uzun zamanlardan beri okuduğum en etkileyici roman.
bi çırpıda okunabilecek bir kitap.
betimlemeler, anlatım özellikleri çok iyi.
utah çöllerinden bahseden bölümleri okurken amerika seyahati planlıyordum.
can yayınlarından seçkin selvi nin çevirisi gerçekten iyi.
genel olarak söylemek gerekirse okuduğum kitapların bir incelemesini yapmak istemiyorum bu
yazılarda.
sadece bir fikir oluşturmak; ne olmuş, ne gitmiş anlamında yazılar.
hatıra yazıları diyelim.
kitapların bende bıraktığı hatıraları canlı tutmak.
paul auster a dönecek olursak;
o zaman daha çok gençtim, yinede bir gelecek olduğuna inanmıyordum.
"sana verecek paramda yok, öğüdüm de" dedi , beni mutlu etmek için bu kitapları al.
*herkes kendi yaşamının yazarıdır.
insanlar inanmaları istenilene inanırlar.
insanı düşmekten alıkoyacak tek şey, yerçekimi yasalarını yok edecek kadar güçlü olan
sevgidir.
zamanla iyi şeylerin , ancak onları fazlasıyla istemekten vazgeçtiğimde olduğunu, gerçekleştiğini fark
ettim.
herkes için umut vardır efendim, dünyayı döndüren bu umuttur.
*insan boyunda bir göz yaşı damlası gibiyim. herkesin üstüne damlıyorum.
kim olursa olsun,herkes iyi davranılmayı hak eder.
paul auster
ay sarayı
çeviri: seçkin selvi
can yayınları
312 sayfa.
15 Nisan 2014 Salı
12 Nisan 2014 Cumartesi
anton pavloviç çehov - köpeğiyle dolaşan kadın eleştirisi
çehov , rus edebiyatının parlayan yıldızı ...
camekan sözleri gibi...
neyse
ilk cümlenin yavanlığını hala hissediyorum. çehov gerçekten edebi methiyelerin en güzelini hak eden
bir yazar.
on sayfalık hikayeler hayatınızı değiştirir.
hikayeleri okurken zaman durur.
bir hikayeyi birden fazla okuyunca, hatta iki paragraf okuyup yeniden başa dönünce, beyninizde her
tekrarda farklı bir kurgu oluşur.
okuyucu özgürdür.
küçük bir insan bile olsam bir eşya değilim ben.
kafeste özgürlüğü tatmadan ölen kuşlar.
başkalarının derdini unutabilmek için çok şeyi boyamak ,değiştirmek ya da kırmak gerekecekti.
bir cümle ne kadar güzel kurulmuş olursa olsun, ancak tasasız, heyecansız kişileri etkileyecektir.
ağzınıza almayın bu sözcüğü yakışmıyor.
***bono ile para bulamayan dolandırıcılarda mutsuz olduğunu söyler, fazla yağlandığı için rahatsız
olan boğada mutsuzdur.
yalanı gerçek, çirkinliği de güzellik sayıyorsunuz.
sonbahar kokuyordu istasyon, serin bir akşamdı.
iç hastalıkları kitabının sayfalarını bir merak hastasının özeniyle çevirirken, her gün ilacın birini
bırakıp, birini almaya başlarken bir rastlantı sonucu bana iyi gelen ilacı bulacağımı sanıyorum hep.
olgun bir insana yakışmayan şeyler.
yalnızca düşmanlarını hatırlar insanlar, dostlarını unuturlar.
yaşam onu ezip yok edene kadar alabildiğince çok şey almalıdır ondan.
***sevmemek, yele vermekmiş gençliği... ( bende bu söz için pervasızca sevdim )
***nedense beni de birisinin hatırladığını, bilmediğim bir yerde beklediğini, karşılaşmamızı istediğini
sanır gibi oluyorum.
yavaş yavaş yatıştı. sonra hiç acele etmeden bir şeyler yedi. beş bardak çay içip gidip yattı.
bugüne kadar aşk üzerine yazılanlar, söylenenler arasında sadece bir gerçek vardır. o da ; " bunda
büyük bir esrar var " cümlesidir.
birinci dereceden bir tüccar mı büyüktür, bir marangoz mu? elbette marangoz büyüktür çocuklarım.
anton pavloviç çehov
köpeğiyle dolaşan kadın
çeviri: ergin altay
türkiye işbankası kültür yayınları
681 sayfa.
camekan sözleri gibi...
neyse
ilk cümlenin yavanlığını hala hissediyorum. çehov gerçekten edebi methiyelerin en güzelini hak eden
bir yazar.
on sayfalık hikayeler hayatınızı değiştirir.
hikayeleri okurken zaman durur.
bir hikayeyi birden fazla okuyunca, hatta iki paragraf okuyup yeniden başa dönünce, beyninizde her
tekrarda farklı bir kurgu oluşur.
okuyucu özgürdür.
küçük bir insan bile olsam bir eşya değilim ben.
kafeste özgürlüğü tatmadan ölen kuşlar.
başkalarının derdini unutabilmek için çok şeyi boyamak ,değiştirmek ya da kırmak gerekecekti.
bir cümle ne kadar güzel kurulmuş olursa olsun, ancak tasasız, heyecansız kişileri etkileyecektir.
ağzınıza almayın bu sözcüğü yakışmıyor.
***bono ile para bulamayan dolandırıcılarda mutsuz olduğunu söyler, fazla yağlandığı için rahatsız
olan boğada mutsuzdur.
yalanı gerçek, çirkinliği de güzellik sayıyorsunuz.
sonbahar kokuyordu istasyon, serin bir akşamdı.
iç hastalıkları kitabının sayfalarını bir merak hastasının özeniyle çevirirken, her gün ilacın birini
bırakıp, birini almaya başlarken bir rastlantı sonucu bana iyi gelen ilacı bulacağımı sanıyorum hep.
olgun bir insana yakışmayan şeyler.
yalnızca düşmanlarını hatırlar insanlar, dostlarını unuturlar.
yaşam onu ezip yok edene kadar alabildiğince çok şey almalıdır ondan.
***sevmemek, yele vermekmiş gençliği... ( bende bu söz için pervasızca sevdim )
***nedense beni de birisinin hatırladığını, bilmediğim bir yerde beklediğini, karşılaşmamızı istediğini
sanır gibi oluyorum.
yavaş yavaş yatıştı. sonra hiç acele etmeden bir şeyler yedi. beş bardak çay içip gidip yattı.
bugüne kadar aşk üzerine yazılanlar, söylenenler arasında sadece bir gerçek vardır. o da ; " bunda
büyük bir esrar var " cümlesidir.
birinci dereceden bir tüccar mı büyüktür, bir marangoz mu? elbette marangoz büyüktür çocuklarım.
anton pavloviç çehov
köpeğiyle dolaşan kadın
çeviri: ergin altay
türkiye işbankası kültür yayınları
681 sayfa.
20 Şubat 2014 Perşembe
ernest hemingway - güneş de doğar eleştirisi
kısa bir sürede bitirdiğim kitap.
okumaya zamanım mı var ne?
şaka bir yana çok sürükleyici , okuyanı fransa sokaklarında dolaştırıp, ispanyada boğa güreşlerinde
mendil sallatıp, güneşin altında üstü başı kum tanecikli, plajda miskin miskin uzanan bir pozizyona
sokan kitap.
okuduğum baskı mart 1955 e ait, işin açıkçası ben güncel baskıları okumayı tercih ediyorum, zaman
bizim zamanımız , terimler, kullanılan deyimler bizim zamanımızdan olmalı.
kısacası güncel çeviriler daha bir keyifli geliyor.
neyse.
kitaptan göze çarpan kelime grupları
boş ver dedim, her memleket sinemada göründüğü gibidir zaten.
uykusuz gecelerde bu trenlerin gürültüsü fazla gelir.
gündüz gözüyle her olan bitene kabadayıca göğüs germek kolaydır ama gece iş değişir. Yapma Ernest !!!
beyaz ceketi mosmordu.
- anlaşılan herif çok şarap içmiş.
- yahut mor iç çamaşırı giyiyor.
- haydi soralım!
- yok, herif çok yorgun.
dünyada çok kalacak değiliz, hep beraber şenlenelim, iman edelim, şükredelim.
fransa da insanlar sizden hoşlansın istiyorsanız, kesenin ağzını biraz açınız. işte o kadar. bende kesenin
ağzını biraz açtım, garson hemen benden hoşlandı.
ernest hemingway
güneş de doğar
çeviri: filiz karabey
varlık yayınları
267 sayfa.
okumaya zamanım mı var ne?
şaka bir yana çok sürükleyici , okuyanı fransa sokaklarında dolaştırıp, ispanyada boğa güreşlerinde
mendil sallatıp, güneşin altında üstü başı kum tanecikli, plajda miskin miskin uzanan bir pozizyona
sokan kitap.
okuduğum baskı mart 1955 e ait, işin açıkçası ben güncel baskıları okumayı tercih ediyorum, zaman
bizim zamanımız , terimler, kullanılan deyimler bizim zamanımızdan olmalı.
kısacası güncel çeviriler daha bir keyifli geliyor.
neyse.
kitaptan göze çarpan kelime grupları
boş ver dedim, her memleket sinemada göründüğü gibidir zaten.
uykusuz gecelerde bu trenlerin gürültüsü fazla gelir.
gündüz gözüyle her olan bitene kabadayıca göğüs germek kolaydır ama gece iş değişir. Yapma Ernest !!!
beyaz ceketi mosmordu.
- anlaşılan herif çok şarap içmiş.
- yahut mor iç çamaşırı giyiyor.
- haydi soralım!
- yok, herif çok yorgun.
dünyada çok kalacak değiliz, hep beraber şenlenelim, iman edelim, şükredelim.
fransa da insanlar sizden hoşlansın istiyorsanız, kesenin ağzını biraz açınız. işte o kadar. bende kesenin
ağzını biraz açtım, garson hemen benden hoşlandı.
ernest hemingway
güneş de doğar
çeviri: filiz karabey
varlık yayınları
267 sayfa.
13 Şubat 2014 Perşembe
jean paul sartre - sözcükler eleştirisi
yazarın şiirsel otobiyografisidir.
kaynamasın diye önemle belirmek istiyorum. selahattin hilav dan çok usta bir çeviri olmuş.
kitap okuma zevki olarak çok keyifli, akıcılık olarak harika, odaklanma açısından oldukça zor.
cümlelerin sizi nereye götüreceği belli değil. sayfanın sonuna geldiğimde kendimi çoçukluğumda veya
çoçukluğumun geçtiği abzürt mekanlarda buldum.
sartre kendine bir taraftar daha eklemiş oldu.
bir iki sartre alıntı yapalım,
bilmiyorum, ama seçkin bir psikanalist yargısına katılıyorum, bende üstben yoktur.
komut vermekle, komutlara itaat etmek aynı şeydir.
o zamanlar bıyıksız bir öpüş, tuzsuz bir yumurta gibidir denir.
*** bundan ötürü acı çekmiyordum, çünkü her şey ödünç veriliyordu bana. *** viva sartre
sinema, açık gözle görünen rüyaya başka hiç bir yerde rastlamadım.
her şey olabilir, diyordum kendi kendime ve bu sözlerin anlamı şuydu ; her şeyi hayal edebilirim ben.
benim hikayemin mutlu bir sonu olacağına önceden karar verdiğim için, beklemedik olay bir aldatmaca,
yenilik de bir dış görünüş olabilirdi ancak.
jean paul sartre
sözcükler
çeviri: selahattin hilav
can yayınları
207 sayfa.
kaynamasın diye önemle belirmek istiyorum. selahattin hilav dan çok usta bir çeviri olmuş.
kitap okuma zevki olarak çok keyifli, akıcılık olarak harika, odaklanma açısından oldukça zor.
cümlelerin sizi nereye götüreceği belli değil. sayfanın sonuna geldiğimde kendimi çoçukluğumda veya
çoçukluğumun geçtiği abzürt mekanlarda buldum.
sartre kendine bir taraftar daha eklemiş oldu.
bir iki sartre alıntı yapalım,
bilmiyorum, ama seçkin bir psikanalist yargısına katılıyorum, bende üstben yoktur.
komut vermekle, komutlara itaat etmek aynı şeydir.
o zamanlar bıyıksız bir öpüş, tuzsuz bir yumurta gibidir denir.
*** bundan ötürü acı çekmiyordum, çünkü her şey ödünç veriliyordu bana. *** viva sartre
sinema, açık gözle görünen rüyaya başka hiç bir yerde rastlamadım.
her şey olabilir, diyordum kendi kendime ve bu sözlerin anlamı şuydu ; her şeyi hayal edebilirim ben.
benim hikayemin mutlu bir sonu olacağına önceden karar verdiğim için, beklemedik olay bir aldatmaca,
yenilik de bir dış görünüş olabilirdi ancak.
jean paul sartre
sözcükler
çeviri: selahattin hilav
can yayınları
207 sayfa.
23 Ocak 2014 Perşembe
tolstoy - yalancı ilişkiler eleştirisi
tolstoy isminin önyargısıyla okumaya başladığım bir kitap.
kitap bittiğinde ise önyargılarım beni yanıltmadı. :)
çok güzel.
içinde irili ufaklı hikayelerin bulunduğu akıcı bir anlatım.
rus edebiyatını oldum olası sevmiştir. yazarların tasvirleri sizi kitabın içine çeker bırakmaz.
gözüme çarpan bir olumsuzluk ise cümleler kısa kısa olmuş. kısa kısa çevrilmiş. yayınevi biraz daha özen
gösterebilirdi.
kitaptan yansımalar :
* siz gençsiniz , bense değilim, siz oyun oynamak istiyorsunuz, fakat bana başka şeyler gerekli,
ne olur benimle oyun oynamayın, yoksa size inanırım, bu benim için kötü, sizin içinde ayıp olur.
* ilk kez ayazın damlaları, otların sararan yeşili üzerinde, evin yakınındaki aslanağızlarının kırılmış
yapraklarında pırıl pırıl parlıyordu.
*seni de dünyama almak veya senin dünyana katılmak istiyorum.
* sabahleyin neşeli, öğle yemeğinde saygılı, akşam yemeğinde ise birbirimize aşık oluyorduk.
*neden mi? neden mi? çünkü insanoğlu bu dünyaya iyilik etmek üzere gönderilmiştir.
--------------------------
yenemedikleri tutkularıyla ,zamanı anlamsız bir kavram haline getirmişlerdir.
tolstoy
yalancı ilişkiler
çeviri: mustafa bahar
kum saati yayınları
247 sayfa.
kitap bittiğinde ise önyargılarım beni yanıltmadı. :)
çok güzel.
içinde irili ufaklı hikayelerin bulunduğu akıcı bir anlatım.
rus edebiyatını oldum olası sevmiştir. yazarların tasvirleri sizi kitabın içine çeker bırakmaz.
gözüme çarpan bir olumsuzluk ise cümleler kısa kısa olmuş. kısa kısa çevrilmiş. yayınevi biraz daha özen
gösterebilirdi.
kitaptan yansımalar :
* siz gençsiniz , bense değilim, siz oyun oynamak istiyorsunuz, fakat bana başka şeyler gerekli,
ne olur benimle oyun oynamayın, yoksa size inanırım, bu benim için kötü, sizin içinde ayıp olur.
* ilk kez ayazın damlaları, otların sararan yeşili üzerinde, evin yakınındaki aslanağızlarının kırılmış
yapraklarında pırıl pırıl parlıyordu.
*seni de dünyama almak veya senin dünyana katılmak istiyorum.
* sabahleyin neşeli, öğle yemeğinde saygılı, akşam yemeğinde ise birbirimize aşık oluyorduk.
*neden mi? neden mi? çünkü insanoğlu bu dünyaya iyilik etmek üzere gönderilmiştir.
--------------------------
yenemedikleri tutkularıyla ,zamanı anlamsız bir kavram haline getirmişlerdir.
tolstoy
yalancı ilişkiler
çeviri: mustafa bahar
kum saati yayınları
247 sayfa.
19 Ocak 2014 Pazar
yaşar kemal - sarı sıcak eleştirisi
anadolu hikayeciliğinden bir örnek.
anadolunun bir portresi...
anadoluyu kendi insanına anlatırken , dünya çapında ün kazanmış bir yazar.
günümüzde yan komşundan bile habersiz olan bir toplumda , ( anadolu'su istanbulu fark etmez )
ilgi çekmek zor değildir.
kitabı okutmak zor değil. anlatılan anadolu değil, sanki orta asya stepleri...
çünkü insan başka hayatlara o kadar yabancı ve kayıtsızki ...
neyse.
yaşar kemal in sarı sıcağı anlattığı konular itibariyle değil, dili ve duygu sebebiyle bir başyapıt.
sıradan konulara sıradışı anlatım...
capital sloganlar gibi oldu, tövbe.
kitaptan bir iki örnek sadece :
- bana bak gardaş
- taze soğan, bir zaman gelir , taze toprak, bir zaman gelir bahar gibi kokar.
yaşar kemal
sarı sıcak
233 sayfa.
anadolunun bir portresi...
anadoluyu kendi insanına anlatırken , dünya çapında ün kazanmış bir yazar.
günümüzde yan komşundan bile habersiz olan bir toplumda , ( anadolu'su istanbulu fark etmez )
ilgi çekmek zor değildir.
kitabı okutmak zor değil. anlatılan anadolu değil, sanki orta asya stepleri...
çünkü insan başka hayatlara o kadar yabancı ve kayıtsızki ...
neyse.
yaşar kemal in sarı sıcağı anlattığı konular itibariyle değil, dili ve duygu sebebiyle bir başyapıt.
sıradan konulara sıradışı anlatım...
capital sloganlar gibi oldu, tövbe.
kitaptan bir iki örnek sadece :
- bana bak gardaş
- taze soğan, bir zaman gelir , taze toprak, bir zaman gelir bahar gibi kokar.
yaşar kemal
sarı sıcak
233 sayfa.
5 Ocak 2014 Pazar
george orwell - hayvan çiftliği eleştirisi
son dönem siyasi politik klasik kitaplardan biridir.
yazılmasından kısa bir süre sonra klasikler listesinde yerini almıştır.
günümüzdeki yetişkinlere ve çoçuklara hitap eden animasyon film tadındadır, prototipidir.
her kesimden okurun keyif alarak okuyacağına inanıyorum.
Evet kitapta sosyalizm komünizm eleştirisi yapılmakta, bence yapıcı bir eleştiri.
bu eleştiriler sosyalist fikir dünyasında, düşünmeye sevketmektedir.
kitabın temel çerçevede dolaştığı ana fikir, kötü ellere geçmiş bir sosyalist devletin durumu.
bu bir gerçek ki antisosyalist öğretinin kitabı haline gelmiştir. fakat zamanla klasikler listesine yerleşip genel
okuyucu kitlesine hitap etmektedir.
Kitabın alternatif isminide unutmamak gerek, BİR PERİ MASALI...
george orwell
hayvan çiftliği
çeviri: celal üster
can yayınları
158 sayfa.
yazılmasından kısa bir süre sonra klasikler listesinde yerini almıştır.
günümüzdeki yetişkinlere ve çoçuklara hitap eden animasyon film tadındadır, prototipidir.
her kesimden okurun keyif alarak okuyacağına inanıyorum.
Evet kitapta sosyalizm komünizm eleştirisi yapılmakta, bence yapıcı bir eleştiri.
bu eleştiriler sosyalist fikir dünyasında, düşünmeye sevketmektedir.
kitabın temel çerçevede dolaştığı ana fikir, kötü ellere geçmiş bir sosyalist devletin durumu.
bu bir gerçek ki antisosyalist öğretinin kitabı haline gelmiştir. fakat zamanla klasikler listesine yerleşip genel
okuyucu kitlesine hitap etmektedir.
Kitabın alternatif isminide unutmamak gerek, BİR PERİ MASALI...
george orwell
hayvan çiftliği
çeviri: celal üster
can yayınları
158 sayfa.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)