vaad yerine gelsin, karanlık aydınlanmasın.
*biz paylaşırız, sahip olmayız.
*acılardan kaçarsanız, çoşku şansını yitirirsiniz. zevk alabilirsiniz ama doyamazsınız.
*zamana karşı çalışmaktansa, zamanla birlikte çalışmanın iyi yanı, zamanın boşa harcanmasıdır.
*insanlar büyük uzaklıkları aşamazlar ama fikirler aşabilir.
*aklınızı; hak etmek ,kazanmak gibi fikirlerden arındıran ,ancak o zaman düşünebilir.
*benim kadar ileri gitmek istemeyen hiç kimsenin beni gitmekten alı koymaya hakkı yok.
*bazı alışkanlıkları yıkmalı, insanların soru sormasını sağlamalıyız.
ursula k. leguin
mülksüzler
çeviri: levent mollamustafaoğlu
metis
335 sayfa.
28 Mayıs 2014 Çarşamba
gabriel garcia marquez - iyi kalpli erendira eleştirisi
gabriel garcia marquez in vefatının hemen sonra bu kitabını okumak istedim.
gerçekten de bir efsane mi? yanılsama mı diye?
bence efsane.
okuduğum kitap marquez in kısa hikayelerinden oluşmaktadır.
daha nobel edebiyat ödülünü almasından önce ki hikayeler.
hikayeler gerçekten sıradışı ve özgün.
başka bir yerde bu tarz hikayelere rastlamadım.
gerçek yaşamın içinde geçen hikayeler fakat ufak serpmelerle olağandışılıklar göze batmadan, hatta
büyük bir keyifle eklenmiş.
okuyucu hikayeleri bitirdikten sonra , antik yunandaki yarı hayvan-insan formlarını
çok değil elli sene önce varmış gibi hissediyor.
abartmıyorum büyü gibi bir şey bu hikayeler.
çeviride ortanın biraz iyisi, idare eder.
yani bu kitabın okunmaması için hiç bir sebep yok.
yazarında ününü hak etmemesi için.
kitaptan;
doğaüstü denilebilecek tek erdemi, gösterdiği sabırdı sanki.
Tanrım, Tanrım eski saflığımı geri ver bana, aşkının zevkine baştan varabileyim diye.
gabriel garcia marquez
iyi kalpli erendira
çeviri: inci kut
can yayınları
142 sayfa.
gerçekten de bir efsane mi? yanılsama mı diye?
bence efsane.
okuduğum kitap marquez in kısa hikayelerinden oluşmaktadır.
daha nobel edebiyat ödülünü almasından önce ki hikayeler.
hikayeler gerçekten sıradışı ve özgün.
başka bir yerde bu tarz hikayelere rastlamadım.
gerçek yaşamın içinde geçen hikayeler fakat ufak serpmelerle olağandışılıklar göze batmadan, hatta
büyük bir keyifle eklenmiş.
okuyucu hikayeleri bitirdikten sonra , antik yunandaki yarı hayvan-insan formlarını
çok değil elli sene önce varmış gibi hissediyor.
abartmıyorum büyü gibi bir şey bu hikayeler.
çeviride ortanın biraz iyisi, idare eder.
yani bu kitabın okunmaması için hiç bir sebep yok.
yazarında ününü hak etmemesi için.
kitaptan;
doğaüstü denilebilecek tek erdemi, gösterdiği sabırdı sanki.
Tanrım, Tanrım eski saflığımı geri ver bana, aşkının zevkine baştan varabileyim diye.
gabriel garcia marquez
iyi kalpli erendira
çeviri: inci kut
can yayınları
142 sayfa.
24 Mayıs 2014 Cumartesi
ömer hayyam - rubailer
ömer hayyam , kimdir? nasıl bir kişidir? hayata bakışı nasıldır ?
hep merak ettim.
tarihin süzgecinden geçerek günümüze kadar geldi.
bu tarih süzgeci dediğimiz masum bir süzgeç değil tabi ki..
işin açıkçası makarna süzgeci kadar bile iş görmez.
Sansür. diyelim geçelim.
okuduğum kitap ömer hayyam ın görüşleri hakkında inceden bir fikir sahibi olmama yetti,
fakat onun derinliğine biraz sığ diyebiliriz.
kaç farklı ömer hayyam var, kaç farklı dünya görüşü var, nasıl bir sentez şaşırdım.
bu kitap başlangıç seviyesi diyelim, ömer hayyam incelememiz artarak devam etmesi ümidiyle.
birkaç dörtlüğünü paylaşmak isterim.
diğer yazılarda sevdiğim, beni etkileyen cümleleri seçmiştim. Şunu açıkça söylemeliyim ki
tüm kitap beni çok etkiledi. dörtlükleri gelişi güzel seçtim.
ön yargısız günler temennisiyle, dörtlüklere geçelim.
sakın içmiyorum ben diye, sarhoşa sövme
" dini bütün adamım " deyip kendini övme
ne sanırsın kendini sen her ayıbı işlersin
Allah kısmet ederse, elbet ederim tövbe
şarap içerim ama , bu keyiften değildir
niyetim nifak sokup, edepsizlik değildir
isterim ki arada rahat nefes alayım
benim şarabı içmem, işte bu sebepledir.
zannetmeyin cihanda, yaptığım iş korkmaktır
nasıl olsa gün gelir, canım yok olacaktır.
ölmekten korkmuyorum hakikattir elbet o
tek korkum benim iyi yaşayamamaktır
mey içerek mestliğin, girdabına düşseydim
halk bana küfür eder, sebebini bilseydim
keşke her haram olan, insanı mest etse de;
dünyada ayık olan, bir insan görmeseydim
işte bahar mevsimi, bir su kenarındayım
yanımda bir güzel var, bir de testi şarabım
şimdi söyleyeceğim ama abes kaçacak
cenneti yad edersem, itten adi olayım
var olmayı dünyada eğlencemi saysak?
günlerin gönlümüzce, geçtiğini varsaysak
ömrümüz gönlümüzce geçmedi geçmeyecek
artık bıktık hayattan, şu defteri kapatsak
ömer hayyam
rubailer
çeviri: abdullah cevdet, hüseyin daniş, hüseyin fırat
alter yayıncılık
368 sayfa
hep merak ettim.
tarihin süzgecinden geçerek günümüze kadar geldi.
bu tarih süzgeci dediğimiz masum bir süzgeç değil tabi ki..
işin açıkçası makarna süzgeci kadar bile iş görmez.
Sansür. diyelim geçelim.
okuduğum kitap ömer hayyam ın görüşleri hakkında inceden bir fikir sahibi olmama yetti,
fakat onun derinliğine biraz sığ diyebiliriz.
kaç farklı ömer hayyam var, kaç farklı dünya görüşü var, nasıl bir sentez şaşırdım.
bu kitap başlangıç seviyesi diyelim, ömer hayyam incelememiz artarak devam etmesi ümidiyle.
birkaç dörtlüğünü paylaşmak isterim.
diğer yazılarda sevdiğim, beni etkileyen cümleleri seçmiştim. Şunu açıkça söylemeliyim ki
tüm kitap beni çok etkiledi. dörtlükleri gelişi güzel seçtim.
ön yargısız günler temennisiyle, dörtlüklere geçelim.
sakın içmiyorum ben diye, sarhoşa sövme
" dini bütün adamım " deyip kendini övme
ne sanırsın kendini sen her ayıbı işlersin
Allah kısmet ederse, elbet ederim tövbe
şarap içerim ama , bu keyiften değildir
niyetim nifak sokup, edepsizlik değildir
isterim ki arada rahat nefes alayım
benim şarabı içmem, işte bu sebepledir.
zannetmeyin cihanda, yaptığım iş korkmaktır
nasıl olsa gün gelir, canım yok olacaktır.
ölmekten korkmuyorum hakikattir elbet o
tek korkum benim iyi yaşayamamaktır
mey içerek mestliğin, girdabına düşseydim
halk bana küfür eder, sebebini bilseydim
keşke her haram olan, insanı mest etse de;
dünyada ayık olan, bir insan görmeseydim
işte bahar mevsimi, bir su kenarındayım
yanımda bir güzel var, bir de testi şarabım
şimdi söyleyeceğim ama abes kaçacak
cenneti yad edersem, itten adi olayım
var olmayı dünyada eğlencemi saysak?
günlerin gönlümüzce, geçtiğini varsaysak
ömrümüz gönlümüzce geçmedi geçmeyecek
artık bıktık hayattan, şu defteri kapatsak
ömer hayyam
rubailer
çeviri: abdullah cevdet, hüseyin daniş, hüseyin fırat
alter yayıncılık
368 sayfa
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)